Bazı insanları hiç tanımamış olmayı isterdim. Bazı yerlerde hiç bulunmamış, bazı şeyleri hiç görmemiş, bazı durumları hiç yaşamamış, bazı hisleri hiç hissetmemiş olmayı.. Bir sürü hiç’lerim var. İnsan kızsa da üzülse de ne olanı değiştirebiliyor ne de öleni. Bu daha çok acıtıyor.
Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiği, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin ağrıttığını başını, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini, senden daha iyi bilemez. O yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın.
Böyle olması gerekiyormuş demeyi içim yana yana öğrendim. Artık hiçbir şeyin yakasına tırnaklarım sökülürcesine yapışmıyorum. Bu zamana kadar olacağı varsa olurdu zaten deyip pes ediyorum. Emekse emek, zamansa zaman her şeyi gözü kapalı feda ettiğim hiçbir şey benim olmadı çünkü.