Evlilik öyle bir müessese ki bu yola girdiğin an reels akışın bile değişiyor ve sen samanlıkta iğne arar gibi mobilya reklamları arasında komik reels arıyorsun…
Gönül ile aklı koydum kafese
Biri “ümit” diyor, biri “kes” diyor.
Çırpındıkça kalbim nefes nefese
Biri “dayan”diyor, biri “pes” diyor..
Yüreğim yandıkça döndüm ak kora ,
Sabrım demir aldı, yelkenler fora!
Gitmek istiyorum çok uzaklara
Biri “aman” diyor, biri “es” diyor…
“ Ölümü hatırlamak, ağızların tadını kaçıran bir hakikat olsa da aslında hayatı daha derinden idrak etmemizi sağlayan bir bilgelik gibi geliyor bana. İnsan bazen günlük koşuşturmanın içinde ölümü unutuyor, sanki sonsuzmuş gibi yaşıyor.
Sevdiklerinle geçirdiğin o basit sohbet, hatta içine çektiğin bir nefes bile anlam kazanıyor. Ölüm, hayatın en büyük öğretmeni belki de. Bize “acele et, ama telaşlanma; sev ama tutkuya kapılma ; yaşa ama sahip olduğunu sanma” diyen bir uyarıcı. Belki bu yüzden de tasavvufta da+
Ama ölümü çokça hatırlamak, bize bu dünyanın geçiciliğini fısıldıyor adeta. Belki de tadını kaçıran şey, ölümün kendisinden ziyade onu unutup yanılsamalara kapılmamızdır. Çünkü ölümü hatırladıkça , anın kıymetini daha çok hissediyor insan. Bir fincan kahvenin lezzeti,+