🔴 Deniz Göktaş'ın avukatlarından ikinci tutuklama açıklaması:
📌 Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır
https://t.co/Y3KqTgd1x0
I was elected Mayor of Istanbul three times. When I became the leading democratic challenger to the government, my university diploma, a prerequisite for running for presidency, was annulled. I was arrested and placed in pre-trial detention.
Since then, they have tried repeatedly to silence me.
My voice, my image and even photographs of me have been restricted. My social media accounts have been blocked time and again.
Then they tried to silence me inside the courtroom itself. I was prevented from presenting my defence and even from questioning other defendants.
Now they are trying to silence that defence outside the courtroom as well.
My forthcoming book, Millet Şahidimdir — The Nation Is My Witness — contains much of the defence I was not allowed to deliver freely before the court. On 27 August, before the book could even be released, an Istanbul court ordered all printed and forthcoming copies to be seized and banned its distribution and sale.
Police were sent to printing houses and copies were confiscated.
Think about what this means, first they prevent a political prisoner from presenting his defence in court; then they prohibit the public from reading that defence.
This is not justice. It is censorship backed by judicial power.
But I will not be intimidated.
I will not be silenced.
I will not surrender.
Millions will read this book. My defence will be heard. The truth will reach the public including those who are trying so desperately to suppress it.
You can confiscate a book. You cannot confiscate the truth.
Fenerbahçe Spor Kulübümüzü, UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasına katılma hakkı kazanması vesilesiyle içtenlikle tebrik ediyor, Şampiyonlar Ligi’nde başarılarının devamını diliyoruz! 🇹🇷⚽️
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’den sert tepki! Gazilere desteğe giden İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Meclis önündeki polis müdahalesi sonucu kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırıldı. ⚖️
🗣️ Çömez: "Korkunç bir manzara. Kabul edilemez, tasvip edilemez ve mutlaka hesabının verilmesi gereken bir manzara. Biz susmayacağız, biz sizden korkmuyoruz!"
Detaylar Sözcü Televizyonu'nda. 📺👇 @ekremacikel@ComezTurhan
Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta, çocukların psikolojik kırılganlıklarını daha fazla etkileşim ve reklam geliri için kullandığı iddiasıyla ABD’de hakim karşısına çıktı.
Dava sosyal medyada tüm dengeleri değiştirebilir.
https://t.co/rXdpracZAh
“İŞ BANKASI ÇALIŞANLARINDAN DUYURU"
Biz iş Bankası Çalışanları olarak Erdoğan'ın İş Bankasındaki Atatürk'ün hisselerine el koyulması konusundaki bütün gerçeği biliyoruz. Bu gerçekleri ülkemin her ferdi de bilmeli.
TÜRKİYE İŞ BANKASI AŞ GERÇEKLERİ‘’İş Bankasına karşı, ağzının suyunu akıtanlara ithaf olunur,,
Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz .!!!
-İş Bankası'nın % 40.12'si Banka çalışanlarına ait olan Munzam sandık vakfına aittir.
Ülkemizde ve dünyada bu büyüklükte , çalışanlarının ortak olduğu başka bir kuruluş yoktur.
YANİ İŞ BANKASININ PATRONU YOKTUR, DEĞİŞEBİLEN PROFESYONEL GENEL MÜDÜRLERİ VARDIR.
- İş Bankası'nın % 28.09’ u Bu Bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup, bu hisseleri de Atatürk adına Cumhuriyet Halk Partisi temsil etmekte, Temettü gelirlerini de Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bağışlamaktadır.
CHP iş bankasından 1 kuruş gelir alamamaktadır.
- İş Bankasının % 31.79 u da Halka açık hisselerdir. Yani borsadaki iş C, İş B , İş A gibi hisseler.
- İş Bankasının bugünkü piyasa değeri ; 25.700.569.000 TL (Yirmibeş milyar yediyüz milyon beşyüz altmışdokuzbin TL) Ülkesini Harami gibi soyup soğana çevirenlerin, soymaya yeni kaynaklar arayışına girmelerinden dolayı, CHP bahanesiyle saldırmalarının asıl altında yatan gerçek bu paradır.
- İş Bankasının Yönetim kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından, ( Yani alaylı) oluşmakta, 4 üye de CHP li temsilcilerdir.
-İŞ BANKASINDA KARARLAR 6 ÜYENİN OYUYLA KABUL GÖRMEKTEDİR. Dolayısıyla CHP li üyeler isteselerde tek başlarına iş bankasında siyası karar alamazlar, ve banka buna müsaade etmez.
- İş Bankasındaki şu andaki CHP Temsilcileri ;
- Murat Karayalçın ; DPT de Uzman, Ankara Belediye Başkanlığı yapmış , SBF Mezunu Deneyimli siyasetçi.
- Müslim Sarı; Milletvekili Uzman Ekonomist.SBF Mezunu,
- Rahmi Aşkın Türeli ; Maliyeci , SBF mezunu , Ekonomist.
- Özcal Korkmaz ; İktisatçı, Hesap Uzmanı , Maliyeci
Bu temsilci sıfatlarını niye yazdım ; Salt İmam Hatip Okulu Mezunu diye bu görevlere atanmadıklarını anlatmak için, TÜBİTAK başkanlığında olduğu gibi.
- İş Bankası Tüm Çeklerinde ‘’ATATÜRK" logosunu kullanan tek bankadır.
Kaynak; T.İş Bankası Çalışanları..
Mehmet Ali Sakallı..
Pakistanlı göçmen bir ailenin oğlu Hamza Yusuf, İskoçya'nın ilk Müslüman başbakanı olmuştu. İskoç ulusal giysisini giydi. İskoç halkının çıkarlarını koruyacağına, İskoç Devleti'ne, İskoç Milleti'ne sonuna kadar bağlı kalacağına, İskoçya için canla başla çalışacağına devletin resmi diliyle yemin etti.
"Ben Pakistanlıyım, İskoç giysisi falan giymem, dilinizle de yemin etmem, kendi dilimle yemin edeceğim" demedi, diyemez de...
Dedirtmezler!!!!
Gazeteci Banu Avar Fransız siyasetçi Patrik Deveciyan ile yaptığı röportaj esnasında sorar,
"Siz bir Ermeni olarak 1915 olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Patrik Deveciyan : "Ben Ermeni değilim, Fransızım"
Banu Avar : "Ama siz Ermeni kökenlisiniz"
Deveciyan : "Fransa bir ulus devlettir ve ben de bir Fransız yurtdaşıyım, yani Fransızım"
Banu Avar; "Ama siz değil misiniz Türkiye'de insanlara kürt, laz, çerkez, süryani denilmeli" diyen?
Patrik Deveciyen : "O başka"
Perde kapandı, geriye sadece kurucu değerlerden verilen tavizlerin utancı kaldı.
Dün "Yetmez ama evet" diyenlerin filmi nasıl bittiyse, bugün yeni tasfiyelere yol açanların filmi de öyle bitti.
Ama arkasında bıraktığı yıkım, geleceğimize konan ipotek çok ağır.
ÖMER HAYYAM'IN KEHANETİ
1048-1131 yılları arasında yaşayan İranlı ünlü şair, yazar, matematikçi, filozof ve astronom Ömer Hayyam, bugünün resmini 900 yıl önce görerek aşağıdaki dörtlükleri yazmıştır mı diyelim, yoksa islam aleminde hala değişien bir şey yok mu diyelim bilemedim.
Celladına aşık olmuşsa bir millet
İster ezan, ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstahaktır ona her türlü zillet.
Dünya üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm ilim kendilerinde
Üzülme, eşeği eşek beğenir
Bir hayır var sana bana kötü demelerinde.
Felek ne cömerttir aşağılık insanlara
Han, hamam, dolap, değirmen hep onlara
Kendini satmayan adama ekmek yok
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya.
Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeye
Altınlarıyla gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene sokar
Ecel çıkıverir pusudan: Ben ben diye.
Ömer HAYYAM
Yeni mucize bulundu!
"14 günde düz göbek, günde sadece 2 dakika."
Sosyal medyada dolaşıma giren bir videoda spor eğitmeni, "14 günde düz göbek" vaadiyle dikkat çekti.
İddialı formül, "Spor salonlarını emekliye mi ayıracak?" yorumlarını da beraberinde getirdi..
ABD eski Başkanı Reagan'ın hukuk danışmanı Bruce Fein:
“Asıl katliamı Anadolu'da 2,4 milyon insanı katleden Ermeni çeteler yaptı. Türkler arşivlerini açtı, Ermeniler reddetti. Ermeniler, tüm dünyadan ama özellikle de Türklerden özür dilemek zorunda kalır.”
🎬 Herkes bugün Odysseus'u konuşuyor...
Peki Türk edebiyatının ilk çeviri romanının da onun oğlunu anlattığını biliyor muydunuz?
Christopher Nolan'ın The Odyssey filmiyle birlikte Homeros yeniden dünyanın gündeminde.
Ancak bu ilgi bizi ilginç bir ayrıntıya götürüyor.
📖 Türk edebiyatının ilk çeviri romanı, François Fénelon'un Les Aventures de Télémaque adlı eserinin Osmanlı Türkçesine çevrilmiş hâli olan Tercüme-i Telemak'tır.
1862 yılında yayımlanan eser, Homeros'un Odysseia destanının kahramanı Odysseus'un oğlu Telemakhos'un yolculuğunu anlatır. Fénelon, bu hikâyeyi yalnızca mitolojik bir macera olarak değil; adalet, erdem, iyi yönetim ve ideal devlet anlayışı üzerine kurgulanmış didaktik bir eser olarak yeniden yorumlamıştır.
Böylece Türk okuru, Batı edebiyatındaki ilk roman deneyimlerinden biriyle tanışırken; bu tanışmanın merkezinde yine Homeros'un dünyası yer almıştır.
Yusuf Kâmil Paşa kimdir?
Tercüme-i Telemak'ı Türkçeye kazandıran Yusuf Kâmil Paşa (1808–1876), Osmanlı'nın önemli devlet adamlarından biri ve kısa bir süre sadrazamlık yapmış bir isimdi.
Fransızcadan (Arapça çevirisi üzerinden) yaptığı bu çeviriyle Türk edebiyatı tarihine geçti.
Ancak onu bugün milyonlarca insanın dolaylı olarak tanımasının bir başka nedeni daha var. Eşi Zeynep Hanım ile birlikte kurduğu vakıf sayesinde inşa ettirdikleri Zeynep Kamil Hastanesi, yaklaşık 165 yıldır hizmet vermeye devam ediyor ve adlarını yaşatıyor.