“Yapay zekâdaki gelişim üstel biçimde sürerse —ki bunun garantisi yok— makinelerin çoğu alanda insanı aşması yalnızca birkaç yıl uzaklıkta olabilir. Asıl mesele, insanlığın bu hızın psikolojik ve kurumsal sonuçlarına hazır olup olmadığıdır.”#çorlu#tekirdağ#sabahnamazı
“Yapay zekâdaki gelişim üstel biçimde sürerse —ki bunun garantisi yok— makinelerin çoğu alanda insanı aşması yalnızca birkaç yıl uzaklıkta olabilir. Asıl mesele, insanlığın bu hızın psikolojik ve kurumsal sonuçlarına hazır olup olmadığıdır.”
🔴 Cihat Yaycı: Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi Dinî Değil, Egemenlik ve Siyasî Statü Meselesidir
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı yönündeki açıklamalar, yalnızca bir eğitim kurumu tartışması değildir. Bu mesele; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan dengesi, patrikhanenin hukuki statüsü ve karşılıklılık ilkesi bakımından değerlendirilmesi gereken stratejik bir konudur.
Öncelikle şu temel sorunun sorulması gerekir:
Bugün Türkiye’de bu okulun eğitim vereceği, ihtiyaç duyacağı ölçekte bir Rum Ortodoks cemaati var mıdır?
Gerçek ortadadır. Türkiye’de patrikhaneye bağlı cemaat son derece sınırlı sayıdadır. Buna karşılık Yunanistan’da, başta Batı Trakya olmak üzere yüzbinlerce Türk ve Müslüman yaşamaktadır. Eğer mesele gerçekten dinî eğitim ve inanç özgürlüğü ise, önce Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin eğitim, müftülük ve vakıf hakları üzerindeki baskıları kaldırması gerekir.
Bu nedenle kamuoyunun şu soruyu sorması son derece meşrudur:
Cemaati neredeyse kalmamış bir yapı için Türkiye’de bu kadar yoğun ve sürekli uluslararası baskı neden yapılmaktadır?
Çünkü mesele yalnızca bir ruhban okulu değildir. Esas hedef; Fener Rum Patrikhanesi’ne fiilî ve zamanla hukukî bir “uluslararası/ekümenik statü” kazandırma arayışıdır. Türkiye’nin hassasiyet göstermesi gereken konu tam da budur.
Lozan Antlaşması çerçevesinde patrikhane; Türkiye’de yaşayan Rum Ortodoks cemaatinin dinî ihtiyaçlarını karşılayan yerel bir kurum statüsündedir. Türkiye Cumhuriyeti, patrikhanenin “ekümenik” sıfatını tanımamaktadır. Dolayısıyla Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden patrikhaneye uluslararası nitelik kazandırabilecek her adım, yalnızca eğitim meselesi değil, doğrudan egemenlik ve hukuk meselesidir.
Türkiye elbette din ve vicdan özgürlüğüne saygılı bir hukuk devletidir. Ancak hiçbir devlet, kendi egemenlik alanında zamanla siyasî sonuç doğurabilecek ayrıcalıklı yapılar oluşturulmasına kayıtsız kalamaz.
Unutulmamalıdır ki mesele bir okul meselesi değil; Lozan’ın dengeleri, karşılıklılık ilkesi, egemenlik hakları ve Türkiye’nin üniter yapısı açısından çok boyutlu bir devlet meselesidir.
Makamın verdiği güç, insanı öyle sarhoş eder ki ne ayıltan bir sabahı vardır ne de pişmanlığı. Alkol bedeni sersemletir, makam ise ruhu körleştirir; en tehlikeli sarhoşluk, insanın kendini her şeyin üstünde görmesidir.
Yunan Prof.Aleksis Iraklidis;
"Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda 15 yıl diplomat olarak görev yaptım. 'Türkiye agresif değil' diyebileceğim güvenle söyleyebilirim.
"Altı maddeden ikisi, yani 'hava sahası /FIR hattı' konularında, Yunanistan tamamen haksızdır."
Modern toplumda zenginlik, ahlaki yargının önüne geçen bir perdeye dönüşür; iyi ya da kötü olmak değil, görünür güç belirleyici olur. Böylece değerler değil, sermaye konuşur; erdem ise sessizleşir ve anlamını yitirir.
“Ahlaki sefalet; bir ruhun vicdan, onur ve empati gibi insani değerlerden boşalmasıdır. Maddi yoksulluk giderilebilir ancak bu ruhsal iflas, bireyin kötülüğü sıradanlaştırıp erdemi yük saydığı derin bir varoluşsal çöküşü temsil eder.”
#ahlak#etik#sefalet#toplum#çöküş
🗣️“Haramdan hayır çıkmaz; zira kirli bir kaynaktan temiz bir netice beklenmez. Gayrimeşru araçlar, kısa vadede sonuç üretse de uzun vadede bedelini tahsil eder. Meşruiyet, sonucun değil sürecin niteliğidir.”
“İyilik üretemiyorsan, en azından kötülüğün parçası olma. Tarafsızlık çoğu zaman pasif bir suç ortaklığıdır; fakat bilinçli bir geri duruş, etik bir direniştir. Zarar vermemek, zayıflık değil; iradenin en saf biçimidir.”
“İster Mesih ol ister Mehdi; gökten gelsen de bu zeminde karşılık bulamazsın. Zira bu toplum, erdemi değil, çıkarı merkeze almış; değerleri değil, menfaati kurumsallaştırmıştır.”