Yaşamaktan tiksindim yine ya, o çok korktuğumuz ölüm belki de her şeyin tek çözümü. Ölene kadar oyalanmak aşırı sıkıcı ve yaşayabilmek çok zahmet istiyor amk.
kimsenin ne yaptığını bilmediği bu dünyada, ben biliyorum! diyenin peşine takılan fikirsiz yığınların yarattığı şişkin yönelimlerle hayat görüşünü belirleyen, ilgi ve sevgisini bunlara göre tanımlayan kişiliksiz insanların arasında bazı şeylere gereğinden fazla üzüldüm belki de.
Bilinçli bir eğilim değildir bu,
kimliksiz ve kişiliksiz yığınların birbirlerine bedenlerini çarpıştırması sığlığı üzerine,
Sosyolojik üstünlük hazlarıyla hemen aklı çelinen,
güçlü sandığınız hemen herkesin karaktersiz bir böcek olduğunu size gösteren bir dünya bu.
Hayattaki en önemli ve en saygı duyulası şey,
tanrının bile varolmadığı bu evrende,
bu sonu hiç olan varoluşu bildiğin halde,
yoktan sevgi üretip,
sevip sevildiğin bir aile yaratabilmektir.
Ama ne var ki insan ruhundaki bencillik ve ihanet eğilimi buna sürekli engel olur.
yaşamak ancak hayal etmekle mümkün, yaşamın tek anahtarı budur.
ölümü kabullenmek, yok olmayı bilmek ama yine de bu sonlu, anlamsız varoluşta hayal edebilmek.
ipte bir cambaz gibi yürümek yaşamak.
bu dengeyi sağlayabilmektir mutluluk.
İnsanların gerizekalı olmadığı önkabulüne sahip toleranslı bir hümanistim fakat bağıra çağıra beyinsizliklerini haykırdıklarında nedense bu yoksunluğa ben üzülüyorum.. Bir müstakbel muhattabın daha zekasız çıkması hüznü oluyor içimde. Ama bu süreçte o salağın özgüveni eksilmiyor.
Varoluş ve sosyal yaşam konusundaki tüm şikayetlerime rağmen gerizekalı insanları gördüğümde içimde kendime karşı istemsizce bir sevgi tetikleniyor.
Her şeye ve bütün mutsuzluğuma rağmen en azından bu salak gibi mutlu değilim diyorum.
Tarihsel düzlemde yaşamanın çok da zor olmadığı medium/light bu düzende bile yaşamak bana zor geldi. Aynı zaman dilimini paylaştığım herkese ruhsal fiziksel sağlık ve mutluluklar dilerim. Hep kolayın zorlukları bunlar.