Abi sizin bana davrandığınız gibi sizs davranınca niye arkanıza bakmadan kaçıyorsunuz, şaşırıyorsunuz aşırı tepki veriyorsunuz amk? Sanki bilmediğiniz bir şey yapıyoz
@kavomerr@getmidas@EgemEraslan Evet başka aracı kurumlarda yapılan satışlar hemen geçiyor ama bizim midasta yaptığımız satışlar 13.30'dan sonra geçiyor tefas'a. Burada bi sorun olursa ne olacak? @EgemEraslan?
@favorit_skoda Alnı öpülesi bir açıklama. Çiftçiyi kendi haline bırakınca ortalık karışıyor maalesef. Devlet çiftçiye destek olmak istiyorsa traktör için kredi, mazot desteği vb. desteklerden önce bu duruma el atıp çiftçiye yol haritası çizmek verebileceği en büyük desteklerden biri olur
@CladesCyMora@ictinus_x Sizin milletiniz bizim sayemizde yüzme öğrendi :) yüzyıllar boyu öğrenemediğiniz bir aktiviteyi arkanıza bakmadan kaçarken öğrendiniz bizim sayemizde :*
@argeolog_ Boş herif beni de engelle yorma beni bi halttan anladığın yoksa boş yorum yapmayacan yoksa senle de dalga geçerler böyle. Burada olay adamın öneri vermesi değil kendince olayları küçümseyip sikko sikko akıl vermesi. Yoksa feedback gayet normal bir şey. Bi de engellemiş herkesi😂
Yav şovmen misin aw şu yaptığın şebekliğe bak, bi de emoji koymuş kendince akıl veriyor. Adam nezaketen cevap etmiş sana şu yaptığın boş konuşmalara bak :D
Madem iki ülkenin de vatandaşları bu kadar şikayetçi o zaman niye hâlâ seçimlerde ezici çoğunlukla aynı kişileri seçiyorlar? Maval anlatıyonuz ya. Boş laf aaawwww
Azerbaycan’da kime selam versem ekonomiden dert yandı. Özellikle son yıllarda halkın çok fakirleştiğini söylediler. Birine “acaba savaşın ve kurtarılan bölgeleri imar etmenin ekonomik yükünden mi” diye sordum. Yok dedi; “ilgisi yok, Aliyev ve çevresine para yetiştiremiyoruz, o yüzden”. Rastgele 4-5 kişiyle aynı muhabbeti yaşadım, hepsinin dedikleri üç aşağı beş yukarı aynıydı; fakirlikten dert yandılar, Aliyev ve çevresinin nasıl zenginleştiğinden bahsettiler. Birisi, Karabağ zaferinden sonra daha da pervasızlaştığını artık halkı hiç umursamadığını söyledi. Bir diğeri ise “ne zaman sizinkinin kucağına oturdu, bu da ona benzedi, eskiden bu kadar değildi” dedi. Bunu diyen kişiyle çok keyifli bir sohbet yaptık. Birbirimize karşılıklı olarak kendi ülkelerimizde olan vergilerden bahsettik hangisi kimde var kimde yok karşılaştırdık. Vardığı sonuç Türkiye’de daha çok vergi olduğuydu ama “bizimki de sizinkinden ne görüyorsa yapıyor, o vergilerden haberi olursa hemen buraya da getirir.” diye ekledi. Bir başkası da “sizinkine özeniyor, onun gibi olmaya çalışıyor” demişti. İkisine de Erdoğan’ı sormuştum, burada sevilir mi diye; ikisi de sevilmez dedi. Vergileri kıyasladığımız abi, Erdoğan’ın dini kullandığından epey bahsedip bizdekinde en azından o yok dedi.
Uygulama üzerinden taksicilik yapan bir başkası, arabaya girdiğim gibi “Gardaş Türkiye’de durumlar nasıl diye sordu” ama bu soru aslında içini dökmek için bahaneymiş anlaşılan çünkü benim cevabımla hiç ilgilenmeden kendisi anlatmaya başladı. İlk cümlesi “Ben artık ölmek istiyorum, ölüp Hz. Muhammed’e kavuşmak istiyorum. Bıktım artık böyle yaşamaktan. Evde üç çocuğum var, para kazanabilmek için eve gidemiyorum. 24 saat taksicilik yapıyorum, aralarda takside uyuyorum, eve sadece günde bir saat yemek için uğruyorum.” diye gözleri dolarak anlatmaya başladı. Halkın ne kadarı bu durumda diye sordum; 1 milyon kişi rahat yaşıyordur ama geri kalan herkes sıkıntıda dedi. “Gençler Rusya’ya, Avrupa’ya kaçıyor, kızlar fahişelik yapıyor, sabaha kadar fahişe taşıyorum ben. Neft zengini bir ülkede halk nasıl bu halde olabilir?” diye sıraladı. Neden böyle diye sorunca cevabı yine aynı oldu; “yukarıdakinin gözü doymuyor ki, her şey onun cebine gidiyor.” Trafikte beklediğimiz bir ara camları kapatıp fena sövmeye başladı. Bir baştakilere, bir polislere… Polisleri sordum, daha da küfür etti. Bizdekiyle aynı şeyleri anlattı; milleti nasıl acımasızca dövdüklerini, sosyal medyada aleyhe bir şey yazarsan nasıl alıp götürdüklerini… Biz “iki devlet tek millet” diyorduk ama devlet de tekmiş meğer dedim. Savaş sayesinde desteği artmadı mı diye sordum. Savaş öncesi zaten tepki çokmuş, zafer kazanınca ilk başta tepki azalmış ama fazla sürmemiş, millet yoksulluktan bıktı artık kanmıyor buna dedi. Herkes bu adamdan da ailesinden de bıktı usandı artık, görüsün bak dedi; “yakında Azerbaycan’da öyle bir inkılap olacak ki tüm dünya gıpta ile bakacak." Sonra yine umutsuzluğa kapılıp “ben ölünce bunların hiçbirine hakkımı helal etmeyeceğim, hiçbirine etmeyeceğim” diye söylendi.
Yine uygulamadan taksicilik yapan bir başka kişiye bu sefer ben ekonomiyi sordum: “çalışan para kazanır, çalışmayan kazanamaz” diyerek geçiştirdi ilk başta. Sonraları muhabbet ilerleyip samimiyetimi fark edince o da açılmaya başladı; “burada tepedekinin izin vermediği kimse zenginleşemez anca geçinir. Sadece onlara da para veriyorsan zengin olursun” dedi. Daha çok polislerden ve rüşvetçiliklerinden dert yandı, ceza ve rüşvet ödemekten illallah etmiş.
Kısacası benim gözlemlediğim kadarıyla Aliyev’e tepki çok büyük, insanlar yoksulluktan çok dertli ve bunun sebebi olarak da Aliyev ve çevresini görüyorlar. Bakü'nün merkezinin o ihtişamlı ve zengin görüntüsünün aksine halkın çoğu geçim derdinde. Nitekim merkezden dışarıya doğru çıkınca cepheleri yenilenip jilet gibi olan tarihi ve tarihi gibi görünen ama yeni yapılmış ihtişamlı binalar yerini Rus romanlarındaki kahramanımızın 50 kapiği daha olsa kiralayabileceği eski püskü evlere bırakıyor.