Many of you asked for a vertical version, so I made one! Feel free to use it however you'd like.
The other characters are in the comments.
Special thanks to the MegaCrit team for sharing my work.
#slaythespire#slaythespire2
🎬 Gelin size Hollywood filmlerinde kamera ne zaman Meksika’ya, 'Ortadoğu’ya', Güney Asya’ya ya da Afrika’ya dönse ekranın neden aniden tozlu bir sarı tona büründüğünü anlatayım:
Sinema literatüründe "Yellow Filter" (Sarı Filtre) olarak bilinen bu uygulama, aslında sadece sanatsal bir tercih değil, modern bir oryantalizm ve sömürgeci bakış açısıdır. Breaking Bad ve Traffic’te Meksika’yı, Extraction ve Slumdog Millionaire’de Hindistan’ı, Black Hawk Down’da Afrika’yı ya da pek çok ajan filminde İstanbul’u ve “Ortadoğu’yu” sanki üzerine sarı bir sis çökmüş gibi görmemiz tesadüf değildir.
Bu görsel manipülasyon, Edward Said’in bahsettiği "Öteki"ni inşa etme sürecinin en kestirme yoludur: Batı dünyası parlak ve "soğuk mavi" tonlarla rasyonelliğin, ilerlemenin ve medeniyetin merkezi olarak sunulurken; "Küresel Güney" olarak adlandırılan ve tarih boyunca sömürgeciliğe maruz kalmış coğrafyalar sarı filtreyle boğularak "kaotik, tehlikeli ve durağan" birer suç mahalline indirgenir.
Bu durum, kolonyalizmin kurduğu o üstenci görsel hiyerarşiyi her karede yeniden üretir. Sarı ton; kuraklığı, fakirliği ve "eskiyi" sembolize ederek izleyiciye bu bölgelerin modern zamana ait olmadığı ve "ıslah edilmesi gereken, kirli bir geçmişte takılı kaldığı" mesajını bilinçaltından fısıldar.
Hikaye anlatma biçimi olarak bu filtreyi seçmek, o coğrafyanın gerçek renklerini ve modern dokusunu yok edip Batılı izleyicinin zihnindeki stereotipleri beslemektir. Sonuçta sinematografi, burada bir sanat dalı olmaktan çıkıp dünyayı "medeni merkez" ve "egzotik/vahşi çevre" olarak ikiye bölen politik bir araca, yani sömürgeci zihniyetin görsel bir mührüne dönüşür.
A worker in Ontario, California sets his company’s warehouse on fire and has a message for the CEO:
“There goes your inventory. All you had to do was pay us enough to fucking live.”
Expect to see more of this as people struggle to survive under our decaying capitalist system.
Today is Trans Day of Visibility.
Trans, non-binary, and gender-nonconforming people have always been here — from the hijra of India to the Diné nádleehi to the leaders who built the modern LGBTQIA+ movement here in New York.
Your existence is not up for debate. Your lives are not a political issue.
We’re fighting for a city where every trans New Yorker can live openly, safely, and with joy.
Journalism Is Not a Crime
The arrest of Kalidas Subramaniom is deeply troubling and deserves unequivocal condemnation.
Journalists play a critical role in documenting realities that are often deliberately obscured, particularly when it comes to vulnerable communities.
(1/10)