▪️ Bir İsrail Örtülü Operasyonu: İsrail jetleri radarlarımıza rağmen Türkiye üzerinden Suriye'yi nasıl vurdu? (Taktik körlük mü, istihbarat zafiyeti mi?)
▪️ İstihbaratın Şifreleri: "Ajanlık filmlerdeki gibi değil" açıklamasının perde arkasında yatan yeni nesil istihbarat gerçeği.
▪️ Aliyev'den Karabağ Çıkışı: "Savaşta tek başımızaydık, silahları kendi paramızla aldık" sözleri kime mesaj?
▪️ Bölgesel Savaş Riski: İsrail-İran gerilimi, ABD'nin bölgeye yığınağı ve kilitlenen Rusya-Ukrayna savaşı.
Tüm bu sıcak başlıkların ve örtülü operasyonların perde arkasını anlattığım yeni videom şimdi YouTube kanalımda yayında!
Hemen izlemek için linke tıklayın: 👇
https://t.co/170NG47f4D
#İsmailHakkıPekin #İstihbarat #Ortadoğu #MİT #Gündem #İsrail
Yaklaşık yedi ay önce 26 Mart 2026’da, kabaca 1 milyon varil ham petrol taşıyan Türk işletmeli ALTURA tankeri İstanbul Boğazı’na 18 mil mesafede vuruldu. Saldırının makine dairesini hedef aldığı açıklandı. O gün bunun sıradan bir olay olmadığını; dolu bir tankerin Boğaz yaklaşma sularında vurulmasının can, mal, seyir ve çevre güvenliği açısından çok ciddi bir eşik olduğunu vurgulamıştım.
Aradan geçen altı ay içinde Karadeniz’de sivil deniz ticaretine yönelik saldırılar azalmadı, aksine coğrafi olarak genişledi.
3 Ağustos’ta Türk sahipli YAŞAR ve NADEZHDA Novorossiysk’ten ayrıldıktan sonra İHA saldırısına uğradı.
Şimdi ise sadece iki gün içinde Türk sahipli üç ticaret gemisi daha vuruldu:
5 Ekim’de Romanya MEB’inde Türk sahipli ROYAD MAMMADOV vurularak battı. İki denizci hayatını kaybetti.
6 Ekim’de Bulgaristan MEB’inde yine Türk sahipli ALFA WATAN ve ABLE hava ve deniz dronlarıyla vuruldu. ALFA WATAN battı. ABLE yandı, makine dairesi su aldı; 11’i Türk 18 denizci tahliye edildi.
Artık açıkça görülüyor ki Karadeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılar münferit olaylar olmaktan çıkmış, adeta topyekûn bir savaşı aratmayacak yoğunluğa ulaşmıştır.
Daha vahimi, savaş Ukrayna ve Rusya kıyılarından çıkarak Türkiye, Romanya ve Bulgaristan MEB’lerine, yani Batı Karadeniz’e tamamen yayılmıştır. Sivil deniz ulaştırması açısından tehdit giderek kontrol dışına çıkmaktadır.
Türkiye artık sadece olaylar gerçekleştikten sonra açıklama yapmakla yetinmemelidir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türk bayraklı, Türk sahipli ve Türk işletmeli gemilere Karadeniz’deki savaş riskini açık biçimde hatırlatan bir SEYİR GÜVENLİĞİ GENELGESİ yayımlamalıdır.
Armatörlere yüksek riskli bölgelere giriş konusunda açık tavsiyeler ve mümkün olduğunca kaçınılması gereken sahalar bildirilmelidir.
Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik ve Ulaştırma Bakanlığı arasında müşterek bir KARADENİZ DENİZ TİCARETİ ERKEN İKAZ/WATCHDOG sistemi kurulmalıdır. İHA, İDA, mayın, füze ve diğer tehditler sürekli takip edilmeli, Türk armatör ve kaptanlarına anlık tehdit ihbarları, riskli koordinatlar ve rota tavsiyeleri yayımlanmalıdır.
Türk armatörleri de artık Karadeniz’i normal bir ticaret sahası gibi değerlendirmemelidir. Ticari kazanç uğruna gemi ve denizcilerimizin hayatı savaş riskine sokulmamalıdır. Özellikle aktif çatışma ve saldırı sahalarına yapılacak seferler yeniden değerlendirilmelidir.
Bu noktaya nasıl gelindiği de sorgulanmalıdır. Türkiye, Montrö’nün 19. maddesini uygulayarak Boğazları savaş gemilerine kapatan devlet olarak Karadeniz’de kayıtsız şartsız aktif tarafsızlık izlemeliydi.
Ancak Ukrayna’ya SİHA tedarikine izin verildi. İngiliz ve Amerikan desteğindeki Ukrayna’nın asimetrik deniz savaşı zamanla Rus askeri hedeflerinden Rusya bağlantılı deniz ticaretine genişledi ve Rusya da karşılık verdi.
Sonuçta İHA ve İDA saldırılarının sivil deniz ticaretini de içine aldığı, giderek kontrolsüzleşen bugünkü ortam doğdu.
Türkiye başından itibaren iki tarafa eşit mesafede, Montrö’nün ruhuna uygun katı bir tarafsızlık izleseydi bugün Türk deniz ticaretinin karşı karşıya kaldığı bu tehlike karşısında çok daha güçlü bir konumda olurdu.
Mekke Anlaşması Meclis’te onaylanmadan başlayan askeri hareketlilik ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker/silah göndermesi ve bunun yaratacağı riskleri, yapılan yanlışları bir kez daha etraflıca ele aldık
Şiddetle tavsiye ederim
https://t.co/kkpG0mxymG @YouTube aracılığıyla
Kıbrıslı Rum tarihçi Jerry Kossifos’tan çarpıcı itiraf:
“1963’teki olayları biz başlattık, Türklere kötü davrandık, çok büyük hatalar yaptık." Kıbrıs'ı Türklerin değil, dış güçler böldü.”
2016 Silk Road Institute Türkiye raporunda ‘Ali Babacan, Ekrem İmamoğlu geleceğin liderleri’ ifadesi vardı.
Aynı kurum 2008’de de Kılıçdaroğlu’nun ana muhalefetin lideri olacağını yazmıştı
MALİ OPERASYON YAPIYORLARMIŞ...
Bir tarafta 20 Trilyon götürenler (Borsadaki zarar hesaba katılırsa 1000 Trilyon dolar zarar var.)
Diğer tarafta muhallif olduğu için yargı kullanılarak işkence yapılan bir adam...
SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ...
İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün eski başkanı Ami Ayalon, 2012 yılında İsrail’in güvenliği için Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ün katılacağı bir Sünni koalisyon önermişti. Ayalon, "İsrail, İran tehdidini ancak böyle yok edebilir.” demişti.
https://t.co/bxW9LNMbJu
🗣️"2023 sonuna yakın Dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrit roketimizle Ay'a ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz.
2. aşamada ise aracımızı yakın yörüngeye çıkaracak ilk fırlatmayı bu kez milli roketlerimizle yapmayı hedefliyoruz."
RTE | 09.02.2021
@EbubekirSifil İran’da ehlisünnet camisi yok diyen 👇
Ebu Bekir sefil hoca ;
insanları fitneye çağırma;ve kardeşliğe; çağlar!
Coğrafyada bir kargaşa ! Kimin ateşine odun taşıyorsun !
fitne ateşini bilinçli olarak körüklediine eminim!!
Umarım Türkiye’de fitne ateş ateşi yakmasınız!
@EbubekirSifil Mezhepçilik gözünüzü o kadar kör etmiş ki ;
ABD ve İsrail Şii sünni ,Çoluk çocuk demeden katlediyor; “Şii sünmi fark etmez islam bizim
Düşmanımızdır” diyor.
Senin gibi kim tarafından fonlandığı belli olmayan insanlar meslekçilik hastalığını veba gibi yayıyorsunuz ,
Former Hollywood Producer Aaron Russo EXPOSES The Rockefeller Family
“He was at he was at the house one night and he would talk and he started laughing. Aaron, what do you think women's liberation was about? — I said, I think it's about women having the right to work, getting equal pay with men, just like they won the right to vote, you know. And he started to laugh.
He said, you're an idiot. And I said, why am I an idiot? He said, let me tell you what that was about. We, the Rockefellers, funded that. We funded Women's Liberation, you know, and we're the ones who got all over the newspapers and television, the Rockefeller Foundation.
He says, and you want to know why? He says, there were two primary reasons, and they were
- One reason was we couldn't tax half the population before women’s liberation
- The second reason was, now we get the kids in school at an early age, we can indoctrinate the kids how to think. It breaks up the family.. The kids start looking at the state as the family, as the school, as the officials, as their family, not as the parents teaching them.
And so those are the two primary reasons for women's love, which I thought up to that point was a noble thing. When I saw their intentions behind it, where they were coming from, when they created it, the thought of it. I saw the evil behind what I thought was a noble adventure.”