*“ŞİDDETİN GÖLGESİNİ, MEMLEKETİN ve KÜRT YURTTAŞLARIMIZIN DEMOKRATİK TALEPLERİ ÜZERİNDEN KALDIRMAK” İÇİN HATIRLATMA ve TAVRIMDIR!*
Şubat 2025’te “silahların bırakılması” çağrısından hemen sonra *ülkemizde; Anayasanın, yasaların, başta TBMM olmak üzere kurumların, kuralların askıda olduğunu dikkat merkezimizden kaçırmadan* ama *Kürt Sorunu’nda “silahlara veda çağrısı”nın başlatacağı yeni bir siyaset ortamını heba etmeden sürecin ülkemiz ve bölgemiz için önemli* sonuçları olacağını açıkladım.
Bugün de ülkemizde demokratik siyaset ortamının bir yıl öncesine göre daha olumsuz olduğunun altını çizerek *“şiddetsiz siyaset”* adımları önemlidir.
4 Mart 2025 tarihli açıklamamı tekrar paylaşıyorum.
“Şiddetsiz bir siyaset ortamı oluşturmak için” her yurttaşın, her kurumun önemsemesi gereken çok güçlü bir çağrı yapıldı.
Bir an için Anayasa’nın askıda olduğunu unutalım.
Bir an için hukukun en dipte, keyfiliğin dorukta olduğunu unutalım.
Bir an için her türlü demokratik talep gibi Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerinin demokratik bir ortam olmadan serpilip gelişemeyeceğini, atılan adımların güvenceye kavuşamayacağını, kalıcı olamayacağını da unutalım.
Şimdi, Kürt Sorununun silahların gölgesi olmadan, şiddetsiz bir ortamda konuşulabilmesi için, “önce barış” diyen, “şiddetsiz bir siyaset ortamı” için yapılan çağrıya dikkat kesilelim. Yakılmaya çalışılan barış ateşinin, her yönden esen sert siyaset fırtınalarıyla sönmemesi için çevresini kuşatalım. Toplumsallaşması için sahip çıkalım.
Kürt Sorunu üzerinden şiddetin gölgesinin kaldırılması çabaları yeni toplumsal ve siyasal mutabakatlar için bir fırsat olabilir. Bu çabanın karşılığı verilmelidir. Barışçı bir ortamda bütün görüşlerin özgürce kendini ifade edebilmesi, derinlemesine konuşulup tartışılması “fiili durumlar”a, siyasetin hoşgörüsüne bırakılamaz. Önceki yılların “fiili durumlar”ının sonuçlarını yaşamaktayız. Şiddetin siyasetten dışlanması adımları siyasetten gelen demokratik adımlarla karşılık bulmalıdır.
Sorunun çözümü geniş bir toplumsal mutabakat gerektiriyor. Toplumsal ve siyasal desteği genişletmenin ilk adımı Meclis’i çözüm odağı olarak işlevli kılıp süreci şeffaflaştırmaktır. Acilen, önceki yıllarda yasal güvencelere bağlanmadan atılmış adımların ceremesini yaşayanları özgürleştirmek, Kürt yurttaşlarımızın seçme iradesini yok eden kayyumluk vesayetine son vermektir.
Her ileri adım önemlidir. Dikkate alınmayı hak eder.
Ve şimdi başta “unutalım” dediklerimizin hepsini yeniden hatırlayalım.
Cumhuriyetimizi demokratikleştirmek için; hukukun, yasaların, kurallı, kurumlu bir işleyişin kazanılması için, Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri için, eşit ve özgür bir Türkiye için yürüyüşümüze devam edelim.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
TİP Hatay milletvekili Can Atalay, çok samimi ve yapıcı bir eleştiri yaparak süreci sahipleniyor. Umarım şu tutum herkese bir nebze olsun ders verir. Umarım Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkında hak ihlali olan AYM kararları uygulanır.
İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasaya ilişkin olarak partimizin görüşlerini dile getirdi:
"Barışın gerçek güvencesi kanunların herkese eşit uygulandığı bir hukuk düzeninde gerçek bir yüzleşme ve onarıcı adalettir. Ve o düzen olmadan hiçbir yasa kendi başına güvence değildir. Bu yüzden dayatılan teklife ‘Kürt meselesinin kök yasası’ demek, ‘demokratikleşme’ diye sunmak abartılı bir iddiadan ibaret.
Devletle örgüt arasında bir tür fesihle beraber kısmi ve özel bir affı içeren bu mütareke metnine, iktidar mahfilleri dışında kalanlarca verilecek evet oyu sizlere duyulan güvenden değil. Niyet, ciddiyet ve samimiyet konusunda güven yaratmasa da savaşın sürmesine razı olmadığımızdan, her kim olursa olsun tek bir çocuğun daha ölmemesi ihtimalini ciddiye aldığımızdandır. Bizim evetimiz tasarının eksiklerini örten bir onay değil; ödenen bedellere, kuşaktan kuşağa taşınan dayanışma ve barış iradesine duyduğumuz sorumluluğun ifadesidir.”
“Madımak’ın külleri hâlâ soğumadı. Çünkü adalet tamamlanmadı. Çünkü eşit yurttaşlık hâlâ tam anlamıyla kurulamadı. Çünkü Türkiye’nin demokratik geleceğiyle ilgili sorular hâlâ önümüzde duruyor.”
Taylan Özdemir - Madımak’ın Gölgesinde: Yüzleşilemeyen Geçmiş, Kurulamayan Eşit Yurttaşlık
Yazıyı okumak veya dinlemek için tıklayınız.
https://t.co/yStqKOwLTD
Haydut Trump ve arkadaşlarının NATO eliyle coğrafyamızda katliamlar düzenleyip, Ankara'da elini kolunu sallayarak gezmesine sessiz kalmayacağız!
Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban polis ablukasından seslendi. Yoldaşlarımız gözaltına alınıyor, direnişimiz sürüyor.
Ters kelepçe takmaları eziklikten başka bir şey değil. Güya gözdağı veriyorlar. Yahu Deniz gösteriyi çekmiş, yayınladı, onca hakarete, tehdite rağmen kaldırmadı, her gün paylaştı, bir de üstüne soruşturma açıldı haberinin üzerine kalktı kendisi geldi zaten, kime neyin artistliğini yapıyorsunuz?
Deniz Göktaş yalnız değildir diye tweet atıp bırakmayacağız.
Yarın adliyede yanında olacağız.
Gösterilerini 10 milyonlarca izleteceğiz.
Mizahçılar, sanatçılar, hukukçular ellerinden gelen desteği verecek.
Bizim Deniz'ler kazanacak...
Komedyen Deniz Göktaş, geçtiğimiz günlerde yayınlanan stand-up gösterisinin ardından önce yandaşlar tarafından hedef gösterildi, az önce ise yurt dışından döndüğü havaalanında gözaltına alındı.
Eleştirel fikirlere ve mizaha tahammülü olmayan Saray Rejimi’nin sindirme çabalarına karşı cesaret gösterenlerin yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması kapsamında düzenlenen programda konuştu:
‘’25 yıldır kim teslim olmadı? Biz teslim olmadık. Biz ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ diye yüzlerce yıldır bu mücadeleyi devam ettiriyoruz.’’
Genel Başkanımız Erkan Baş ve beraberindeki Parti heyetimiz, Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması kapsamında düzenlenen programa katıldı.
Ayrıştıran, yoksullaştıran, asimilasyoncu Saray Rejimi’ne karşı laikliği ve eşit yurttaşlığı hep birlikte savunacağız.
Şu rezilliğe bak.
7 TİP'li öğrencinin katillerinin arkadaşları CHP Genel Merkezi'nde bozkurt işaretiyle gülerek poz veriyor. Bu rezaleti açıklayabilecek mutlak butlan taraftarları var mı?