@hnlngk@ismailDavran@NaimBaburoglu İngiltereye sığınma başvurusu yap bakalım kabuş edecek mi? Ya yalan yanlış bilginizle buralarda akıl yürütüp ülkeyi yol geçen hanına döndürdünüz..
‘Abi instagram yasağı için yok mu cümlen?’ diyorlar. Olmaz mı be gülüm? İnstagramın dünya rekorunu bir buçuk senedir elimde tutuyorum, nasıl olmasın? Canım instagramım… Şahsi hesabımı takip etme teveccühünü gösteren 6.7 milyon insana ulaşıyordum. Ayrıca BabalaTV ve Babalayka hesaplarıyla erişebildiğimiz 2 milyonun üzerinde insan vardı instagramda. Yaptığımız projeleri tanıtıyor, sayısız yardım yapıyor ve elbette büyüyen ekibimize kaynak sağlayan iş birlikleri ile ayakta durmaya çalışıyorduk. İşimizden kazandıklarımızı bir sonraki işimize harcadığımızı, işlerimiz daha büyük, daha iyi olsun diye çabaladığımızı da herkes bilir. Youtube gelirlerimizi bağışlayıp, instagram gelirleriyle ayakta dururuz diyordum… Sistemimizin göbeğine bomba yemişiz, nasıl yazmayayım? Her şey bir yana, keşfet bölümünde gezinip tatile çıkanları kıskanıyor, birbirinin arkasından konuşan insanların sarılırken foto paylaştığını görüp gıybet yapıyordum. Elin gavurunun teknolojilerine hayret ediyor, DM özelliğiyle heyecansız özel hayatımı diri tutuyordum. Gezelim görelim denen şeyin, görelim kısmıyla yetinip dağa ormana layk atıyor, tipsiz sıfatımı cilt efektiyle boyayıp, sokakta atamayacağım havayı sosyal eşrafa atıyordum. Küçümsemeyin. Kısıtlı sosyal yaşamda bunlar hayat kurtarır. Ben biraz işkolikimdir, bana çok iyi geliyordu. Çok üzgünüm elbette ama o kadar. Ötesine geçip şikayet etmeyeceğim. Neden edeyim? Her yasağı sinesine çekebilen sinesi geniş kalabalıkla mı uğraşayım? ‘Oooo kıçını başını gösteren bir sürü influencer işsiz kaldı hahahaha’ yazana mı dert anlatayım? Sırf ilgi görmüyor diye ilgi görene saldıranlarla mı kapışayım? 10 yıldır anlatıyorum, kapışıyorum. Milyar izlenmeye ulaşmışım. Neye yaramış? Bin tane dava, bin tane iftira, milyonlarca hakaret yemişim. Canım sağ olsun, küstüğümden falan yazmıyorum bunları en azından denedim. Sadece soruyorum, neye yaramış? ‘Abi instagramı kapatamazlar!’ Öyle mi ciğerim? Dur sana bir soru daha sorayım. Sence ne isterler de yapamazlar? Mesela halk onlara hangi konuda geri adım attırabilir? Eğitim sistemini değiştirseler, adalet sistemini değiştirseler, ekonomik sistemle oynasalar, orduyu baştan dizayn etseler, milli bayramlara ayar çekseler, andımızı kaldırsalar, Türkçe bilmeyenler geleceğimize oy atsalar, tarihi yeniden yazsalar mı? Bunları geç, çok geç. Varsa bilmediğim başka bir kırmızı çizginiz yazın da bileyim. Her neyse… Bu ve bunun gibi sebeplerle artık şikayet etmeyeceğim siyasetçileri, üzgünüm deyip geçeceğim. Çünkü benim şikayetçi olduğum şey biziz. Suç onun bunun, şu partinin bu partinin değil, bizim. Halen ‘Abi ses çıkart! Abiii!’ mi diyorsun azizim? HÖÖÖYYYT! Al sana ses.
Kibirlerine yenildiler
Malum sessiz yığınlar iktidara attığı tokatla birçok belediyeyi muhalefete verdi. Dört yıldır İstanbul başta olmak üzere birçok kenti, belediyeyi takip ediyorum. Yaptığım haberler ile adım adım AKP'nin nasıl sonunu hazırladığını anlatmıştım ve şimdi tekrar hatırlatayım👇
Şimdi size bir hukuk garabeti ve büyük bir skandalı anlatacağım.
Depremin üzerinden tam 1 yıl geçti. Herkes unutmayacağız naraları attı.
Sağdaki fotoğraf 3 yıllık Ilgım apartmanına ait. Apartmandaki neredeyse herkes hayatını kaybetti. Toplam 80 kişi hayatını kaybetti.
Soldaki fotoğraf hukukçu arkadaşım Abdullah'ın ailesi. Annesi Hatice Eğilmez, babası Ahmet Eğilmez ve kardeşi Fatma Betül Eğilmez Ilgım apartmanında hayatını kaybetti.
KTÜ'nün hazırladığı bilirkişi raporuna göre bina "KUSURSUZ" bulundu! Sorumlular müteahhitler tahliye edildi!
Kolon yerine kirişten alınan karotlar değerlendiriliyor. Zemin etüdü raporu alınmıyor. Raporun bazı kısımlarında "çoğunlukla uygundur" yazıyor fakat nelerin ve nerelerin uygun olup olmadığı belirtilmiyor.
Ilgım apartmanının yanında bulunan 20-30 yıllık binalar ayaktayken 3 yıllık Ilgım apartmanı KUSURSUZ bulunuyor ve bu apartman yan yatarak yıkılıyor. 80 kişi hayatını kaybediyor!
Gazetecilerin, hukukçuların ve tüm herkesin bu hukuk garabetini görmesi, duyması için lütfen bu ilk tweeti paylaşalım.
#IlgımApartmanıİçinAdalet
Akbelen’e bunu yaptılar. Çöle değil (çöl de yaşar) ölü bir araziye çeviriyorlar. Bu yıkıma son vermezsek tüm ülke doğası aynı sonu bekliyor.
#AkbelendenVazgeçmiyoruz
V/@zengiinnn
@SireneOznur Orda rahatsiniz tabii. Euro olmus 22 tl ekonomi dipte..Kizim var genclerimiz var.. afgan suri bilmem ne magra adamlarini ulkeye doldurdular. Onlardan nasil koruyacagiz diye dusunuyoruz.. Polis bisey yapmiyor. Adalet arayamiyorsun..siz nasil insanlarsiniz ne kadar vicdansizsiniz?
Bir kaç gündür yurtdışında oy veren kadınların sandık başında fotoğrafları düşüyor önüme.
Çoğunun ortak dili “Sonuna kadar Erdoğan” şeklinde.
Sevgili hemcinslerim;
Hepiniz çok güzelsiniz, zarifsiniz.
Saçlarınıza şekil vermiş, makyajlarınızı yapmış, eteklerinizi, pantolonlarınızı, taytlarınızı, topuklu ayakkabılarınızı giymiş şıkır şıkırsınız.
Hep de böyle olmanızı arzu ederim lakin biz Türkiye'de yaşayan kadınlar var olma mücadelesi veriyoruz.
Dayak yiyor, taciz ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyoruz.
Düşünün benim haklarımı korumasını beklediğim AYM üyesi bile "kadın-erkek eşitliği modern hurafedir" diyor.
Yani uzaktan sevmek kolay.
Biz tehlikenin farkındayız, ya siz?
Uğradığımız tüm haksızlıklar da verilen cezalar da ne giydiğimize, nerede olduğumuza, saat kaçta olduğuna göre şekilleniyor.
Biz kadınlar sizler gibi giyinip otobüse binerken biri tekme atar mı diye tedirgin oluyoruz mesela.
Akşam sokakta arkamıza bakarak yürüyor, aynı işi yaptığımız halde erkeklerden daha az ücret alıyoruz.
Gel de tüm bunları siyasilerin düzeltmesini bekle..
Burada başın açıksa "perdesiz ev" diyorlar,
hakkını arayınca "sürtük" diyorlar,
çalışmak isteyince "evdeki işler yetmiyor mu, erkekler işsiz kalıyor" diyorlar,
"kadın evi süsüdür" diyor hatta çalışarak fuhuşa zemin hazırladığımız bile söylendi biliyor musunuz?
Ne güzel gülmüşsünüz fotoğraflarda, hep de gülün isterim.
Lakin burada kahkaha atan kadına "iffetsiz" diyorlar biliyor musunuz?
Biz Atatürk sayesinde kul olmaktan kurtulup vatandaş olmuşken bugün hayvan gibi sahiplendirmekten bahsediyorlar.
Sizin yaşadığınız ülkelerde bırak siyasetçiyi sıradan bir vatandaş bile kadınları sahiplendirmekten bahsedebilir mi?
Bahsedemez, biliyorsunuz ve uzaktan ne de güzel seviyorsunuz.
Bizi erkek şiddetinden koruyan sözleşmeleri üç beş oy için silip atıyor, kız-erkek öğrenciler aynı sınıfta ders görmesin diye mücadele ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Yani elleri ya saçımızda, ya örtümüzde, ya eteğimizde...
Gülme, çalışma, konuşma, düşünme, isyan etme, eğlenme, onu giyme, buraya gitme...
Tek dertleri kadın!
Ahlakı kendilerinde, siyasetlerinde değil hep kadında arıyorlar.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de yaşayıp oy verirken “Şeriat için” diyen hemcinslerim..
Çok değil 2 sene önce şeriattan ilk kaçan erkekler olmadı mı?
Düşünebiliyor musun binde bir ihtimal bile yokken uçağın motorunda ölümüne uçtu adamlar.
Tercihlerinize elbette saygım var.
Lakin Afganistan’da, İran’da yaşamadan Avrupa’nın göbeğinde “Şeriat” istemek ne kolay değil mi?
Peki istemeyenler ne olacak?
Siz uzaktan seveceksiniz diye biz hayattan uzaklaşıyoruz adım adım..
Farkında değilsiniz!
@PoleHeaton@erenroma@sgokbakar Olmus olana bisey yapamiyiz su an yapabilecegimiz tek sey bu din simsari seytanlari basimizdan gonderip yargilanmalarini saglamak.. adam zaten 1 donem cb olup gidecek..20 sene basimizda kalmayacak bu duzenbazlar gibi