Dün narsistler üzerine yazınca, yıllarca narsist bir eşle yaşamış bir hanımefendi yazdı. Yazdıklarını izniyle paylaşıyorum.
" Narsistle yaşadığın zaman bitmeyen bir döngüye mahkum oluyorsun, bir açıklama ve sürekli kendini anlatma karşı tarafı ikna etme döngüsü. Hiçbir zaman bir şeyi kendi rızan ve keyfin için yapamadığını, her zaman onaya ihtiyacın olduğunu ancak çıkınca anlıyorsun.
Bu öyle zehirli bir süreç ki bir süre sonra kendini değil onun ne diyeceğini, kavga çıkarıp çıkarmayacağını, onu huzursuz edip etmeyeceğini düşündüğünü fark ediyorsun. Seni yavaş yavaş, dengesiz tavırları ve asla ne iyi ne de çok kötü diye tanımlayamayacağın bir ikileme hapsediyor.
İyiyken dünyanın en iyi ve becerikli insanı olurken aniden ve hiç beklemediğin zamanlarda ufacık şeylere verdiği korkunç tepkiler sonucunda pısmayı ve sinmeyi öğreniyorsun.Bunu sana zorla yapmıyor ama asla kötülükle değil, çoğu şeyi o kadar kendi rızanla yapıyorsun ki sen değil de sadece onu ve onun istediği hayatı yaşadığının farkında bile olmuyorsun.
Kavga çıkmasın diye sürekli temkinli olmayı, hayatta hiçbir şeye sevinmemeyi, aniden çıkan kavgaların daha fazla devam etmemesi için rızanla, uyumlu bir kişilik geliştiriyorsun.Zihninin sürekli konuştuğu, sürekli açıklama yaptığı ve kendini ikna ettiğin bir hayatın var.
Senin her şeyin sorun olurken onunla ilgili hiçbir şeyin büyümediği, sorun olmadığı bir krallık burası. Sen bir onay ve destek makamı olarak onun öfkesine, kırılganlığına ve verdiği kavgalara sürekli destek olmak zorunda kalıyorsun. Bu kavgalar senin bile değil, olmadığın bir kişiye dönüşüp karşındakini sürekli “desteklemek” zorundasın.
Bir narsist sizden en çok bunu bekler, kendisini desteklemenizi..Onunla yekvücut olup o ne hissederse aynısını hissetmenizi.Ondan ayrı bir kişi ya da insan olmanızın yolu ve imkanı yoktur. Ancak eğer çıkmayı başarmış ve o zinciri kırmışsanız da zihninize nakış nakış işlediği o zehirli şeyi kendinizden ayırmanız zaman alıyor. Ben gerçekten ne istiyorum ve nasıl yaşayabilirim sorusunun cevabı hemen bulunmuyor.
Kendinizi değil de karşınızdaki insanı yaşamayı öyle derin öğrenmişsinizdir ki bütün o karanlık arasından kendinizi bulup çıkarmanız, ona güvenmeniz ve açıklama yapmadan canınız ne isterse onu yapma hakkınızın olduğunu öğrenmeniz zaman alıyor.
Bu korkunç bir ikili yaşam. Birinin hiç olmadığı, olmasına izin verilmediği bir yaşam."
Eğitim ne zaman düzelir biliyor musunuz? Asla düzelmez, çünkü yönetici mutsuz, öğretmen mutsuz, öğrenci mutsuz, veli mutsuz. Bir de öğretmenin umudu kalmadı ki, boşa konuşuyoruz, neyse...
Erol Mütercimler’den çok önemli bir kampanya;
“Milletvekilliği bir meslek değildir,Emekli maaşları almaları kabul edilemez,Emekli maaşları almaları iptal edilsin…”
Destekleyenler ?