@ihhinsaniyardim Ey cetvellerle harita çizen kibirli eller!
Ey gerçeğe gözlerini kapayan, çığlıklara kulaklarını tıkayan bilekler! Siz sussanız da tarihin kalemi mürekkep arar;
O mürekkebi biz taşıyacağız.
#MyAgendaSumud
Dün boykot listeleri paylaşanlar, bugün nedense ajandalarını paylaşmayı tercih ediyor. Demek ki bazı vicdanların da diplomatik takvimi var.
İlke; rüzgâra göre yön değiştirmez. Değişiyorsa adı ilke değil, konfordur.
Kahrolsun İsrail ve yandaşları!
İnanılır gibi değil! Bir bakan düşünün ki MİLLİ Eğitim bakanı olmasına rağmen kurtuluş savaşını bilmiyor.
Bu savaşın Osmanlı Devletine karşı değil; Bu topraklar üzerinde emelleri olan Yunanistan, Ermenistan, Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya’ya karşı yapılan bir savaş olduğunu idrak edememiş. Ve biz programları, eğitimi, çocuklarımızı bu insana mı emanet ediyoruz şimdi?
Peki bu Milli değerlere saygısızlık, toplumu ganyana getirecek bir açıklama değil mi?
Hani Silivri ?
#YusufTekinİSTİFA
Kollayanı olmadığı için sistemin öğüterek yok ettiği Irmak Ayşe Koparan’ın kalbimi paramparça eden ölümü, kadın düşmanlığının en acı örneklerinden. Erkekler malumunuz ancak bir başka kadının Melahat İleri’nin fiziksel şiddet içeren mobingi vahim @tcmeb#ırmaköğretmeniçinadalet
Irmak öğretmeni ölüme sürükleyen, mobbing yapan, her türlü şiddeti uygulayan, ihmal eden, görmezden gelen, kulağını kapatan kim varsa yargılanmalı!! #Irmaköğretmeniçinadalet
Irmak Öğretmen'i tanıyan birinden mesaj aldım:
"Bu öğretmenle normalde aynı yere atanmıştık. Köy uzak, bir erkek ve kadının kalması uygun olmadığı için Karkazan diye bir okula verdiler. Bundan 2 ay kadar önce okuldaki müdür ile bir tartışma yaşıyor ve ceza olarak tabiri caizse benim okuluma gönderiliyor. Benim okuluma gönderildiği zaman askerdeydim. Mayıs'ın 13'ünde terhis aldım. Öğretmenimiz mağdur olmasın ve eski okuluna geri gitsin diye zaman kaybetmeden okuldaki görevime başladım. Fakat gelmem hiçbir fayda etmedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü ve kaymakam, öğretmene resmen mobbing uyguladı. Herkesi araya sokup konuşturduk ama nafile. Irmak öğretmenimiz birçok kere dilekçe verdi ama sürekli geçiştirildi. Bu arada bu öğretmen her gün taksi ile gelip gidiyodu lojmanda kalamadığı için ve 1500, 2000 lira gibi bir para veriyordu. Aynı zamanda okula geldiğinde keyfi hiç yerinde olmuyor, enerjisi düşük ve ağlıyordu. Bütün bunların MEB'e iletilmesi fayda etmedi. Öğretmenimizin dün hayatını kaybettiğini öğrendim."
@tcmeb ilgili kişiler hakkında gerekli işlemleri yapmanızı ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyoruz.
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
Irmak Ayşe Koparan….
Bir okul düşünün… Aynı koridorda yürüyen insanlar var, aynı öğretmenler odasında oturuyorlar ama bir genç öğretmen baskı altında ezilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Gerçekten insanın aklı almıyor.
O okulda bir kişi bile mi “Bu kadarı fazla” demedi? Bir kişi bile mi yaşanan mobbinge karşı duramadı? Herkes mi koltuğundan, düzeninden, müdürün iki dudağı arasındaki sistemden korktu?
İşte en büyük çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü bu ülkede artık haksızlık yapan kadar, susup izleyenler de güç aldırıyor bu düzene. Herkes susuyor, herkes görmezden geliyor, sonra bir genç öğretmenin ölüm haberini paylaşıp üzülüyormuş gibi yapılıyor.
Bir insanı bazen sadece zalim değil, etrafındaki korkak sessizlik de öldürür.
#YusufTekinYalnızDeğildir tagı bir turnusol kağı gibidir.
Tweet atanları incelediğimizde;
❗️Hangi sendikaya üye olmamanız gerektiğini,
❗️Kimlerin mülakatı, ÖMK'yı, Eğitimcilere sorulmadan hazırlanan Müfredatı savunduğunu,
❗️Yusuf Tekin isminin hangi zihniyeti temsil ettiğini görebiliriz.
Bu açıdan bakınca bu tag çalışmasını yapanlara teşekkür ederiz.
💯Aklı bilimden, bu ülkeden, bu ülkenin gençlerinden, adaletten ve liyakatten yana olanların tagı ise bellidir:
#YusufTekinGitmelidir
Yaşananlar artık tesadüf değil, ihmalin sonucu.
Okulda silah konuşuyorsa, çocuklar güvende değilse bu sadece bireysel değil, sistemsel bir çöküştür.
Bu sistemin sorumluluğunu taşıyan Yusuf Tekin artık hesap vermelidir.
Çocuklarımızın hayatı, ihmallerden daha değersiz değil.
Utanç duyulacak noktadayız.
İstifa bir seçenek değil, zorunluluktur.
#YusufTekinİstifa
“Öğretmen vurduysa bir bildiği vardır” diyen ailelerden, “çocuğuma salak demişsin seni CİMER’e şikayet edicem” ailelere dönüştüğümüz için bugün bunları yaşıyoruz.
Sorun çocuklarda değil, ailelerinde!
Bakan mülakatı savunurken "Çocuklar bize emanet, öğretmenden emin olmalıyım" diyordu.
Keşke öğretmenlerin "kalitesinden" emin olmak için harcanan mesai, onların ve çocukların "can güvenliğinden" emin olmak için de harcansaydı.
Bugün gördük ki herkes Allah'a emanet.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
TikTok YASAKLANMALI.
Mafya dizileri YASAKLANMALI.
Şiddet içerikli filmler YASAKLANMALI.
18 Yaş altına sosyal medya YASAKLANMALI.
Şiddet içerikli online oyunlar YASAKLANMALI.
Şiddet ve çarpık ilişkilerin reklamını yapan gündüz kuşağı programları YASAKLANMALI.
#kahramanmaraş
Bu bir yönetim sorunu değil, açık bir çöküştür.
Atanmayan öğretmenler, güvensiz okullar, bitmeyen belirsizlik…
Eğitim göz göre göre eriyor.
Ve hâlâ kimse sorumluluk almıyor.
Artık tek bir talep var:
#YusufTekinİstifa
Dünya tarihi böylesine bir açıklamayı nadiren görmüştür.
Bugün Trump İran’ı tehdit ederek “Bu gece bir medeniyet yok olacak ve bir daha geri gelmeyecek” dedi.
Ayrıca kendisine “İran’daki köprülerin ve enerji altyapısının vurulması savaş suçu olmaz mı?” sorusu yöneltildiğinde verdiği ‘’Onlar hayvan’’ cevabı sıradan bir siyasi sertlik değil, savaşın doğasını değiştiren bir zihniyetin dışa vurumudur. Zira karşı tarafı “insan” olarak görmeyen bir anlayış, sivil-asker ayrımını da ortadan kaldırır ve altyapı hedeflerini meşrulaştırır.
Bu yaklaşım aynı zamanda uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığını, savaşın giderek kuralsızlaştığını ve psikolojik eşiğin aşıldığını gösterir. Bu noktadan sonra mesele sadece askeri değil, doğrudan toplumları hedef alan bir yıpratma ve çökertme stratejisine dönüşmektedir.
Aynı Trump birkaç gün önce de Hürmüz Boğazı için bir devlet başkanına yakışmayacak sinkaflı ve küfürlü ifadeler kullanmıştı.
Bu dil bir süper gücün liderine değil, akıl ve denge kaybı yaşayan despotlara aittir.
5000 nükleer savaş başlığının kontrolüne sahip Trump neden bu dengesizlik sınırına geldi?
-Düşen F 15 uçağının pilotunu kurtarma operasyonu pekçok kaynağa göre aslında zenginleştirilmiş uranyuma el koyma harekatıydı. Ancak sonuçları itibari ile 1980 yılında yaşanan rehine kurtarma operasyonu (kartal pençesi) operasyonundan çok daha pahalıya ve dünya sahnesinde büyük prestij kaybına neden oldu. Sadece ABD tarihinde değil, dünya tarihinde bir kişiyi kurtarmak için neredeyse 10 hava aracının ve kabaca 400 milyon $’ın harcandığı bir operasyona dönüştü. 1980 yılında yaşanan başarısız harekat başkan Jimmy Carter’ın seçimleri kaybetmesine neden olmuştu. Trump’ın İsrail adına giriştiği bu savaş da şüphesiz Kasım ara seçimlerinde ciddi zaafiyetine neden olacaktır. Trump bu paniği yaşamaktadır.
-Trump‘ın bakanları üst üste ciddi gafl ve hatalar yapmaktadır. Başta savaş Bakanı olmak üzere pekçok sorumluya kongrenin ve halkın güveni kalmamıştır. Trump sürekli bakan azlederken Hegseth general/amiral tasfiye ediyor. Bu ancak çok ciddi çöküş ve krizlerde yaşanır.
-Amerikan kamuoyunda bu savaşın İsrail’in çıkarları için yapıldığı, aynı zamanda Epstein dosyalarının karartılmasına yönelik olduğu inancı her geçen gün katlanmaktadır.
-ABD’de aklı başında olan devlet adamları ve askerler İsrail uğruna İran’la savaşmanın sonuçlarının gelecekte asıl jeopolitik rakip olan Çin ile hesaplaşmayı ABD aleyhinde etkileyeceğini bilmektedirler. Trump‘ın bu gerçeğe rağmen bir yandan ABD’nin askeri güç gerilemesine neden olması, diğer yandan da Asya Pasifik’tedeki müttefiklerinin korunmasına tahsis ettiği silahları bölgeye çekmesi büyük rahatsızlık yaratmaktadır.
-Trump ABD gücünün çöküşünü ve dolayısıyla doların hakimiyetinini gerilemesini hızlandıran bir başkan olarak tarihteki yerini almıştır. İran Savaşı bitirilmez ise şüphe yok ki Amerikan ekonomisi çok hızlı bir gerileme dönemine girecektir.
-Bu savaş küresel bütün ekonomik dengeleri alt üst etmektedir. Avrupa Rusya ile olan kopuş nedeni ile enerji güvenliğinde büyük bir krize sürüklenmektedir. Benzer kriz Asya Pasifik havzada ABD'nin Güney Kore ve Avustralya gibi müttefiklerinde daha da ağır yaşanmaktadır. Bu devletlerin Körfez'deki kukla devletler gibi ABD etki alanından gelecek dönemde uzaklaşma olasılığını ivmelendirecektir. Bu devletler ABD'nin zaten azalan ekonomik gücünün yanında askeri gücünün de gerilediğini görmektedirler. Hürmüz'ün kapanmasından sonra Bab el Mendeb Boğazı da kapanırsa ve ABD bu gelişmeye de mani olamazsa 1,2 trilyon dolarlık Amerikan savunma bütçesinin hiç bir anlamı kalmayacaktır.
Sonuçta, Trump, sadece bir savaşı değil, ABD’nin 250 yılda elde ettiği küresel konumunu hızla aşağıya çekiyor. Bu gidiş, doların hakimiyetinden askeri caydırıcılığa kadar geniş bir alanda erozyon anlamına gelir.
İran gibi 2500 yıllık bir medeniyete evsahipliği yapan bir Coğrafyayı ve medeniyeti ortadan kaldırmakla tehdit etmek orta çağda bile örneği görülmeyen bir akıl tutulmasıdır. Bu söylem, gelecekte Holocaust gibi insanlık suçlarını hatırlatan bir zihniyetin kapısını aralar. Trump’ın bu kararına İsrail ve ABD’de Armagedon’na inanan eskatolojik grupların dışında onaylayacak insanların olduğuna inanmak istemeyiz.
Bu dil geri dönüşü kolay bir dil değildir. Söylendiği anda hem lideri hem de temsil ettiği milleti bağlar. ABD, 1945 sonrası kurduğu düzenle dünyanın ulaşmak istediği bir “yıldız ülke”ydi. Bugün ise Trump yönetimiyle birlikte, hızla uzaklaşılan ve tepki çeken hukuksuz, değersiz, ahlaki normu olmayan çöken bir güce dönüştü.
Kanaatimizce bu demokrasi değildir. Bu, halkın çıkarlarına rağmen hareket eden oligarşik bir yapının bütün bir milleti geleceğe dönük olarak lekeleme riskidir.
Eminiz ki Amerikan halkı bu süreçten ders çıkaracaktır.
Ancak bugün gelinen noktada, İsrail ve Trump yönetimi dışında dünyanın büyük bölümünün İran’a daha yakın bir pozisyonda durduğunu görmek zor değildir.
Trump neden bu kadar sertleşti, neden küfürlü ve kontrolsüz bir dil kullanıyor? ABD içeride siyasi, askeri ve ekonomik olarak hangi sıkışmayı yaşıyor? Ukrayna’nın Türk gemilerine ve Türk Boğazları hattına uzanan saldırıları ne anlama geliyor? Türkiye neden tutarsız bir görüntü veriyor? 400 milyon dolarlık ABD kurtarma operasyonu gerçekten başarı mı, yoksa zaaf mı?
Bu haftaki programda tüm bu başlıkları, sahadaki gerçekler çerçevesinde masaya yatırdık.
https://t.co/ZXHdAiKbdo
yeni nesile mohsen namjoo'yu,
neşet ertaş'ı, mahsuni şerif'i, gabriel garcia marquez'i, abbas kiyarüstemi'yi, kuru fasulyeyi, gerçek domatesi anlatmalıyız. yeni nesil organik beslenmiyor, organik düşünmüyor, organik yaşamıyor. yeni nesili her türlü yapaylıktan kurtarmalıyız.