Türkiye; devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır.
Bu iradenin temelinde “vatan sağ olsun” diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır.
Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır; gazilerimizin fedakârlıkları vardır.
Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır.
Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek…
Husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak…
Terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah göstereceğiz.
İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız.
Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.
Ülkemizin savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin yıldızlarının bir araya geldiği SAHA 2026’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kara, deniz, havacılık, uzay, güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren şirketlerimize en kalbî tebriklerimi iletiyorum.
SAHA 2026’ya 1.500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere 1.763 firma katıldı.
Sahip olduğu yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün, ilk kez fuarda görücüye çıktı.
192 resmî heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu.
İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı.
Bu sayının 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu.
Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur:
Türk savunma sanayisi artık yalnızca bölgesinde değil; dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir.
Türkiye; savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır.
1.300’ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımı ile Avrupa’nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum.
Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiyi “şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır” diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı faşizan, ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum.
Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasbedenlerle…
Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla…
Milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.
Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık, yummayacağız.
Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz.
Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız.
Biz samimi bir şekilde “kardeşlik” diyoruz, “barış” diyoruz, “hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim” diyoruz.
Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Deralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzünde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.
Artık Suriye’nin kaynaklarının, Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil; Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir.
Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya dönük samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz.
Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz.
Yeniden yeşeren umutlar, inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir.
En başta Türkiye buna izin vermeyecektir.
Suriye hükûmetinin de en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum.
Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz; halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.
Söz verdiğimiz gibi deprem bölgemizde tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık.
Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken bunlar utanmadan, sıkılmadan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor.
Bir defa şunu herkes bilecek…
Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez.
Üç yıl sonra bile cekli-caklı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir.
Varsa eseriniz, çıkar anlatırsınız.
Varsa tamamladığınız bir proje; gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz.
Kendinize güveniyorsanız üç yılda deprem bölgesinde ne yaptığınızı millete gösterirsiniz.
Bunları yapamıyorsanız o zaman da en azından edebinizle susarsınız.
Milletin gördüğünü inkâr etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız.
Adalet Bakanlığı gibi onurlu bir görevi şahsıma tevdi eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri temelinde; şeffaf, hesap verebilir ve güven veren bir adalet anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz.
Suç ve suçluyla mücadelede tavizsiz duruşumuzdan ödün vermeden; insan hakları standartlarını daha da yükseltmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Yargı mensuplarımız, akademi, barolar, sivil toplum kuruluşları ve milletimizle istişare içinde, adalete duyulan güveni daha da pekiştirmek için gayret göstereceğiz.
Bu görevi bugüne kadar özveriyle yürüten Sayın Bakanımıza ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyor; bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Millet dizi izlemeyi bıraktı, her akşam çayı çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı.
Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi; ne ararsan var.
Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ama ne kendilerini ne CHP’yi yönetebiliyorlar.
Allah akıl versin…
Türkiye ve Mısır olarak bin yıllık ortak mazimizle yoğrulan kardeşlik bağlarımızdan sadece halklarımızın refahı için değil, Filistin’le birlikte bölgemizin istikrarına katkı için de faydalanmak istiyoruz. 🇹🇷🇪🇬
Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara benzemeyiz. Bizim popülizmle de bukalemun siyasetiyle de işimiz olmaz.
Bizim derdimiz var; bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz, bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var; bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var.
Ne şehit yakınlarımızı ne de gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime, söze, tavır ve eyleme fırsat vermedik, vermeyeceğiz.
Türkiye; sonunda huzurun, güvenliğin, kalkınmanın ve refahın olduğu bir yola girmiştir; inşallah bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyecektir.
Çok açık ve net söylüyorum…
İster Doğu Akdeniz’de ister Ege’de isterse başka bir yerde olsun; biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz.
Elinde 70 binden fazla Filistinli kardeşimizin kanı olanların hadsizliklerinin bizim nazarımızda teneke tıngırtısından farkı yoktur.
Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarının gasbedilmesine de müsaade etmeyiz.
Anlaşmalar yapılabilir, imzalar atılabilir, sipariş sorularla çeşitli mesajlar da verilebilir.
Bunların hiçbiri bizi bağlamaz, bizim politikamızı değiştirmez.
Oyuna gelmedik, gelmeyeceğiz.
Tahriklere kapılmadık, kapılmayacağız.
Türkiye olarak uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalarımız çerçevesinde, tarihî tecrübemize ve köklü devlet geleneğimize yakışır şekilde; vakarla, basiretle, sağduyuyla, sükûnetle hareket etmeye devam edeceğiz.