@opheliacomeback@HanzadeBeyza Bende natera da yaptırdım memnun kaldım sonuçlar yurtdışı olduğu için biraz geç çıkıyor ama doğruluk payı açısından en yüksek firmalardan
@hayalvehatira Başınız sağolsun kızınızın vefatından sonra tanımıştım sizi, Mehlika adını ilk o zaman duydum çok beğenmiştim çok hoşuma gitmişti, kızım olursa kesin koyacağım demiştim suan ikiz kızlarıma hamileyim birisinin adı Mehlika olacak inşallah sizin kızınız gibi olur huyuyla herşeyiyle
Deprem bölgemizde şimdiye kadar 201 bin konutun anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.
İnşallah perşembe günü Kahramanmaraş’ta 250 bininci afet konutunun da anahtarını depremzede kardeşlerimize teslim edeceğiz.
Son 5 gündür tanık olduklarımız şu gerçeği bir kez daha göstermiştir:
Türkiye gibi büyük bir ülkenin basiret, vizyon, kalite açısından çok küçük, çok iptidai, çok çapsız bir ana muhalefet partisi vardır.
Bunlara belediye büfesi bile teslim edilmeyeceği tekrar ortaya çıkmıştır.
Çocuklar maç yapıyo camide topla bu nasıl bir rezilliktir.
Tiyatroda, sinemada, konserde, böyle bişey yapabiliyor mu?
Herkes çocuğunu yanına alıp safa dursun arkadaş.
İnsanların namaz huzurunu terbiye edemediğiniz şimarık çocuklarınızın ayağı altına paspas etmeyin artık.
Ey muhalefet…
8 gündür ekranlarda, gazete köşelerinde, sosyal medya mecralarında ona buna siyasi ahlak dersi vermeye kalkıyorsunuz.
Daha bir sene önce Beşiktaş Gayrettepe’de 29 işçimiz can verdi, zerre kadar umursamadınız.
İzmir’in göbeğinde 2 gencimiz ihmalkârlığınızdan dolayı elektrik akımına kapılarak hem de çok feci bir şekilde hayatını kaybetti, görmezden geldiniz.
İstanbul’da bir parkta belediyenin açıp kapatmadığı su dolu çukura düşen 5 yaşındaki bir yavrumuz göz göre göre gitti, yüzsüzce ailesini suçladınız.
Antalya’daki teleferik ayıbının sorumlularını bırakın eleştirmeyi, demokrasi kahramanı ilan etmediğiniz kaldı.
Sizin iş bilmezliğinizden ötürü her gün büyükşehirlerin göbeğinde otobüsler yanıyor, çıkıp bir nedamet cümlesi kurmayı dahi kibrinize yediremiyorsunuz.
Daha saymaya kalksak saatler alacak bir sürü skandalın mücrimi olduğunuz halde bir de utanmadan ahlaktan, etikten, liyakatten, sorumluluk almaktan bahsediyorsunuz.
Kusura bakmayın ama biz bu fırsatçılığa, bu yüzsüzlüğe pabuç bırakmayız.
Milletimizin acılarının üzerinde arsızca tepinilmesine eyvallah demeyiz.
Sorumluların hepsinin adalete hesap vermesi için gereken ne ise yaparken hadsizlikler karşısında da boyun eğmeyiz.
Henüz acılar tazeyken bunları konuşmaktan son derece rahatsızız.
Böyle büyük bir trajediden sonra bunları konuşmak mecburiyetinde bırakıldığımız için gerçekten üzüntülüyüz.
Biz gözyaşımızı içimize akıtma pahasına vakur davrandıkça muhalefetin bunu farklı yönlere çekmeye çalışması tam olarak bir vicdan tutulmasıdır.
Bunun değerlendirmesini aziz milletimizin irfanına havale ediyorum.
Sosyal medya üzerinden sürekli bize sataşarak, bize hakaret ederek, bize laf yetiştirerek kendisini hatırlatmaya çalışan Bay Kemal kusura bakmasın.
Dostları tarafından atıldığı o kuyudan kendisini biz bile kurtaramayız.
Sırtına yediği o paslı hançeri biz bile çıkaramayız.
14-28 Mayıs seçimlerinde mazlumları hedef göstererek güya seçim kazanmaya çalışan Hitler özentisi, ırkçı faşist zihniyete, milletimiz sandıkta geçit vermedi.
Türkiye’yi kaosa ve kardeş kavgasına sürüklemeyi amaçlayan hayasız akınlara milletimizle birlikte göğüs gerdik.
Mülteci ve insanlık düşmanı bu zavallı zihniyetin siyasette selasını ise “baba-oğul gibiyiz” diyerek kefil olduğu en yakınındaki isimler verdi.
Şimdi Ankara’daki ofislerinde ne kapılarını çalan var ne halini hatırını soran var ne de ülke gündemine dair fikirlerini merak eden var.
Bir köşeye atıldı ve unutuldu.
Ne yapsalar boş, ne yapsalar beyhude.
Tarihin tozlu raflarında unutulup gitmekten kurtulamayacaklar.
Bize bühtan eden CHP ve yandaşlarına tavsiyem: Diktatör kime denir görmek istiyorlarsa Suriye’den gelen hapishane görüntülerini seyretsinler.
Diktatörün ne olduğunu gerçekten öğrenmek isliyorlarsa yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin günah galerisine bir baksınlar.
CHP’nin ve bazı faşist grupların Suriye’deki olumlu iklimi de sabote etmeye çalıştığını görüyoruz.
Yaptıklarından dolayı biraz olsun mahcubiyet duyması gereken CHP’nin, Şam’daki müttefiklerini kaybetmenin kuyruk acısıyla mülteci düşmanlığını köpürtmesi bu siyasi parti adına bir utanç vesikasıdır.
CHP ve ortakları ne yaparsa yapsın, biz gönüllü geri dönüşleri de inşallah vakarla yürüteceğiz.
Televizyon ekranlarına, gazetelere, sosyal medya mecralarına yansıyan teşekkür mesajlarını izledikçe hepimiz mutlu oluyoruz.
Suriyeli yetimlerin, öksüzlerin hayır dualarına mazhar olmanın milletçe bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Bunun için Rabb’imize ne kadar hamdetsek azdır.
Hayattaki her şey gibi elbette yetime, öksüze, garibe kol kanat gerebilmek de nasip işidir.
Biz bu açıdan da nasipli bir milletiz.
Yüce Allah, milletimizden razı olsun.
Rabb’im Suriye’de açılan yeni sayfayı başarılarla doldurmayı Suriyeli kardeşlerimize nasip eylesin.
Özgür Demirtaş denilen trol neye gülüyor biliyor musunuz?
Halifelik kaldırıldıktan sonra beşikteki bebeğe kadar sürgün edilen Osmanlılara gülüyor. En acısı da, Şehzâde Ahmed Nuri’nin bir parkta açlıktan ölmesine kahkaha atıyor. Abdürrahim Efendi’nin sefalet yüzünden intihar etmesine keyifleniyor.
Mediha Sultan’ın torunu Hadice Sâmi’nin de pencereden atlayarak hayatına son verdiği ızdırap dolu günlerden zevk duyuyor.
3 Mart 1924 tarihli kanunla bir gecede Osmanlı hanedanına mensup 156 kişi “Hain” ilan edilerek vatandaşlıktan ihraç oldu ve 3 gün içinde sınır dışı edildiler. Yıllar sonra 4 ve 5. Kuşaktan olan çocuklarla dalga geçmek tam da senin gibi bir karaktere yakışırdı.
Gerçi Siverekli bir Kürt olduğundan utanan ve Beyaz Türk taklidi yapan varlığa bunları anlatmak beyhude bir çaba olacaktır.
Türkiye artık “hadi çocuklar, günü geldi” deyince harekete geçirilen kuklalarla darbe yapılacak; siyaseti, ekonomisi, sosyal düzeni dizayn edilecek, istikameti belirlenecek bir ülke değildir.
Türkiye artık terör ve şiddet sopasıyla kolayca hizaya sokulacak bir ülke de değildir.
Artık herkes biliyor ki Türkiye; birilerinin deneme tahtası, gerginlik hattı, istikrarsızlık üretme alanı değildir.
Geldiğimiz seviye itibarıyla milletimizin arasındaki ünsiyeti, kardeşliği ve muhabbeti bozmaya inşallah kimsenin gücü yetmeyecektir.
Türk, Kürt, Zaza, Arap, Sünni, Alevi fark etmeksizin 85 milyon hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz, bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız.
Vatanımız, toprağımız bir; bayrağımız, marşımız bir; devletimiz bir, mazimiz bir, istikbalimiz bir, kaderimiz bir.
Biz birlikte Türkiye’yiz.
Yarınlara da inşallah birlikte yürüyeceğiz.
Terörün olmadığı bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.
Türkiye Yüzyılı, aynı zamanda kardeşliğin yüzyılı olacak.
Türkiye Yüzyılı; huzurun, güvenliğin, özgürlüğün de yüzyılı olacak.
Cumhur İttifakı olarak terör sorununu kaynağında çözme irademiz hiç olmadığı kadar güçlüdür.
Bu hedefe ulaşmak için cesur, kararlı, yeni ve çok iyi planlanmış adımlar atmaktan çekinmeyeceğiz.
Hiçbir şey Türk milletinin ebedî kardeşliğinden büyük değildir.
İnşallah 85 milyon gönül gönüle vererek hedeflerimize ulaşacağız.
Daha kreş ile anaokulu arasındaki farkı bilmeyen bir genel başkansın.
Aklın erer mi bilmiyorum ama tek tek yazayım;
Milli Eğitim Bakanımız açıkladı, gönderilen yazıda kreşlerle alakalı hiçbir ifade yok.
Kaldı ki, kreşler MEB'in yetkisinde bir alan da değil.
2007 yılında belediyelerin anaokulu açma yetkisini AYM'de CHP iptal ettirmiş.
Sizin iptal ettirdiğiniz kanun maddesi nedeniyle MEB 2007 yılından beri hiçbir belediyeye anaokulu ruhsatı vermemiş.
Başka isimler altında anaokulu açıp buraları MEB denetiminden kaçırmak istemenizin arkasında hangi ideolojik saplantınız var?
İçerisinde kreş kapatma ifadesi geçmeyen, parti ayırt etmeksizin tüm belediyelere gönderilen bir yazı için "CHP'li belediyelere kreşleri kapatın dediler" diye alenen yalan söylemek altı okun hangi ilkesinde var?
Yoksa mora boyayacağınız yeni okta mı?