yavru kediyi işkenceyle katleden serbest. kaplumbağayı ezerek öldüren, hayvanlara işkence + tecavüz edip videolarını parayla satan çete üyeleri serbest. yavru köpekleri eve alıp tecavüz edip parçalayarak katleden doktor çok yakında serbest. hakkını arayan madenciler gözaltında
Hayvanlara Yönelik Şiddete Dair 3 Aşamalı Plan
1. Öncelikle dijital izlerin takibi ile şiddet eylemlerine katılanlar, şiddet görüntülerini talep eden ve yayan kişilerin/grupların tespiti.
2. Bu kişilerin vicdan duygularını yok eden sebeplerin ortaya konması; uygun ceza/tecrit/tedavi ve önleme yöntemlerinin geliştirilmesi.
3. Cezaların caydırıcı nitelikte olması.
Elimizde net istatistik olmamasına rağmen gençlerin bu eylemlerde daha sık yer aldığı görülüyor. Bu şiddet eylemleri, sadece Antisosyal kb. veya Cinsel Sapkınlıklar ile açıklanamaz. Yayılan bir şiddet sarmalı ve halk diliyle “saf kötülük” yaygınlaşıyor. Hayvanlara yönelik şiddet hususunda multidisipliner yaklaşımla Acil Eylem Planı hazırlanmalı ve hayata geçirilmeli. Bu vukuatlar Toplum Vicdanı’nı derinden sarsıyor.
Şu meleğin masumluğuna güzelliğine bakın. Videoyu izleyen kimse sessiz kalamaz inanın. Hiçbir suçu yokken canice katledildi bu güzeller güzeli yavru.
Katillerinden biri de https://t.co/oY80ddWmd4 lütfen dışarda yavru kedi görüyorsanız bir şekilde güvenli yere almaya çalışın.Bu canilerin ellerine düşmesini engelleriz belki. Tek başlarına savunmasız kalmasınlar #SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Yeterince Türk değilsin;
zira asırlar öncesinde “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe Türk halkı senin devletini ve yasalarını kim bozabilir ki?” diyen Bilge Kağan’ın cesaretinden sende zerre kadar iz bulunmamaktadır.
Yeterince Türk değilsin;
çünkü her dönemde vatansız olup şahsi refah ve çıkarını vatan ile milletin zararına arayan sefillerin varlığını bildiren Atatürk’ün farkındalığına erişebilecek kadar uyanık olamamışsındır.
Yeterince Türk değilsin;
Lisan öyle bir varlıktır ki bozulduğu takdirde ne millet ne de devlet ayakta kalır. Ömer Seyfettin’in uyarısını göz ardı ederek kamusal alanlarda hızla çoğalan yabancı tabelalara karşı oldukça duyarsızsın.
Öte yandan Dede Korkut’ta geçen “Su, bağın ve bostanın ziynetidir” sözü sana tesir etmemiş olmalı ki kendi öz vatanının berrak sularına çöpler vururken sen güneşlenmeyi tercih ediyorsun.
En nihayetinde insan değilsin; zira komşunun ocağına ateş düştüğünde onları kasıp kavuran acının yarın seni de bulmayacağını sanarak başını yastığa rahatça koyuyorsun.
#Affetmeden dinle önce!
#ÖzelEğitimKapanıyor
#AMEDvERZ #BJKvEYP
KORKUNÇ BİR KÖTÜLÜK
Hamile ve eve fazlasıyla alışkın kediyi “sahibi(!)” taşınırken dışarı terk etmiş. Acil korumaya alınması gerekiyor. İstanbul’da. İletişim: @atadanarzu
"En los últimos 40 años, la industria alimentaria está creando alimentos que nuestra biología nunca estuvo preparada para digerir, alimentos ultraprocesados que han alterado nuestro metabolismo y han dado el mayor aumento de enfermedades crónicas de la historia".
David Kessler, comisionado de la Administración de Alimentos y Medicamentos (FDA) en EEUU.
La alimentación es un negocio más del capitalismo, la comida rápida basura tiene un bajo coste y es de producción masiva, por lo que el capitalista consigue máxima plusvalía, además está ideada para seguir el ritmo de explotación del trabajador, calorías rápidas entre los turnos de trabajo y que la maquinaria no pare.
A su vez, cuando el trabajador enferme por consumir esta comida chatarra durante años, la industria farmacéutica también hace negocio con los enfermos y la venta de fármacos del tratamiento de enfermedades como la diabetes, es un negocio redondo.