Şimdi ben her akşam iş dönüşü evimin yolunu nasıl kullanıcam bu şahısla tekrar karşılaşırsam ne yaparım. Beni sürekli izleyen biri için can güvenliğimden şüphe ediyorum yanımda hicbisey taşımıyorum taşırsam bunu kullanmak zorunda kalırsam suçlu kim olucak ?
Malesef telefonumun şarjı bittiği için kimseyi arayamadım, ürkütmeden uzaklaştırmak için evliyim ilgilenmiyorum dedim çünkü sokak bomboş ve ısrarla beni park halindeki arabaların köşesine doğru yöneltmeye çalışıyordu. Israrla lütfen tanışalım demeye devam edince panikledim
Baskı altında yaşamış kadınlar özgürlük hissinden korkar.
Kendi kendinin tutsağı olur. Beyninin baskısından kurtulamaz, suçlu hisseder, özgürlük hissine izin vermez, kendini cezalandırır.
Otorite figürleri gitse bile kurtulamaz çünkü içinde gardiyanlarını bırakmışlardır...
Bunca haksızlığın ortasında,
Yaşayıveriyoruz, zaman geçiveriyor.
Koşuyoruz ama gökyüzüne bakmayı unutuyoruz.
Ne hissettiğimizi, ne istediğimizi neye ihtiyacımız olduğunu dinlemeyi unutuyoruz.
Bir haller var ama koşarsam geçer sanıyoruz.....
Ben böyle gelişi güzel,
Böyle ucuz ve basit sevmelere
Gelemem
Bana böyle sessiz,
Böyle mahrum ve çaresiz gelme
Onurlu olmalı gelişin,
Bir kadının ana oluşu,
Bir erkeğin adam oluşu gibi
Asil ve olgun gelmelisin
Omuzların dik,alnın açık,
Ve bana tüm kalbinle gelmelisin
“..insan ehli insan ırkına mühür gibi mağlupken
ve bedavayken üç şeytan getirene bir tanrı
düşkünü düşünün ortasından kırmak
zalim kısmından tavuklar gibi korkmak gününde
elbet ki bizim de
evet bizim de bileğimiz tez bükülür değildi…”