Bizi engellemek için kumpastan darbeye, şantajdan tehdide, ekonomik tuzaktan sokak terörüne kadar her yolu denediler.
Aldıkları sınırsız uluslararası desteğe rağmen başaramadılar.
İstiklal ve istikbalimize yönelik saldırılara karşı nasıl bir tavır ortaya koymuşuz, hatırlayalım.
Son iki haftada İzmir, Sakarya, Hatay, Bilecik, Manisa, İstanbul ve Bursa’da ciddi boyutlara ulaşan 20 büyük yangına karşı amansız bir mücadele verdik.
Orman yangınlarının bertaraf edilmesinde canı pahasına görev yapan tüm personelimize teşekkür ediyorum.
Terörsüz Türkiye çalışmalarının hiçbir yerinde şehitlerimizin hatırasına gölge düşürecek, onların ruhunu incitecek bir adım yoktur, olamaz.
Şehitlerimizin uğruna can verdiği değerlerin rehberliğinde, Türkiye’nin ayağına vurulmuş bu kanlı prangayı tamamen söküp atıyoruz.
Şehitlerimizin fedakârlıklarıyla yazılan kardeşlik destanımızı çok daha güçlü, çok daha muhkem bir şekilde geleceğe taşıyoruz.
Bu hayırlı sürecin herhangi bir yol kazası yaşanmadan, karanlık ve kirli mahfiller tarafından sabote edilmesine fırsat vermeden mümkün olan en kısa sürede başarıyla neticelenmesini temenni ediyoruz.
Cumhur İttifakı ortağımız, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında verdiği güçlü mesajlardan ötürü kendisine kalpten teşekkür ediyorum.
Milletimize on yıllardır hasretle beklediği o tarihî müjdeyi Allah’ın izniyle yine birlikte vereceğiz.
Bu cennet vatanın, bu şanlı bayrağın bize kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız.
Önce terörsüz Türkiye, ardından terörsüz bölge hedefimize ulaşarak şehitlerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini dost düşman herkese göstereceğiz.
Milletimizin her bir ferdi şu konuda emin olsun:
İklim Kanunu tamamen yerli ve millî bir kanundur. Halkımızın sırtına yük bindirmek için değil; evlatlarımıza daha temiz bir çevre, daha sağlıklı bir gelecek bırakmak için hazırlanmıştır.
Komplo teorileriyle mantıklı düşünme yeteneğini kaybedenlere şunu hatırlatıyorum:
Değil tarım alanlarımızı, bir karış toprağımızı dahi teslim alacak güç, dünya üzerinde henüz mevcut değildir.
İklim Kanunu ile afetlerin sebep olduğu kayıp ve zararları asgari seviyeye indireceğiz.
Temiz teknolojinin kullanımını ülkemizin tamamını kapsayacak şekilde daha da yaygınlaştıracağız.
“Tarım yasaklanacak, çiftçi istediği ürünü ekemeyecek, millete yapay et yedirilecek” türünden safsatalarla bu kanunu kötülemek çok büyük bir şuursuzluk örneğidir.
“Paris İklim Anlaşması’yla küresel güçlerin tarım arazilerimize el koyacağı” iftirasını kulaktan kulağa yaymaya çalışanlar milletimize ve devletimize karşı yürütülen sinsi operasyonun bilinçli veya bilinçsiz maşalığını yapmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti gözbebeğimizdir.
Milletimizin tarih içindeki büyük yürüyüşünün bugünkü varlığı ve ismidir.
Cumhuriyetimiz, milletimizin İstiklal Savaşı’mızda ortaya koyduğu hür yaşama irademizin tecellisidir.
Cumhuriyetimizi Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilen Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaştırmak en büyük idealimizdir.
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde gerçekleştirilen arama faaliyeti esnasında metan gazından etkilenerek hastanede tedavi altına alınan kahraman askerlerimizden şehitlerimiz olduğu haberini büyük bir üzüntüyle aldım.
Türkiye’nin güvenliği, Türk milletinin huzuru için canı pahasına görev yapan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet diliyor; ailelerine, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Tedavisi sürmekte olan askerlerimize acil şifalar temenni ediyorum.
Mekânları cennet olsun, aziz milletimizin başı sağ olsun.
Bugün güncel tartışmalara ışık tutması için Türkiye’nin nasıl kurulduğunu, hangi temeller üzerine inşa edildiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisinin nasıl açıldığını bilmeyenlere 1920 tarihli bu telgrafı özetleyerek ve sadeleştirerek bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.
Bu ülkeyi kuran esas irade budur.
Türkiye işte bu telgrafta vücut bulan hassasiyetleri korumak, yaşatmak, yüceltmek, her türlü saldırı karşısında bu değerleri muhafaza ve müdafaa etmek, nihayetinde de istikbale güçlü bir şekilde taşımak için kurulmuştur.
İslam’la müşerref olduğumuz günden beri kurulan devletlerimizin üzerinde yükseldiği değerler manzumesi işte bunlardır.
Elhamdülillah Müslüman’ız, Muhammed ümmetindeniz.
Bin yıldır ilay-ı kelimetullahın sancaktarlığını yapan Türk milletindeniz.
Biz AK Partili kadrolar olarak kavga edenlerden değil, istişare kültürünü ve kardeşlik hukukunu yüceltenlerdeniz.
Birbirinin ayağını kaydıran, birbirine kumpas ve tuzak kuran değil; aynı davaya, aynı ideale gönül veren bir hareketiz, böyle bir teşkilatız.
Bizi çıkarlarımız bir araya getirmedi.
Biz sadece halka hizmet ederek Hakk’ın rızasını kazanmak, milletimize hizmetkârlık yapmak için AK Parti’deyiz.
Millete aşkımızı, aziz ve asil milletimize sevdamızı büyüterek bıkmadan, usanmadan, engeller karşısında yılmadan “önce Türkiye” şiarıyla yola kararlıkla devam edeceğiz.
Milleti hor görenlerden, milleti yok sayanlardan, milletin dertlerine kulak tıkayanlardan olmadık; inşallah bundan sonra da olmayacağız.
Yaklaşık 24 yıldır bu partiye kibri, tekebbürü, millete tepeden bakmayı yaklaştırmadık; inşallah bundan sonra da yaklaştırmayacağız.
Biz millet için varız, biz Türkiye için varız; millet neredeyse biz hep orada olacağız.
Bizi ısrarla çekmek istedikleri kurultay tartışmaları, CHP’nin iç sorunudur.
Yargıya taşınan davanın tüm tarafları CHP’lilerden oluşuyor.
“Şaibe var” diyen de “yok” diyen de şikâyet eden de CHP’lilerden başkası değil.
Bu kavganın, bu bilek güreşinin hiçbir yerinde biz yokuz.
Bugüne kadar bu meydan muharebesinin tarafı olmadık, bundan sonra da olmayacağız.
Yolu adliyeye düşen herkes gibi CHP’liler de mahkemede kozlarını paylaşır, delillerini sunar, savunmalarını yapar; bağımsız ve tarafsız Türk yargısı da en doğru, en isabetli kararı verir.
Yargı mensuplarına parmak sallamak, “yargı kararını tanımayız” demek, mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin hakkı da haddi de değildir.
Konu yargıya intikal ettiğine göre biz de milletimiz gibi hukuki sürecin tamamlanmasını ve her şeyin açıklığa kavuşmasını temenni ediyoruz.
Muhalefet hizmet yarışında bizim elimize su bile dökemez.
Bizim herhangi bir belediye başkanımızın vizyonu, çalışkanlığı, hizmet tutkusu ile muhalefetten kimse boy ölçüşemez.
CHP’nin pusulası bozulmuş, siyasi kıblesi şaşmıştır.
Bu acı gerçeğe rağmen temennimiz, Türkiye’nin ana muhalefet partisinin sahte gündemlerden kurtulup milletin asli gündemine dönmesidir.
Bölgemiz yangın yerine dönmüşken, dünyada tarihî kırılmalar ve krizler yaşanırken…
Türkiye yarım asırlık bir sorununu çözmeye çabalarken…
Ana muhalefetin üç beş belediye soyguncusunun oyuncağı haline gelmesi; gerginlikten, kutuplaşmadan, istismardan beslenmeyi siyasetinin merkezine yerleştirmesi hem kendileri hem de ülkemiz için kayıptır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan yapıcı ve sorumlu bir siyaset dilidir.
Muhalefetin istikamet sorununu bir an önce çözmesini ümit ediyoruz.
Böyle bir dönemde küçük sorunların, küçük hesapların peşinde koşanlar tarihe hesap veremezler.
Biz kartların yeniden karıldığı küresel siyaset ve ekopolitikte Türkiye’yi en güçlü biçimde konumlandırmanın derdindeyiz.
Terör sorununu tamamen çözmüş, iç cephesini tahkim etmiş, bagajlarından ve safralarından kurtulmuş bir Türkiye için mücadele ediyoruz.
Bu mücadeleyi de mümkün olan en geniş katılımla vermek istiyoruz.
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nda yüzyıllardır Türk denizciliğinin gelişmesi ve güçlenmesi için emek veren, gayret gösteren herkesi şükranla yâd ediyorum. Bayrağımızı ülkemizde ve dünyanın her bölgesinde dalgalandıran denizcilerimize Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum.
Bu milletin değerlerinden yoksun kimi edep ve adap bilmez ahlaksızların Rasulüekrem Efendimize yaptığı hürmetsizlik asla kabul edilemez.
Mizah kisvesiyle yapılan apaçık bir kışkırtmadır, alçakça bir provokasyondur.
Nitekim bu nefret suçuyla ilgili emniyetimiz ve yargımız hemen harekete geçmiş, bahse konu dergi toplatılmış, gerekli süreçler başlatılmıştır.
Rasulullah Efendimize ve diğer peygamberlerimize küstahlık edenler bunun hesabını hukuk önünde vereceklerdir. Biz bunun takipçisi olacağız.
Özellikle gençlerimizin gönüllerini ferah tutmasını istiyorum.
Biz bu makamlarda olduğumuz sürece, bu ülkede ne adına olursa olsun, kimsenin kutsallarımıza hakaret etmesine göz yummayız.
Haklıyken haksız konuma düşecek adımlardan herkes uzak durmalıdır.
Öfkenin aklı perdelemesine hiçbir genç kardeşim izin vermemelidir.
Yolumuzu aydınlatan, kalplerimizi aşkla, merhametle, şefkatle dolduran sevgili Peygamberimizin aziz hatırasına da emanetine de sahip çıkmak asli görevimizdir.
Biz bunu şeref sayıyoruz.
Bu görevi bugüne kadar layıkıyla yerine getirdik, inşallah bundan sonra da en güzel şekilde ifa edeceğiz.