Müslümanlar korkmayın, karşınızda leşler var. At binenin, kılıç kuşananındır. Korkak ancak kuyruk olur.
Dünyasını fazla seven korkak olur. Kur’anda yahudinin tiyniyeti böyle anlatılır.
İslam kuyruk değil, hakimdir. Bu yüzden de dünyasını çok seven korkakların dini değildir.
Hayali ile yükselir, hakikatiyle kök salar. Bu yüzden, göğe bakan göz, toprağa da bakmayı bilirse, hikmeti öğrenir.
İşte tefekkür de budur: Göğe dalarken toprağı unutmamak , toprağa bakarken göğü hatırda tutmak. O zaman göz görür, kalbi hisseder, akıl da teslim olur.
İnsan göğe bakınca büyülenir; maviliğiyle, sonsuzluğu ile ruhunu hafifletir. Gökyüzü insana hayallerin sınırsızlığını Allah'ın kudretini ve yaratılışın ihtişamını fısıldar. Ama sadece yukarı bakmak yetmez. Çünkü insanın ayakları toprağa basar.
Toprak bize sabrı öğretir; her tohumun sessizce bekleyişinde, her filiz'in yeniden doğuşunda... Gökyüzü insanı yüceltirken, toprak ona tevazuyu hatırlatır. Gökyüzü "uç" der, toprak "unutma ,sen insansın" der .
İkisini birden görebilen insan, dengeli olur.
Bazen kaybolduğumuzu düşündüğümüz anlarda , aslında O, bize en yakın olandır." İmkansız" dediğimiz her şey ,Allah'ın izniyle mümkündür. Şükürler olsun ki, Rabbimiz her zaman yanımızda ve her şeyin en doğrusunu bizler için takdir ediyor.
yüksek sesle kur’an okumak ve dinlemek, kalbi ne denli ferahlatıyor; tarif etmek mümkün değil. tarif edemem fakat az evvel kur’an okurken kalbim, nefes aldı, bir an huzur buldu, hiç boğulmamış gibi oldu.