Şayet bu👇anlatılan mu’cize gerçeğini gerçekten anlayıp idrâk edebilmişsek, “HOLOGRAM BEYİN” tanımının önemini de kavramış olmalıyız!
Kişiye/yaratılmışa nisbet edilmeyen “KUANTUM BEYİN/BOYUT” kudsî statüsünün kayıtsızlığını yaşama potansiyeli, hologram beyin derecesinin/kapasitesinin sınırlılığına hapsolmamalı…!
“Şeytaniyet; gördüğü ile kayıtlamak ve kayıtlanmaktır...
Hilâfet ise gördüğünü kayıtlamamak, sınırlamamak ve sınırsızlıktan nasip almaktır!..
Şeytân, gördüğüyle kayıtlandı...
Halîfe ise, her an sınırsız ve kayıtsız olanın ahlâkıyla ahlâklanmış olarak, ‘halîfe’
olmuştur!”(Okyansu Ötesi-1)
HzEbûBekr esSıddîk (radıyallahu anh)’ın, Resûlullâh (aleyhisselâm) için “O DEDİYSE DOĞRUDUR” diye tasdîk etmesi, haber verilen şeyi anlayıp, doğruluğunu görüp, bundan dolay tasdîk etmesi değil; TASDÎK’in hakîkatı olarak ZÂTI TASDÎK’tir!!!
“KALP, arşın üstünden daha yüksek(bir hakîkata mazhar)tir (arş’tan daha geniştir)!.. Onu dünya kederi denilen şu değersiz taşların (bedenselliğin sınırları) altında ezilmeye mâhkum etme!”(İmâm-ı Rabbânî ks)
Nitekim, “ÖNCE BİNANIN TEMELİ (îmân) ATILIR; SONRA BUNUN ÜZERİNE DİĞER KATLAR/ÇATI KATI ATILIR” gerçeği ile işâret edildiği üzre, KURÂN’ın nüzûl ve RESÛLULLÂH as teblîğ tertibini görüyoruz;
Lâ ilâhe illAllâh
İhlâs Suresi
B’ismillâhirRahmânirRahîm
VE
Bu (îmân) temel’den SONRA, (dîn işlevi olarak) SALÂT’ın İKAME’si farz olmuştur!!!