Usul usul okuyacağınız, her satırda anıların gölgesinde gezinen, incelikli ironisiyle gülümsetirken ağır bir melankoliye saran bir blog. Okuduktan sonra kalbinizde bir sızı, aklınızda ‘keşke devamı olsa’ hissi bırakacak. Blogumu buraya bırakıyorum.
Keyifli okumalar.
https://t.co/3AOOmtZ9LL
DEVLET NİYE VAR?
Devlet niye var?
Yangınlara müdahale edemeyip, cayır cayır yanan ormanları seyretmek için mi?
Ağaçlarla birlikte yanan canlıların çığlıklarını rüzgâra bırakmak için mi?
Yetersiz ekipmanla, yetersiz eğitimle, yetersiz bir müdahaleyi “elimizden gelen bu” diye sunmak için mi?
Devlet niye var?
Adaleti makam odalarına kilitleyip, sokakta vicdanı unutturmak için mi?
Hukuku güçlüden yana, cezayı zayıfa, affı yandaşa dağıtmak için mi?
İstanbul’da bir tweet atanı içeri atarken, sokakta kadınları öldüreni “iyi hal”le serbest bırakmak için mi?
Devlet niye var?
Ekonomiyi bir masal gibi anlatıp, halkı gerçekle yüzsüz bırakmak için mi?
Pazarda etiketlerle kavga ettirip, sofrada tencereyi sessizleştirmek için mi?
İşsizliği, yoksulluğu, çaresizliği rakamlara boğup istatistiklerde boğmak için mi?
Devlet niye var?
Depremde çöken binaların altında insanları değil, ihmalleri gömmek için mi?
Yıllarca “vergiler deprem için” deyip sonra çadırları satmak için mi?
Ağlayan çocukların elinden tutmak yerine, kameraya poz veren yetkililerle dolmak için mi?
Devlet niye var?
Eğitimi bir deneme tahtasına çevirip, nesilleri kör karanlıkta bırakmak için mi?
Gençleri ya yurtdışına ya umutsuzluğa mecbur etmek için mi?
Üniversite mezununu market rafına, hayalini ise borç listesine yazmak için mi?
Devlet niye var?
Bu ülkede her krizde millet elini taşın altına koyuyorsa,
Devlet niye var?
Devlet varsa, halk için var.
Ama halk, sadece sandıkta hatırlanıyorsa;
Devlet niye var?
Bazen bir an, bazen bir bakış, bazen bir kıvılcım, bazen bir his, bazen bir gülüş, bazen bir dokunuş, bazen bir kelime, bazen bir susuş, bazen bir koku, bazen bir ses, bazen bir titreşim, bazen bir hayal, bazen bir melodi, bazen bir duraksama, bazen bir tesadüf, bazen bir yanılgı, bazen bir geç kalış, bazen bir erken seziş… Her şey bazen’le başlar ve bazen, her şey orada biter.
Herkes bir “an” bekler.
Peki ya sen… sen neyi bekliyorsun?