Kader, elinizde olmayan bir şeyi size elinizle yaptıran mekanizmanın adıdır.
“İnsan için yalnızca çalışmalarının ( kendisinden açığa çıkanların ) sonucu oluşacaktır!”
“…Allah dilemedikçe,siz dileyemezsiniz.”
Kur’an dan…
#beyin#kuran#kurân#kader#felek#irade#yazgı #alınyazısı
🇺🇸
Destiny is the name of the mechanism that makes you do with your own hands what is not truly in your hands.
“Man will have nothing except what he strives for.”
“…You cannot will unless Allah wills.”
— The Qur’an
#brain #quran #destiny #fate #freewill #divinewill #kismet
Selimiye Camii’nin restorasyonu ile ilgili tartışmaların özeti şu: “Biz bu memlekette senelerdir medeniyet satıyoruz, irfan satıyoruz, gönül insanlığı satıyoruz. Getirisi fena değil elhamdülillah. Mala davara faydası olmayan kitaplarımız yüz binler sattı, girip de konuşma yapmadığımız belediye, üniversite, muhafazakâr Youtube kanalı kalmadı. Devleti idare edenlerden ziyadesiyle ihtimam görüyoruz. Ama son bir ricamız var, şu şirin Selimiyeciğin kubbesinde de bir imzamız olsun istiyoruz.”
Hz. Peygamber, “İnsanın bir vadi dolu altını olsa, bir vadi daha ister; onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz.” buyurmuştu. İşte o doyumsuzları, ihtirasını ve kibrini siyasal egemenliğin gözetiminde büyütüp besleyenlerin işi nerelere vardırdığını görüyoruz şimdi. “Yapabiliyoruz, çünkü muktediriz” diyenlerin hırsla parlayan gözlerine Selimiye Camii’nin kubbesi yansıyor ve ona sahip olmak için tarihi, kültürü, medeniyeti eğip bükmeye çoktan hazırlar.
Bu kişileri durdurabilecek kudretim yok maalesef. Çoğumuzun yok. Ama “çoğumuz” bir araya gelirse, en azından şu mesaj ulaşır kendilerine: “700 yıllık çınar ağacının gövdesine, 1700 yıllık Sumela Manastırı’nın duvarına çakısıyla adını kazıyan bir yarım akıllı ne kadar tarihe geçiyorsa, siz de ancak o kadar tarihe geçeceksiniz. Bu vatanın evlatlarına hediyelik ambalajlarda sunduğunuz medeniyete bir gün gerçekten kavuşursak şayet, onun kitabesinden ismi ilk silinenler siz olacaksınız.”
#SelimiyeyeDokunma
SELİMİYEYİ KAZIMAYA BAŞLADILAR…!!!
Elimizle engel olamıyorsak bile lütfen bunu paylaşarak, kamuoyu oluşturarak, sesimizi duyuralım ve bu yanlışı mutlaka durduralım, yürütmeyi durduralım. En Gür sesimizle #SelimiyeyeDokunma diyelim
#VakiflarGM#TCKulturTurizm
Edirne Selimiye Camisi Yazıları Restorasyonu: Sorular ve Cevaplar
S1. Edirne Selimiye Camiinin restorasyonu ehliyetsiz kişiler tarafından mı yapıldı?
C1. Restorasyonda dünyaca ünlü Hattat Davut Bektaş, Hattat Dr. Ali Rıza Özcan, Hattat Nurullah Özdem, Hattat Mustafa Divarcı var
“THEATRICAL” YAŞAM SİSTEMİNDE MİYİZ ?
Nereden çıktı bu şimdi, diye düşündüğünüzü algılar gibiyim.
Zor bir konu bu ama seyrettiğimi anlatmaya çalışayım…
İlk anda belki, hayat bir tiyatro mu demek istiyor, diye düşünmüş de olabilirsiniz; ama konu hayli daha öte ve derin! Bilmiyorum anlatabilecek miyim!
“theatrical” tanımını Türkçeye “tiyatrovari” diye çevirmek mümkün mü bilmiyorum. Ama ben mümkünden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım…
2 D BİR EVRENDE YAŞAMAKTA OLDUĞUMUZ hakkındaki düşüncemi 1997 yılında yayınlanan “YENİLEN” (https://t.co/MvIFvc5AqF) kitabımda yazmıştım.
2 D bir evrende yaşamakta isek bunun sonucu, “BEN” diye işaret ettiğimiz kuantum beynimizin/ruhumuzun dahi gerçekte 2 D bir yapı olduğuna çıkar!
2 D evren, hatta ve dahi evren içre evrenler, tümüyle ANLAM, BİLGİ KOMPOZİSYONLARI OLUŞTURACAK DATADIR!
Bu DATA, ihtiva ettiği bilgiye göre sayısız bilgi kompozisyonlarını yaratarak “sonsuz anlamlı varlık olgusunu” meydana getirir.
“Anlamlı varlık olgusu” nasıl meydana gelir…
YUKARIDA NE VARSA AŞAĞIDA DA O VARDIR, SÖZÜNÜ HATIRLAYIN.
Örnekle anlatmaya çalışayım…
KUANTUM BEYNİMİZ, gerçekte dalgaboyu/bilgi~DATA ile vardır ve çalışır. Beyin dediğimiz yapı esasen çoklu program sisteminden oluşmuş, sanki bir bilgisayar, gibidir.
Bilgisayardaki data~bilgi nasılki bir programla algılanan suretler halinde ekrandan gözümüze ulaşıyor; gözümüz de o dalgaboylarını beynimizde suretlere dönüştürüp 3 D HOLOGRAM DÜNYAMIZI OLUŞTURUYORSA…
YUKARIDA(!), makro yapıda, evrende de, 2 D Boyutta olup biten tüm bilgiler, gene kendisindeki bilgi kompozisyonlarının oluşturduğu programlarla anlamlı sîretler halinde açığa çıkmaktadır ki biz buna THEATRICAL SİSTEM diyoruz; aynen beynimizde olan gibi!
ANLAMLARIN SURETLENMESİDİR THEATRICAL SİSTEM.
2 D EVRENİN 3D OLARAK ALGILANMASININ NEDENİ, SİSTEMATİĞİDİR BU OLUŞUM.
Günümüz tiyatrosunu veya sinemasını da düşünürseniz, belli anlamların suretlere büründürülerek açığa çıkmasından başka bir şey olmadığını fark edersiniz.
İnsanın her anki yaşamı, theatrical sistem içinde oluşan bir HAYAL dünyasıdır!
2 D evrende HER AN DÖNÜŞEN BİLGİ KOMPOZİSYONU İLE YENİ GÖRÜNÜM (!) oluşurken; beyinlerde dahi aynı sistemle her an yeni bir anlam/hissediş-düşünce açığa çıkmaktadır.
İŞTE BU SİSTEM GEREĞİ OLARAK, KURÂN DAKİ BİR ÇOK ANLATIM DA “theatrical sistem” ile insanların anlayışına sunulmuştur ki, biz bunlara “metaforik anlatım” demekteyiz.
Buna Kurândaki en güzel örnek de Halife-İnsanın oluşumu anlatımıdır.
İnsan bedeni ve beyni geçirdiği yüzmilyonlarca yıllık evrimden sonra, hologramik evren sisteminin sonucu olarak, evrensel bilginin sonuçlarını yansıtacak şekilde buyutsal derinliklerinden gelen bilgiyi şuurunda hissetmiş ve o bilgi ile her istediğini -bedenini hissetmeksizin- yapar şekilde yaşar hale gelmiştir. Bu durum theatrical anlatımla cennette varolma diye anlatılmıştır.
Devam edelim theatrical anlatımın perde arkasına… Bu şekilde bedensizmiş hissiyatıyla yaşamına devam ederken; çevresindeki dişilerden biriyle tanışmış ve onunla bedensel ilişkiye girmiş (yasak elmayı yemiş); bedenselliğini hissederek beden kayıtlarına yani arza inmiştir.
İlk varoluşu aşamasında kendisinde tüm evrensel bilgi olmasından dolayı tüm kuvveler kendisine secde etmiş, sadece kendisindeki beyin kapasitesine sahip olmayan cin türünün başı iblis ona secde etmemiştir.
Ademin zevcesi havva değil, bedenidir. Kuran havva dan söz etmez! Adem ölümsüz ruh/şuur yapıdır, zevcesi den kasıt bedenidir! Bedensel yaşam hissiyatı içinde beraber olduğu kadına da havva ismi takılmıştır. Zevcenin fitne olmasından murat da bedenidir. Çünkü kendini beden kabul edip, bedensiz ölümsüz varlık olduğunu, hakikatını hissetmesine engel olmaktadır.
Konu daha çok derin, açıklanacak çok şey var, ama bilmem ömür yeter mi, Rabbim nasip eder mi… şimdilik bu kadar olsun!
Sürçü lisan ettiysek affola!
30.4.25
Ali Naci Küçük: "Fenerbahçe Ali Sami Yen'e gelirken yabancı hakem var, Galatasaray Kadıköy'e çıkarken yabancı hakem yok. Çünkü niye? TFF'nin kıblesi Samandıra, kıblesi Kadıköy, kıblesi Fenerbahçe bayrağı."
Almanya ve Amerika'da psikoterapi gören kişiler 4 yıl takip edildi. 4 yılın sonunda terapi görenlerin görmeyenlere göre, duygusal açıdan daha dengesiz, daha içedönük, depresif, öz saygıları ve yaşam memnuniyetleri daha düşük olduğu görüldü.
Bugün Orta Doğu'yu yeniden dizayn etmeyi amaçlayan kirli savaşta ABD, İsrail ve işbirlikçi hükümetlerin bizlere verdiği net bir mesaj var: Artık uluslararası hukuk kurallarını tanımıyoruz. İnsanlık onuru ve haysiyeti için sizler de geç olmadan "insanlık ittifakına" katılın.
Alman bilim adamı ;En büyük ve gizlenen
organ bağışı ile ilgili şeyler var.
Problem şu ki; Organ bağışı yapan kişi
ölü olmaması gerekiyor.
Çünkü onun organları ölüdür ve başkasına nakledilemez.
Ama bizlere insanlık için organ bağışı
yapmamız gerektiğini söylüyor lar.
Bu engeli aşabilmek için 'Beyin Ölümü'
hikayesini uydurdular.
Böyle bir ölüm tarifi yoktur.
Bu sözde 'Bilim' ölüm tarifi ile organ naklini meşrulaştırdılar.
📢Ünlü Tıp Profesörü "İvermektin"in Kanseri İyileştirdiğini Doğruladı.
Amerikalı hekim ve saygın tıp profesörü Dr. Paul Marik, yeni bir röportajda doktorların ivermektin alan hastalarda kanserin "kaybolduğunu" gördükten sonra şaşkına döndüklerini açıkladı.
Virginia eyaletine+
@ahmetakin@balikesirbld Sayın başkan ,Dursunbey sucikti mesire alanında alabalık çok aşırı pahalı , Türkiye'nin en pahalı alabalığı burada. Ya belediye işletmesi yapın yada kapatın , yanlışlıkla girip soyulup çıkan çok fazla
YAZMAYACAKTIM BUNLARI AMA YAZ DEDİ ÖZÜM!
Ne müslümanlar ne de aydınlar, hatta pek çok bilimle uğraşanlar bile anlamaz bugün için bunları diye düşündüm. Lakin Resûl de insanların anlayamayacaklarını bildirmiş zamanında, gelecektekiler değerlendirir, diye…
Anlatmaya çalışayım dilim döndüğünce…
Esasen “beyin” adını verdiğimiz yapı hücresel bir yapı değil, software dir demiştik. SOFTWARE tanımı dahi gerçekte düşünenleri konuya yaklaştırmak için kullandığımız bir METAFORDUR!
OLAYIN nasıl işlediğini OKUmaya çalışalım.
Varlıkta olan her şeyin gerçekte dalgaboyu/data dan oluşmuş kompozisyonlar olduğunu biliyoruz. Bu kompozisyonların bir kısmı orijinlerindeki datadan kaynaklanan bir şekilde suretler yaratma özelliğine sahip. Yani data bilgi, data bilgiyi sûretlendirerek, o şekil ve özellikte bir nesne veya yapı varMIŞ algısını yaratmaktadır! Gerçeğinde ise, olay tamamen data/bilgi/dalgaboyu alanında dönmektedir!
Bunun yaşamımızdaki misali rüya yaşantısıdır!
Rüyada görülenlerin aslı bilgi tabanındaki bilgilerdir. Bu bilgiler belli bir algoritma ile suretlere dönüştürülmekte, SANKİ canlı bir olay yaşanıyormuş hissi oluşturularak seyredilmektedir.
Bu sistem tüm gün boyu yaşananlar için de aynen geçerlidir!
Yani?
Görüyorum, DOKUNUYORUM, duyuyorum ve benzeri tüm algılar GERÇEKTE yalnızca data/bilgi/dalgaboyu alanda cereyan eden bilgi dönüşümleri olup; beyin bunları gerçekten varmış gibi algılamaktadır.
(Geçmiştekilerin, ‘âlemlerin aslı hayaldir’ vurgusu da bu sistemi OKUmalarına dayanmaktadır)
Eğer durum böyle ise… Gelelim bu tesbitin bizi götüreceği yere!
Madde beden, hücresel yapı, DNA, atomik yapı/evren gibi tüm kabullerimiz gerçekte beyin diye ismlendirdiğimiz yapının orijinindeki bir data/bilgi nin AN içindeki YENİLENEN kompozisyonlarından başka bir şey değildir; biz de her AN bu kompozisyonun açığa çıktığı ALGI dan başka bir şey de��iliz!
Madde ALGISI yaratan data/bilgi alanın AN lık dönüşümleriyle, dünya, evren, beden, beyin, hücre kabulleriyle yaşamımızı sürdürmekteyiz!
ALLAH ismiyle işaret edilen bir obje tanrı değil, anlatmaya çalıştığım TEK’il, sonsuz sınırsız İLİM dir ki; bu anlatım da, kısmen anlatmaya çalıştığım varlığın orijinini vurgulamak için geçmişte kullanılan bir metafordur.
Orijinin TEK, her şeyin gerçekte var olmayıp yalnızca AN lık ALGILAR olduğunu kavratırsa özündeki data/bilgi; artık sen hangi isim veya etiketle anarsan an, o GERÇEK ve MUTLAK, yanı sıra hiç bir şey olmayan, NE DOĞURULMUŞ NE DE DOĞURMUŞ olan TEK’i!
Konu bizi nerelere götürdü, oysa AMİGDALA denen, hücresel organ olarak bilinenin işlevinden, artısı ve eksisinden söz edecektim.
Bu anlattıklarımı çok az bir kısım insan anlayacak veya inanacak, çok büyük çoğunluk da anlayamayarak reddedecek, hatta ‘saçma’ bulacaktır. Neden mi?
AMİDALA’ları yüzünden!
AMİGDALA gerçekte hücresel bir organ değil, bir software dir demiştik. Günümüz bilimi bunun iki ana işlevinden henüz yalnızca birini tesbit etmiştir. İnsanın bir tehlikeden korunması için gereken anlık tepkimeyi aktive etmek!
Beyine gelen her bilgi iki yoldan iki merkeze ulaşır. Birincisi amigdala, ikincisi PFC. Amigdalaya ulaşan bilgi PFC ye ulaşan bilginin neredeyse yarı zamanında olur. Bu nedenle de bir tehlike anında daha düşünmeden bir reaksiyon çıkar bizden amigdalanın tetiklemesiyle.. Bu anlattığım günümüz biliminin de ulaştığı bir işleyiştir.
Bir de henüz günümüz biliminin tesbit edemediği bir işlevi daha vardır amigdalanın… AN İÇİNDE, BİLGİ TABANINI MUHAFAZA ETMEK, KORUMAK!
BİLGİ TABANINDAKİ BİLGİLERE GÖRE, GELEN YENİ BİLGİYİ KABULLENMEK VEYA REDDETMEK!
Eğer kabullenemediğiniz YENİ bir bilgi varsa, önceden bilgi tabanınıza yerleşmiş o yeni bilgiye kapalı fikir vardır; amigdalanızda mevcut bilgi alanını korumak için sizden o YENİ BİLGİYİ RED halini açığa çıkartmaktadır..
Hayli geniş bir konuya yerimiz bu kadar elverdi… BİLGİ TABANINIZI YENİYE AÇMAZSANIZ, YENİLENMEZSİNİZ; amigdalan��zı suçlamayın!
Hikem-i Ataiyye'den bir öğüt;
"İnsanlara bağlanıp kalmayasın diye seni onların eziyetine maruz bıraktı.
*
Hiçbir ��ey seni O'ndan alıkoymasın diye her şeyden sıkılmanı istedi."