"Başını açana soruyorsunuz ya, neden açtı, ne sebeple diye. Kapatana da soruyor musunuz, kendi isteği ile mi kapadı, birine yaranmak için mi, birinden gördü diye mi diye?"
#KızılGoncalar
Kuşlar üzerimizden uçar ve tamamen farklı bir bakış açışı dışında bizim yaptığımız şeylerin aynısını görüyorlar ve buda tıpkı senin gibi sen o kadar dikkatlisin ki bazı şeyleri görüyorsun ve kimsenin fark edemeyeceği şeyler anlıyorsun
Önde, Sakarya'da kırık kaburgalarıyla vatanı koruyan Mustafa Kemal, arkasında gelecek nesil.. Bu görsel bana şu sözü hatırlattı:
Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır. İstikbal ümidinin aydınlık çiçekleridir onlar.
Aralık 1919, Sivas...
Sigarasını yakıp yerinden kalktı. Asabi şekilde yürüyerek söylendi: “Bir taraftan vatanın kurtarılması için uğraş, bir taraftan da İstanbul’un entrikalarıyla! Millet İstanbul’da düşmanın kahır ve zulmü altında inlerken, başta bulunan bazı vatansızların, ecnebilerden aldığı paralarla her türlü melanet icrasından geri durmadıklarını hep biliyoruz.
Bunlar, bu beyinsizler şahsımız ile uğraşıyorlar. Bilmiyorlar ki şahsımız ile değil; millet ile, vatan ile uğraşıyorlar. Niçin bilmem... Biz hizmetle uğraşıyoruz. Bunlar hizmetimizi takdir etmiyorlar. Pekâlâ amma bari kendileri bir iş görseler, biz de çekilirdik. İş görmek yok! Yalnız emir verecekler. Buna da pekâlâ. Fakat emirler makul ve mantıki olsa. İşgalcilerin emir ve fermanlarını tebliğden ibaret olmasa."
Konuşması bitince Mazhar Müfit’e dönüp olanları hatıralarında yazmasını söyledi: “Ben yazamazsam sen yazarsın. Başımıza neler örülmek istendiği görülmeli ve gelecek için ibret olmalıdır.” Birden durdu. O an gözleri yaşarır gibi oldu. “Zaten her şey unutulur,” dedi:
Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır. İstikbal ümidinin aydınlık çiçekleridir onlar.
Mazhar Müfit, onun hiddetine ilk kez tanık olmuyordu ama ilk defa onu bu kadar duygu dolu görmüştü. O da duygulanmış ve gözleri yaşarmıştı. “Paşam,” dedi, “kim isterse unutsun. Tarih ve gençlik bu yaratıcı dehanızı, bu vatana hizmetinizi asla unutmaz.”
Yarının Adamı yerine oturup iç çekercesine cevap verdi: “Mesele ben değilim. Vatandır. Gittiğimiz yoldur. Benim, senin, şunun, bunun ne önemi var? Biz olmasak başkaları bunu yapmayacak mıydı?"
“Hayır!” diye haykırdı Mazhar Müfit: “O başkaları nerede? O başkaları değil midir ki bizi öldürtmek ve kendi menfaatleri için namus ve vicdanlarını satmak yolunu tutmuşlardır?”
Mazhar Müfit haklıydı. Mustafa Kemal de bunu çok iyi biliyordu. Ama başarıyı kendisine mâl edemezdi. “Bütün ümidim gençliktedir!” demekle yetindi.