38’inci Olağan Kurultay’dan sonra yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerimi kamuoyuyla paylaşıyorum.
Söylenecek çok şey olsa da bu konuya dair son sözüm budur.
Bende ülkemizde bir enerji krizi olduğunu düşünmüyorum.
Elektrik Mühendisleri Odası'nın çalışmasından görüldüğü gibi bizde
Dağıtım bedeli artışı krizi var.
https://t.co/srhP0kZ2IB
İran’la savaşın ikinci gününde değerlendirmem aşağıdaki gibidir:
1. ABD için bu savaşta kritik mesele meşruiyet sorunudur. ABD bu savaşa Kongre onayı olmadan girdi. Kamuoyu desteği %25’i bile bulmuyor. Bu oran bir süper gücün uzun süreli harp yürütmesi için yeterli değildir. Yakında Amerikan toplumunda şu soru daha yüksek sesle sorulacaktır: Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi başlatıldı, yoksa İsrail için mi? ABD iç kamuoyu bölünmüşken uzun savaş sürdürülemez. Vietnam’dan Irak’a tarih bunu gösterdi.
2. Diplomasi artık güven üretmiyor. Müzakere süreçleri askeri harekâtın uzantısına dönüştü. Masada konuşulurken sahada plan yapılıyorsa, bundan sonra hiçbir devlet güvenlik garantilerine inanmaz. Bu küresel sistem için ciddi bir kırılmadır.
3. ABD çok kıymetli mühimmatını harcıyor. Uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat sınırlı üretim kapasitesine sahip. Yılda yaklaşık 800 kritik önleme sistemi üretiliyorsa ve her İran füzesine iki önleyici atılıyorsa, birkaç yüz angajman bir yıllık üretimi eritmeye yeter. Üstelik bu sistemlerde kullanılan nadir metaller Çin tedarik zincirine bağlı. Bu savaş Pasifik’e ayrılması gereken stokları da tüketebilir. Yarın Tayvan hattında bir kriz çıkarsa bugünkü kadar mühimmat olmayabilir. Ayrıca İran coğrafyası büyük. Uzun menzilli operasyon, yakıt ikmali ve uzak üs demektir. Bölgedeki hava ve deniz unsurlarının sürdürülebilirliği ciddi lojistik yük yaratmaktadır. Bahreyn’in kırılganlığı arttıkça Diego Garcia gibi uzak üsler devreye girer. Bu da özellikle AEGIS muhripleri için bir haftalık gidiş-dönüş lojistik döngüsü demektir.
4.İran’ın direnç kültürü hafife alınıyor. Hamaney ‘in kaybı direnci asimetrik şekilde artıracaktır. 47 yıldır yaptırım altında yaşayan, İran-Irak Savaşı’nı görmüş bir toplumdan söz ediyoruz. Rejim içi çatlak beklentisi şu aşamada gerçekçi değil. Dış saldırı içeride çözülme değil, kenetlenme üretir. İran gibi onurlu bir halk bunu yapar.
5.Körfez ülkeleri açısından alarm zilleri çalıyor. Şii nüfus yoğunluğu olan monarşiler için istikrar hayati önemdedir. İsrail’in hamleleri ve ABD’nin desteği bu istikrarı bozuyor. Burj Al Arab gibi sembolik hedeflere veya ABD üslerine düşen her füze Amerikan güvenlik şemsiyesine olan güveni aşındırır. Körfez başkentleri artık şunu görüyor: İsrail’in kararları kendi huzurlarını riske atıyor. Bu ya ABD ile mesafelenmeye ya da daha sert askeri pozisyona zorlanmaya yol açabilir. Her iki senaryo da istikrarsızlık üretir.
6. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeyi altüst eder. Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesi sigorta maliyetlerini patlatır.
Özellikle Çin’den AB’ye yönelik Konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatı ağır darbe alır. Varil fiyatının 150 doların üzerine çıkması ABD ekonomisinin tolere edebileceği bir tablo değildir. 150 dolar petrol ABD ve Avrupa için sürdürülebilir değildir. Enerji şoku haftalar içinde siyasi baskı üretir.
7. Pakistan faktörü de önemlidir. Nükleer bir güçten söz ediyoruz. Suudi Arabistan ile askeri iş birliği önemlidir. Ancak Hindistan-İsrail yakınlaşması göz önüne alındığında ve ayrıca Pakistan Taliban Savaşı’nın tam da İsrail Amerika’nın İran’a saldırısından önce başlaması tesadüf değildir. Pakistan’ın oyalanması amaçlanmaktadır. Trump’ın Pakistan liderliğine övgüleri bu yüzden tesadüf değildir.
8.Türkiye açısından tablo nettir. Ortada açık bir İsrail saldırganlığı ve Amerikan askeri gücünün bu çerçevede kullanılması vardır. Ankara şunun farkındadır: İran düşerse baskı hattı Türkiye’ye dayanır. Bu nedenle İranın yanında olmak jeopolitik zorunluluktur. İran’daki Kürt gruplarının birleşmesi Türkiye için ciddi bir güvenlik endişesidir. Türkiye bu grupların birleşerek bağımsız bir kukla Kürt devletini kurmasına izin vermeyecek hamleleri desteklemelidir.
9. ABD meşruiyetsiz, düşük kamuoyu desteğiyle, kıymetli mühimmatını harcayarak, direnç kültürünü hafife aldığı bir ülkeye karşı savaşmaktadır.
İran kısa sürede çökmez. Rejim değişimi ihtimali zayıftır.
📌 Böyle bir haber okudum ve zerre kadar şaşırmadım.
Anlaşılan hedef sadece CHP değil, CHP’nin yönettiği tüm il ve ilçelerde yaşayan vatandaşlardır.
“Emlak vergisi tespiti için arsa fiyat takdirleri CHP'li belediyelerde %1.000 hatta %1.200 oranlarında arttırıldı. Amaç Belediye’ye düşman seçmen yaratmak. Belediye takdir komisyonları; 2 Maliye, 1 Ticaret Odası, 1 Belediye ve 1 Muhtardan teşekkül ediyor. Yani Muhtar ve Belediye elemanı karşı çıksa bile 3 AKP'linin dediği oluyor. Konuyu bilmeyenler de CHP'li belediyelere lanet okuyor.”
23 Nisan, Türk Milleti’nin kendi geleceğini belirlediği, egemenliğin millet iradesine bırakıldığı ve milletin bağımsızlığını tüm dünyaya haykırdığı, Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından birisidir.23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarım.#23NisanKutluOlsun
Hakan Fidan’ın yüzüne karşı anlattık:
Pasaportumuzla gidilemeyen ülke sayısı 2014’te 38 iken, bu sayı 2024’te 52’ye çıktı.
Hayal kurmaktan vazgeçin, gerçeklerle yüzleşin..
Kurtuluş ve kuruluşun partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük iki eserinden biri CHP, 101 yaşında. Nice özgür, aydınlık yarınlara…🇹🇷 #CHP101Yaşında
İstisnai sanatçı Genco Erkal’ı yarın uğurluyoruz;
Saat 14.00; Tören, Muhsin Ertuğrul Sahnesi Harbiye.
İkindi namazı; Teşvikiye Camii.
Ve ardından Zincirlikuyu mezarlığı.
Dostlar;
Bu akşam size Nazım Oratoryosunun en sevilen bölümü “Ben içeri düştüğümden beri” yi paylaşmak isterim.
Bir ricam da var; Bunu kendimiz için kaydedelim mi ve sevdiğimiz dostlarımıza da paylaşalım mı?
Güneşin etrafında dönüyor dünya.
#gencoerkal
Tarım için kara gece..
Geçen sene 8.250 TL/ton olan buğday fiyatı 9.250 TL (%12 artış), 7.000 TL/ton olan arpa fiyatı 7.250 TL (% 3 artış) olarak açıklandı.
Ekmeklik buğday maliyeti (en az)10.600 TL/ton, enflasyon % 75 iken bu fiyatları üreticinin karşısına çıkamayarak internet sitesinden açıklamak yalnızca korkaklık değil, aynı zamanda tarıma, çiftçiye ve ülkeye ihanettir.
Açıklanan fiyatlar, güncel piyasa/borsa fiyatını da aşağı çekecek, emekçinin alın terini fırsatçı sermayeye teslim edecektir.
Bu zulme sessiz kalmayacağız, tarımın ve çiftçinin hakkını savunacağız.