@ygdogramaci@NobelTip Elinize, gönlünüze sağlık hocam. Umarım ROP sadece hekimin değil ailenin ve devletin sorumluluğunun da işin içine girdiği bir tarama testi olur. Tıpkı diğer tarama testleri gibi.
Kötü niyetli, sahadaki gerçeklerden kopuk, etik dışı bilirkişilere de fırsat verilmez. Saygılarımla.
Umarım bir gün, 2016 öncesi yüksek tazminatlı Pediatrik #Malpraktis davaları Adli Tıp bilirkişi kararları da tek tek ele alınır, sonuçları kamuoyuyla paylaşılır.
Ben görür müyüm? bilemiyorum.
T. C ADALET VE SAĞLIK BAKANLIKLARINA ÇAĞRI,
HEKİM KAMUOYU'NUN BİLGİSİNE
@abakingurlek@drmemisoglu
İki yıl önce bugün bana kontrolsüz hipertansiyon sonrası gelişen Aort Diseksiyonu nedeniyle TEVAR girişimi yapıldı. Şu an iyi olsam da eskisi gibi değilim.
Bu durum 16 yıldır devam eden haksız Malpraktis davamın sonucudur.
Türkiye'de hukuki olarak haksızlığa uğradığını düşünen tek ben değilim tabii ki. Ama şu da var. Tıbbi davalar kişisel davalar değildir. Tüm hekimleri ilgilendirir ve etkiler. Bir hekim tıbbi bir kararı nedeniyle sağlığını, evini bile elinden alacak böyle yıkıcı bir hukuki sürece maruz bırakılmamalı, bu gibi durumların endişesini yaşamamalıdır. Malum dava sürecimde dosyamda aleyhimde imzası olan tüm Adli Tıp bilirkişiler kamuoyuna açıklamaya yapmalı, attıkları imzaların hesabını da vermelidir. 2016 öncesi Adli Tıp yüksek tazminatlı pediatrik malpraktis davalarında benzer durumlarda farklı bilirkişi kararları vardır. "Ben hastalığın adını bilmiyorum, bana imzala dendi imzaladım" gibi gayriciddilikler vardır. Dönemin tıbbi imkanları dikkate alınmamıştır. Aile konutu tek evime haciz konuldu, ben şu satırları yazarken bile bu tek evim "hukuk kullanılarak" elimden almak için uğraşılıyor. Zihnen de yoruldum artık.
@adalet_bakanlik ve @saglikbakanligi na bir çağrıda bulunmak istiyorum. Dosyamın yeniden incelenmesi ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyorum. Dava sürecini diğer hekim arkadaşlarım da öğrensin, hatam varsa da tüm hekimlerce bilinsin. Ben nasıl attığım imzanın hesabını 16 yıldır veriyorsam, dönemin Adli Tıp bilirkişileri de attıkları imzanın, benzer durumlardan nasıl değişik karar verebildiklerinin açıklamasını kamuoyuna yapmalılar.
Bilginize sunarım.
Saygılarımla.
Dr. Tuncay Yılmazer
@KasapcopurOzgur Saygıdeğer hocam, iyi niyetli,sorun başlıklarının konuşulduğu ,ortaklaşa çok güzelbir toplantı oldu.Bu çabanız için gerçekten teşekkürederim.Süratle üzerimizden kalkması gereken ve branşımızı "ateşten gömleğe" dönüştüren -Malpraktis karabulutu-nun dağılması/dağıtılmasıçok önemli.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık alanında hekimler olarak yaşanan çeşitli sorunlar her geçen gün artarak karşımıza çıkıyor. Bu noktadan yola çıkarak TPK ve TMP olarak ortaklaşa düzenleyeceğimiz çevrimiçi toplantımıza sizleri davet etmekten büyük mutluluk duyuyoruz.
Hekimlerle Hukuksal Dayanışma Derneği Başkanı Av. Dr. Cengiz Bayram bir Çocuk Hastalıkları Hekimine 50 Milyon $ ( 2.5 Milyar 350 Milyon TL! ) #malpraktis tazminat davası açıldığını bildirdi. @DrAvCengiz6127
Daha önce de yazmıştım. Daha da kötüye gidiyor. Bu iş artık fahiş malpraktis tazminat boyutunu aştı, ülkemizde her şeye rağmen canla başla çalışan Pediatri hekimlerini ve dolayısıyla Çocuk sağlığını tehdit eder boyuta geldi maalesef.
Tıp fakültesine girerken hepimize aynı cümle söylendi:
“Zor ama kutsal bir meslek…”
Bugün hekimliğin kutsallığından çok;
• malpraktis korkusunu,
• şiddet tehdidini,
• değersizleştirilen emeği,
• giderek derinleşen tükenmişliği konuşuyoruz.
Peki genç hekimler neden cerrahi, pediatri, acil tıp ve yoğun bakım gibi sağlık sisteminin omurgasını taşıyan branşlardan uzaklaşıyor?
Çünkü bu ülkede yükü en ağır olanın karşılığı en az veriliyor.
Hekim hayat kurtardığında görevi sayılıyor.
Komplikasyon geliştiğinde suçlu ilan ediliyor.
Şiddete uğradığında yalnız bırakılıyor.
Tükendiğini söylediğinde ise nankörlükle suçlanıyor.
Sonuç ortada:
TUS’ta yüksek puanlar daha korunaklı ve daha düşük riskli alanlara yönelirken; acil tıp, pediatri, genel cerrahi, yoğun bak��m ve aile hekimliği kontenjanları boş kalıyor.
Sezeryan - Normal Doğum tartışmasında gözardı edilen başka bir nokta hukuki boyutudur. Mevcut hukuka göre her zamanki gibi sadece hekim suçlanacaktır.
Malpraktis dava süreci, (sonucundan bağımsız) bizatihi hekim için yıkımdır. Tıbbi sorumluluk sigortaları teminatları çok düşüktür ve sigorta şirketi şu dönem itibarıyla 50 ile 80 milyon arası çıkacak aktüer hesabı ödemeyecektir.
Pediatrist arkadaşımızın çok DOĞRU TESPİTİ👍İyi sonuçlanmayan her vakanın sonuç tasnifi; komplikasyon mu?/Malpraktis mi? OLAMAZ‼️🎯 Bu düşünce bizi tıpta %100 şifa OLACAK/OLMALI fikrine götürür.Böyle bir dünya? Böyle bir hayatın olağan akışı YOK Kİ‼️
SORUN SADECE KOMPLİKASYON - MALPRAKTİS AYRIMI MI?
Mevcut hukukun Tıbbi işlemleri ve süreci sadece hukuki mantıkla yorumlamaya çalışması ve sadece hekimin üzerinden "suç"(!) tanımları yapması en önemli sorunların başında geliyor.
Olumsuz sonuçlanan her tıbbi işlem için her seferinde komplikasyon mu malpraktis mi? sorusu da doğru değil.
Tıbben gereken herşeyin yapılması hastaya yapılan her işlemin %100 olumlu sonuç vereceği anlamına gelmiyor.
Hastasını iyileştirmek niyetiyle risk alan, elini taşın altına sokan hekim hukuken potansiyel bir "suçlu" muamelesi görmemeli
Hukukun mantığı ile tıbbın mantığı uyum sağlamadıkça tartışmalar kaçınılmaz.
Hekimlerin tıbbi işlemlerindeki başarısız sonuçlar uzun süreden beri kriminalize ediliyordu zaten. Bu anlayışa göre; hekim hastaya bir tıbbi işlem uyguladıysa mutlaka olumlu sonuç alınmalıdır. Eğer olumlu sonuç alınmadıysa nedeni %100 hekim hatasıdır. Medya da bir kaç duyarlı gazeteci haricinde meseleyi hep hekim üzerinden açıklamaya çalıştı.
Oysa Tıp böyle bir şey değil. Hastaya tıbben gerekeni yapmak her zaman beklenen sonucu vermez. 2+2 her zaman 4 değildir. Hastane reklamlarındaki gibi "ameliyathane önlüğü giymiş, tedavisi başarıyla sonuçlanmış tebessüm eden hasta" fotoğrafı her zaman realiteyi yansıtmaz. Modern tıbbın aklınıza gelebilecek her türlü işleminin bile ciddi, öngörülemeyen riskleri vardır.
Bu realite kabul edilmediği müddetçe hekim hukuken potansiyel suçlu görülmeye devam edecek maalesef.
Sayın Erdöl'ün yazısı (her ne kadar Pediatri'den bahsetmese de - bence eksiklik ) mevcut malpraktis hukukunun ülke tıbbının gelişmesini tehdit eder boyutlara geldiğini göstermesi açısından önemlidir. Bir hekimin tıbbi bir kararı veya işlemi nedeniyle tüm malvarlığını el koyulabilecek bir sürece maruz kalması sadece o hekimi değil, ilgili branştakileri, o dalı seçmeyi düşünen Tıp öğrencilerini olumsuz etkilemektedir. Hekim hastayı iyileştirme niyeti olan bunun için risk alan kişidir. Malpraktis komplikasyon ayrımı her zaman için net değildir. Dava süreci yıpratıcıdır. Bu duruma sürekli maruz kalma riski taşıyan branşların seçilmemesi beklenmeyen durum değildir. Bu durumun hastalara da bir faydası yoktur.
Sayın Erdöl'ün yazısı @saglikbakanligi tarafından dikkate alınmalıdır.
Defalarca yazdım.
Bu anlayışla özellikle Pediatri ve ilgili riskli dallarda hekim bulunamayacak. TUS ve yandal sınav sonuçları ortada!
Malpraktis davalarında davacıların amacı ilk derece mahkemeden bir şekilde haciz kararı çıkartıp hekimin malına, mülküne, (hatta sağlığına!) el koymak. Sahadan, ülke gerçeklerinden uzak bilirkişi değerlendirmeleri özellikle yüksek tazminatlı davalarda bazen sorumsuzca yorumlar içeriyor. İtiraz süreci zaten bir kaç yıl sürüyor, tıbbı sorumluluk sigortası çok düşük.
Bu durum adil değil, hastalara da faydası yok!
Bu tip kararlar ülke tıbbına darbe vuruyor!
Çocuk doktoru kadroları neden boş kaldı? Yenidoğan uzmanı hekim bulmak zorlaşacak mı? Tarihi kriz kapıda https://t.co/V7SiNaFSNP @KararHaber aracılığıyla
Çocuk hastalıkları ile ilgili branş tercihinin azalması Türkiye'nin son dönemde karşılaştığı en ciddi sorunlardan biridir.
Malpraktis dava duruşmaları sonucundan bağımsız hekim için yıkıcı bir süreçtir.
Mesleği, malvarlığı soyut yorumlarla, suçlamalarla elinden alınma korkusu yaşayan hiçbir hekim risk alamaz. Oysa hekimlik sorumluluk ve risk alma sanatıdır aynı zamanda.
Sürekli yazıyorum bunları.
Hekimler de hastalar da zarar görüyor bu durumdan.
Türk Pediatri Kurumu haricinde diğer Pediatri kurumlarının sorun yokmuş gibi davranması üzücü.
@MilliPediatri@TurkNeonatoloji
Malpraktis dava süreci
Siz hekim olarak hastalarınızın derdine derman olurken, hayat kurtarırken arkanızdan birilerinin mevcut hukuku kullanarak maddi gücünüze, evinize barkınıza el koymaya, fiziki ve psikolojik sağlığınızı bozmaya çalışması.
Neden hekimler Pediatri'yi yazmıyor, riskli branşları yazmıyor? soruları bunları bildikten sonra anlamsızlaşıyor.
Pediatri TUS tercihinde son sırada olduğu gibi, yan dalda en kritik branşları Çocuk Yoğun bakım ve Neonatoloji de kadrolar boş.
Sorun daha önce defalarca yazdığımız gibi çok ciddidir.
Sağlığınızdan, ailenizin hakkından ayırarak yaptığınız fedakarlıklar hiç bir şekilde dikkate alınmıyorsa , siz hasta bakarken, hastanızın derdine derman olmaya çalışırken gelecek endişesi, elinizde olmayan durumlardan malpraktis dava endişesi duyuyorsanız kaçınılmaz sonuç Pediatri'nin ve riskli branşlarının son sıralarda olmasıdır.
Benim 2010 yılında tıbbi mali sorumluluk sigortamı yapan Sayın @ray_sigorta (300.000 TL) ve @Anadolu_Sigorta (50.000 TL) yetkilileri,
Bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapmayı düşünür müsünüz?
Hekim arkadaşlar, bu konuda sorgulayıcı olmamız lazım.
2-3 milyon TL tıbbi sorumluluk sigortasına 50-70 milyon TL arası aktüer hesap ve tazminat olmamalı. Kaldı ki dava boyunca sigorta miktarı aynı kalıyor!
Tıbbi sorumluluk sigortaları aktüer hesabı/ tüm malpraktis tazminatını karşılamalıdır.
Adli Tıp'ta dosyaları ilgili, ilgisiz birbirinden çok farklı branşlardan hekimlerin değerlendirmesi uygulaması Modern tıbbın gereklerine uymamaktadır. Bundan yıllar önce bir cerrah cerrahinin her dalında (çocuk cerrahi de dahil), dahiliye dahili branşların her dalında fikir beyan edebiliyordu. Ancak artık Modern Tıp neredeyse her dalında branşlaşmıştır. Dolayısıyla bu durumun tıbbi hukuka da yansıması gerekir. İhtisas daireleri hep aynı kişilerden oluşmamalı. Dava konusu dosya Adli Tıp uzmanlarıyla birlikte ilgili branşın/branşların hekimleri tarafından değerlendirilmelidir. Bazen aynı konuda bile farklı tıbbi yaklaşımlar olabiliyor.
(2016 öncesi Adli Tıp'ta benim davada Ortopedi hocası Prof. Dr. "Ben ROP diye bir hastalık bilmiyorum. Çocuk dr bana imzala dedi imzaladım. Herkes kendine yakın olan branşların dosyasını alıyor, biz de ona göre imzalıyoruz, başka türlü dosyalar yetişmez" demişti. Milyonluk tazminatların konuşulduğu bir dava sürecinde böyle saçmalık olabilir mi?
Bunları neden yazıyorum? Hekim tabii ki her yaptığı tıbbi işlemin/değerlendirmenin hesabını vermeli. Bunun tartışması olmaz. Ancak modern Tıbbı standart hukukun mantığıyla değerlendirmek hekimi inisiyatif/risk almaktan çekinir hale getiriyor. Mevcut hukuk tıbbı tedavinin başarısız ya da başarılı olması ikilemine indiriyor. Hekimi mevcut koşullarda yaptığı tıbbi değerlendirmesinden dolayı "potansiyel suçlu" olarak değerlendiriyor. Dava süreci hekimi psikolojik, sosyal ve mesleki olarak yıpratıyor. Bu durumun hekime ve hastalara faydası yok.