Timur Soykan: “Saray yanlış hamle yapmış, piyonu yanlış sarayın. Saray diyor ki ya biz size bu kadar şey yaptık 10 milyar dolardan fazla para yaktık Merkez Bankası rezervlerinden size mutlak butlan adadık. Yüzde 1 oyun yok, toplum tabanın yok milletvekilleri de sana gelmedi….”
Ve şimdi o plan çökerken ne var tek çare? Özgür Özel’i de tutuklatmak. Artık Kemal Kılıçdaroğlu'nun tek gücü saray yargısı, sarayın gücü. Başka hiçbir gücü yok.
O boş binada genel merkezi binasında duvarlara bakıyor. Haber bekliyor saray yargısından. Kemal Kılıçdaroğlu saray yargısından şunu bekliyor. Özgür Özel'i de tutukla, dokunulmazlığını getirirsen ben oy veririm diyor dokunulmazlığın kaldırılması için…”
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ihaneti ile alakalı en muhteşem paylaşımı Cem Seymen yapmış
*Öfkeliyiz. Çevremdeki herkes çok kızgın. Kimse Kemal Kılıçdaroğlu ismine tahammül bile edemiyor şu anda
*Televizyonlara çıkıyor mağdur edebiyatı yapıyor bir de. Kayyumluğu kabul etmeseymiş kaymakamlar mı yönetseymiş CHP'yi. Böyle diyor
*Kendi seçmenine gerizekalı muamelesi yapıyor, alemi aptal yerine koyuyor. Hiç sıkılmadan. Zerre umursamadan. İnsanların öfkesi biraz da buna
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultay süreci ve sonrasındaki konumunu bu gözle okuyabilir miyiz?
*Bence evet. Neden mi?
Bakın, yıllarca bu ülkede 'sarayın yargısı', 'talimatla çalışan mahkemeler' diyerek adaletsizliğe karşı yürüyen, meşruiyetini bu eleştiri üzerine kuran bir lider düşünün
*Sonra bir gün bir kurultay yaşanıyor ve aynı lider, koltuğu geri almak uğruna, tam da hayatı boyunca eleştirdiği o yargı mekanizmasının sunduğu bir can simidine sarılıyor: Mutlak butlan kararı
*İşte kırılma noktası tam olarak burası. Bu durum, 'Partiyi kayyıma bırakamazdım' ya da 'Hukuki haklarımı kullandım' gibi rasyonalize edilmiş kılıflarla açıklanamaz
*Eğer iktidarın tek taraflı güç dinamiklerinin aparatı haline gelmiş bir yapıdan medet umuyorsanız, şeytanın temsilcisiyle masaya oturmuşsunuz demektir
Ramazan Gülten’in kitaplarını alıp çevremize de tavsiye ederek dürüstlüğünü ve cesaretini ödüllendirelim.
Haydi el ele verelim… umut olalım...
#müjdekuşu#müjdekuşuilkbuluşma
Ramazan Gülten çok onurlu bir adamdır. Kaçak yapıları yıktığı için darp edildi ama buna rağmen geri adım atmadı. İstanbul’un muhafızlığını yaptığı için tutsak biri. Tutuklanınca krediyle aldığı aracını sattı ama hala menfaatle suçlanıyor. Müjde Kuşu adlı kitabı alalım, aldıralım.
“These two books are the longing of a father, the sacrifice of a mother and the effort of a family to hold on to each other.”
Pınar and Ramazan Gülten write the story of hope for Maya and all children with longing.
https://t.co/KawYBjL6iG
“Bu iki kitap; bir babanın özlemi, bir annenin fedakarlığı ve bir ailenin birbirine tutunma çabasıdır.”
Pınar ve Ramazan Gülten, Maya ve tüm çocuklar için umudun hikâyesini özlemle kaleme alıyor.
https://t.co/bbntEMNqrb
SİLİVRİ ZİNDANINDA
BİR BABANIN KALBİ
İstanbul...
Tarihin betonla örtüldüğü, göğe uzanan her kulenin milyon dolarlık hırslara büründüğü devasa bir rant coğrafyası.
Bu şehirde İmar Dairesi Başkanı olmak, sadece bir bürokratik makam değildir; kalemin ucunda kentin kaderini taşımaktır.
Ramazan Gülten o kalemi tutan adamdı. Karaman'ın yoksullukla ama sessiz bir terbiye ile yoğrulmuş işçi evinden çıkıp gelen, gücünü sadece imar hukukundan ve eğip bükmediği vicdanından alan bir bürokrat.
Kaçak külliyeleri mühürledi, yıllardır dokunulamayan rant kalelerine dokundu.
Tehdit edildi, darp edildi ama geri adım atmadı.
Sonra bir sabah roller değişti.
Mühürleyen el, kelepçelenen el oldu.
Ağır suçlamalarla Silivri'nin soğuk hücresine gönderildiğinde, arkasında milyarlık rant kavgaları değil, Maltepe'de güneş görmeyen, duvarları nemli, 75 metrekarelik mütevazı bir bodrum katı kalmıştı.
Bugün o ev, kredisi ödenemediği için satışta. Satışta olan sadece bir daire değil; bir memurun tüm mal varlığı, bir ailenin güveni ve belki de bu ülkenin adalet duygusu.
Gökdelenler yine yükseliyor, düzen yine işliyor.
Fakat o hücreden göğe yükselen soru, şehirden daha büyük:
Bu ülkede namuslu kalmanın bedeli gerçekten bu kadar ağır mı?
Ramazan Gülten aylardır Silivri'de.
Bazı kitaplar masada yazılır.
Bazıları kütüphanelerde.
Bazıları ise insanın kalbinin tam ortasında.
Ramazan Gülten, cezaevinde yazdığı Müjde Kuşu işte böyle.
Bu bir çocuk kitabı değil yalnızca.
Bir babanın kızına bıraktığı iz.
Bir hasret günlüğü.
Bir aile albümü.
Bir sevda mektubu.
Çünkü kızı Maya doğduğunda o doğumhanede değildi.
Bir avukat görüş kabinindeydi.
Kızının dünyaya gelişini tam on saat sonra öğrendi.
Bir hafta sonra yapılan açık görüşte, henüz bir haftalık olan bebeğini yalnızca bir saat kucağına alabildi.
Sonra zaman geçti.
Maya büyüdü.
İlk dişini çıkardı.
İlk adımlarını attı.
İlk kez "baba" dedi.
Ve bir baba için dünyanın en güzel kelimesi, ona bir mahkeme salonunda, eşinin anlattığı kadarıyla ulaştı.
İşte Müjde Kuşu o günlerin kitabı.
Cezaevi avlusunda gökyüzünü izleyen bir babanın kitabı.
Yüksek duvarların üzerinden uçan yavru kuşlara bakarken yazdığı bir masal.
Ama aslında masalın içinde gerçek hayat vardı.
Gerçek bir özlem.
Gerçek bir bekleyiş.
Gerçek bir aile.
Kapalı Kapılar Ülkesi'nden havalanan o kuş, aslında kızına ulaşmaya çalışan bir babanın kalbiydi.
Sık Ağaçlar Ülkesi'nden yola çıkan küçük Maya ise babasına kavuşmanın hayalini kuran bir çocuğun simgesiydi.
Bu yüzden Müjde Kuşu bir çocuk kitabı olarak okunabilir.
Ama satır aralarına dikkatle bakıldığında başka bir şey daha görülür.
Demir parmaklıkların ardında bile evladına ulaşmanın yolunu arayan bir baba.
Belki yıllar sonra Maya bu kitabı yeniden açacak.
Sayfaları çevirdikçe o kuşun aslında bir kuş olmadığını anlayacak.
O kuşun, kızını kucağına alamayan bir babanın gökyüzüne bıraktığı özlem olduğunu fark edecek.
Ve belki o gün, Müjde Kuşu'nun bir masal değil, sevginin demir kapıları bile aşabildiğinin hikayesi olduğunu anlayacak.
Çok güzel bir geri dönüş oldu. A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Cumhuriyetimizin, spor salonlarındaki aydınlık ve başarılı yüzü yine kazandı. 🇹🇷
Tebrikler A Milli Kadın Voleybol Takımımız!👏
Mehmet Murat Çalık birini mi katletti?
Terör örgütlerine mi hizmet etti?
Uyuşturucu mu sattı?
6 yaşında bir çocuğun istismarına mı sebebiyet verdi?
Üzerine atılı kanıtlanmış hiçbir suç yok!
Ülkeden kaçma şüphesi söz konusu dahi olmayan Çalık için tutuksuz yargı!
🔴BİR SKANDAL YAŞANDI!
🎙️@timursoykan: "Cübbeli Ahmet önceki gün ‘büyük müjde’ diye duyurdu… Tarikat karanlığında yok edilmeye çalışılan bir kız çocuğunun hikâyesine son noktayı koyuyordu aklınca. Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi. Cübbeli Ahmet “Yaptığım görüşmelerin faydası olmuştur” dedi, Erdoğan ile görüşmüştü."
🔗https://t.co/lcWphiurag
1,5 yıldır sabah akşam CHP konuşup Özgür Özel’e tek mikrofon uzatmayan yandaş kadro şimdi “O zaman Özgür Özel de falan yandaşın sorularını cevaplasın” diyor. E gazeteci olsaydınız da 1,5 yıldır davet etseydiniz adamı, o da cevaplasaydı.
Sözcü TV mülakatı, Kılıçdaroğlu açısından muhalif seçmene kendisini anlatabilmesi için belki de son ciddi fırsattı. Ancak ilk kez ısrarlı ve zorlayıcı sorularla karşılaşınca, aylardır tekrar ettiği anlatı büyük ölçüde dağıldı. Pek çok soruya doğrudan cevap vermek yerine soruyla karşılık verdi, konudan konuya geçti. Defalarca vurguladığı "arınma" söyleminin içini dolduramadı, tek bir "kirli" ismi açıkça telaffuz edemedi. Demirtaş'ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin tutumunu savunmayı sürdürdü.
Daha da önemlisi, son 1,5 yılda kendisi ve çevresinin gündeme taşıdığı birçok iddiayı (FETÖ, para alan gazeteciler, İBB iddianamesi vb.) geri çekmek veya yumuşatmak zorunda kaldı. Buna karşılık, 2018 kurultayına ilişkin tartışmalar ve 13 seçim kaybettiği eleştirileriyle de yüzleşti.
Mülakat, bundan sonraki stratejisine dair ipuçları da verdi. Olağanüstü kurultay yerine takvimi uzatılmış bir olağan kurultay tercih edeceğini söyledi. Ayrıca zamanı geldiğinde Özgür Özel'in dokunulmazlığının kaldırılması konusunda da farklı bir tutum almayacağının işaretini verdi.
Bu noktaların hiçbiri beni şaşırtmadı. Ancak dün akşam @szctelevizyonu yayınında da söylediğim gibi, bence asıl vurgulanması gereken nokta başka. Kılıçdaroğlu'nun başarısız bir siyasetçi olduğu uzun zamandır biliniyor. Buna rağmen bazı kesimlerde onun ilkeli, dürüst ve ahlaklı bir siyasetçi olduğuna dair bir kanaat vardı. Bu mülakat bence o anlatıyı da çökertti. Artık karşımızda, siyasi hedefi uğruna eski yol arkadaşlarını hapse yollayabilen, en ufak bir özeleştiri yapamayan ve örgütlü muhalefeti bitirmeyi göze alan bir siyasetçi profili var.
İstanbul'un ciğerine çöken çakalların kaçak yapılarını yıktırdığı için saldırıya uğrayan, tehdit edilen, daha sonra da hukuksuzca tutuklanan Ramazan Gülten ve eşi Pınar Gülten'le dayanışma için; Müjde Kuşu. Herkese umut olsun diye https://t.co/MleULC9olR
“Bugün bu mahrumiyetin içinde elimden gelen tek şey, kızıma 2 masal kitabı hediye etmek oldu. Biz, birlikte yaşayamadığımız anıları unutulmasın diye masallara dönüştürmek zorunda kaldık.”
https://t.co/HNTVuIO3sl