zihinde idealize ettiğimiz dünya ile gerçek dünya örtüşmeyince öfkeleniyoruz. kendimize hak bulmuyoruz. hâlbuki muhtaç ve noksan varlıklar olduğumuzu kabul edersek, beklentimizi düşürürsek, daha iyi yaşamaya meylederiz kendimizi.
@rommelintanki bu yazılanı dikkate almayın lütfen.
denizi güzel ancak suyu çok soğuk. soğuk su seviyorum diyen bile yüzemez o derece. suyun ısınması için en azından ağustos-eylül'ü beklemeli.
ayrıca aşırı kazık. geçen yıl saçma sapan şeylere uçuk fiyatlar verdim.
bunları bilerek gidiniz.
bu dizelerin bir benzerini yunus emre'de görürüz;
“işidin ey yarenler aşk bir güneşe benzer, aşkı olmayan gönül misali taşa benzer"
diye...
ama saat geç, karın aç, uyku yok, bunlar pek önemli meseleler değil.
ha bir de metin eloğlu amma büyük şair, çok seviyorum.
aşk bürünmeseydi de bak hiç şakır mıydı
şu bi damlacık isketeyi tâ gagadan kuyruğa
kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa
— metin eloğlu, aşklama
ramazan ayında bektaşi babasını oruç yerken yakalamışlar:
- saçından sakalından utan, demişler; ramazan gibi mübarek bir ayda, nasıl işleyebiliyorsun böyle bir günahı?
bektaşi babası :
- ramazan gider yine gelir, demiş; ama ben gidersem bir daha bok gelirim.
ismet özel de 2004'te yazdığı son şiirlerinden biri olan «kaçmak isterken vuruldu» şiirinde buna atıf yapar.
“ferman okuyan kölenin yan tarafında mahcubiyetinden
kıvrılmış son sayfanın ütüsünde hiçbir keramet yoktu
kaçmak isterken vuruldu”
bir yahudi'nin kipası elinden alınır ve tel örgülerin öte tarafına atılırmış. yahudiye, belirli bir süre içerisinde tel örgüden atlayarak kipasını alıp tekrar geri gelmesi söylenirmiş. tabii, tel örgüye tırmanmaya başlayan yahudi kurşunlanarak tam o esnada öldürülürmüş.