Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı, kardeşim Sayın Şahbaz Şerif’i ve kıymetli heyeti İstanbul’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum. 🇹🇷🇵🇰
Bugün yaptığımız görüşmelerde ikili ilişkilerimiz başta olmak üzere bölgesel ve küresel meseleler hakkında görüş teatisinde bulunduk.
İslamabad Mutabakatı’yla sağlanan sükûnet sayesinde tüm dünya derin bir nefes almıştır.
Biz de bölgemizde gerilimin azaltılmasına ve sorunların diplomasi yoluyla çözülmesine katkı sağlayacak her adımı destekledik, destekliyoruz.
İsrail yönetiminin, mutabakatı dinamitlemeye yönelik tahriklerini dikkatle takip ediyoruz.
Savaş bağımlısı mevcut İsrail hükûmetinin coğrafyamızı tekrar barut ve kan kokusuna boğmasına fırsat verilmemelidir.
Türkiye, hangi inanca mensup olursa olsun bölge sakinlerinin tamamının huzur ve güven içinde yaşadığı bir iklimin hâkim olmasını istemektedir.
Böyle bir iklimin tesisi için de her türlü gayreti gösteriyoruz.
Bölgemizde barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesi için Pakistan başta olmak üzere kardeş ülkelerle dayanışma halinde çalışmayı sürdüreceğiz.
Pakistan’la her alanda dayanışmamız sürüyor.
Ticaret hacmimizi evvelce belirlediğimiz 5 milyar dolar seviyesine çıkarma hedefimizi teyit ettik.
Pakistan’la enerji, ulaştırma, kritik mineraller ve bilgi teknolojileri alanında iş birliğimizi derinleştirmek istiyoruz.
Ekonomik ilişkilerimizin en önemli unsurlarından olan savunma sanayisi alanındaki iş birliğimiz yeni projelerle her geçen gün gelişiyor.
Aşama aşama hayata geçirdiğimiz bu projelerin, Pakistan’ın gücüne güç katacağına inanıyorum.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan:
"Bugüne kadar İstanbul’da 986 bin, Türkiye genelinde ise 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardık."
2025 yılı; ekonomide hedeflerimize büyük ölçüde ulaştığımız, dengelerin tekrar yerine oturduğu, enflasyonla mücadelede önemli kazanımların elde edildiği, bilhassa ihracat ve turizmde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu.
Filistin’in, Sudan’ın, Azerbaycan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Irak’ın, İran’ın, Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizle doğrudan bağlantılıdır.
Ufku dar olanlar bu vizyonu anlayamazlar.
TİKA’mız, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız, Kızılayımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Maarif Vakfımız, Türk Hava Yollarımız, yardım kuruluşlarımız, iş insanlarımız ve müteahhitlerimizle Allah’a hamdolsun bugün dünyanın her yerinde varız, her yerinde varlık gösteriyoruz.
Hem elimizi uzatıyor hem el uzatanların elini tutuyoruz.
Hem kazanıyoruz hem kazandırıyoruz.
Biz başkaları gibi değiliz.
Biz sömürmenin peşinde değiliz.
Biz hiç vermeyip sürekli alanlardan değiliz.
Biz gayriinsani, gayrivicdani hesaplar içinde değiliz.
Biz Selçuklu’nun torunlarıyız, biz Osmanlı’nın torunlarıyız; biz yıkmak için değil, gönüller yapmak için oralardayız.
Biz rahmete, berekete gönülden iman etmiş bir milletiz; parti olarak böyle bir kadroyuz.
Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, hemen yanı başımızdaki mazlum coğrafyalara ulaşmaya çalışırken çalmak, çırpmak, yağmalamak, sömürmek için değil, muhabbetle kucaklaşmak için giden insanlarız.
Tam 23 yıldır işte böyle bir imanla, böyle bir misyonla, böyle bir anlayışla hareket ediyoruz.
Biz meselelere gönül gözüyle bakıyoruz. Onun için de Rabb’imiz yolları açıyor, seferi kolaylaştırıyor; rahmetini, bereketini bizden esirgemiyor.
Hamdolsun, Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Asaletiyle, karakteriyle, örnek duruşuyla gönüllerde taht kuran; milletinin hakkını, hukukunu büyük bir cesaretle savunan; dost ve kardeş Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı, bilge lider Aliya İzzetbegoviç’i ebediyete irtihalinin 22’nci yılında rahmetle, hasretle yâd ediyorum.