Biz, bize yapılan iyiliği de kötülüğü de, ihaneti de dostluğu da unutmuyoruz.
90’lı yıllar en zor günlerimizdi. Rusya’nın, Fransa’nın ve Ermeni diasporasının desteğini alan Ermeniler Azerbaycan’ı işgal ediyor, milletimize karşı soykırım uyguluyordu. Devlet ve millet olarak dost bildiğimiz herkesin kapısını çaldık. Kimisi bize sadece umut verdi, kimisi savaş meydanından yaralılarımızı, yaşlılarımızı, kadın ve çocuklarımızı çıkarmak için 4 helikopteri bile vermedi ve de “Zurich Protocols” ile kendi ekonomik çıkarları uğruna Azerbaycan’ı masada sattı, kimisi ise sözde barış görüşmeleri adı altında bizi davet edip Şuşa’nın işgaline zemin hazırladı, kimisi futbol maçı için bile bayrağımızı çöp kovalarına attı,iç işlerimize müdahele ederek darbe yapmaya çalıştı.
1995’te petrol anlaşmaları imzalanıp bütçemize petrol parası girdikten sonra ise bize dost olduğunu söyleyenlerin sayısı sürekli artmaya başladı.
Sevseniz de sevmeseniz de, ister çatlayın ister patlayın; Azerbaycan’ı 1991’de yeniden bağımsızlığını kazandığı günden bugüne kadar karşılıksız destekleyen, ihanet etmeyen ve seven sadece 2 ülke oldu:Ukrayna ve İsrail. Azerbaycan bugünlere dişiyle tırnağıyla, sürüne sürüne yükseldi.
Kimseye minnet borcumuz yok. Kimden ne destek gördüysek, ne silah ve mühimmat aldıysak, ne siyasi destek gördüysek her birinin karşılığını kat kat fazlasıyla verdik.
Kimisinin ekonomisine ucuz petrol sağlayarak,kiminin her doğal afetlerinde ilk olarak koşarak, kimisinin çöken ekonomisine yatırım yaparak, kimisine ise siyasi arenada destek vererek.
Kısacası, kimse bizden minnet beklemesin, kimse bize göt-baş oynatmasın.
Yeri geldiğinde sizlerin bize minnet borcunuz va.
Garo Paylan olmak zor
😀😀
Erivan'a gitmiş, Taşnak beyinli bir kadının "mankurt", "Türk casusu" diye hakaretlerine uğramış.
Oysa Paylan Türkiye'de de çoğu zaman aşırı Ermeni yanlısı açıklamalarıyla tepki topluyor.
@HenryStubbs19 Even if he is not democratic, he is not an ally of Putin either. Since 2023, their paths have completely diverged, and relations with Russia have effectively come to an end.
Ermenistan'da parlamento seçimlerine günler kaldı.
Sevsek de sevmesek de, Nikol Paşinyan bugün bölgede birçok siyasetçiye demokrasi ve siyasi rekabet dersi veriyor.
Rakiplerini susturmak için mahkemeleri kullanmadı. Muhaliflerini iftiralarla hapse attırmadı. Kendisine rakip olabilecek parti liderlerini siyasi oyunlarla saf dışı bırakmadı. Seçimlere gölge düşürecek adımlar atmadı.
Bugün meydanlarda halkın arasında dolaşıyor. İnsanlarla konuşuyor, gülüyor, yemek yiyor, dert dinliyor. Etrafında kilometrelerce konvoy, yüzlerce koruma ve aşılmaz bariyerler yok.
Demokrasi sadece seçim yapmak değildir; rakibinin de özgürce yarışabilmesini sağlamaktır.
Normal toplumlarda çocuklar böyle yetiştirilmez. Bu yüzden normal toplumlarda bilim insanları, yaratıcı insanlar ve vicdanlı insanlar daha fazla olur. Bu tür toplumlarda ise teröristler ve cahiller daha fazla olur.
2013-2017 yılları arasında Azerbaycan'dan 925 erkek, "cihat" adı altında Türkiye üzerinden IŞİD terör örgütüne katılmıştır. Bu teröristlerden 85'i, Azerbaycan'a döndükten sonra terör faaliyetlerine karıştıkları gerekçesiyle tutuklanmıştır. 195 terörist Azerbaycan vatandaşlığından çıkarılmış ve ülkeye girişleri yasaklanmıştır. 300'den fazlası cihat zamanı öldürülmüştür. Birçoğunun ise ölü mü sağ mı olduğu bilinmemekte, devlet de bu teröristlerle ilgilenmemektedir.
Irak ve Suriye'deki cezaevlerinde tutulan 9 kadın ile ve her iki ebeveynini kaybetmiş 19 çocuk Azerbaycan hükümeti tarafından ülkeye geri getirilmiştir. Ayrıca 6 Azerbaycan vatandaşının Irak mahkemeleri tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı, 3 Azerbaycan vatandaşının ise idam edildiği bilinmektedir.
İran Devleti bir Türk devleti değildir.
İran devleti Türk dostu da değildir.
İran devleti açıkça Türk düşmanlığı yapan bir devlettir.
Neden mi? Gelin İran'ın yakın tarihine ve devlet uygulamalarına bir bakalım:
İran olarak adlandırılan coğrafya 1000 yıla yakın Türkler tarafından yönetilmiş, 1925 yılından itibaren ise emperyalist projeler doğrultusunda yönetimi Türklerden alınarak Farslara teslim edilmiştir.
Yönetim Farslara geçtiğinden beri, hem Pehleviler hem de Mollalar döneminde ülke Fars şovenizmi ile yönetilmiştir.
Bunun en net göstergeleri şunlardır:
1925'ten beri İran'daki bütün Türk bölgeleri devlet politikaları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılmıştır. Türk şehirlerine yatırım yapılmamıştır. Tüm yatırımlar Fars bölgelerine akmıştır.
Güney Azerbaycan, Horasan ve Kaşkayeli'nde binlerce Türk yerleşiminin adı değiştirilmiş, Türkçe yer adları yerine Farsça adlar türetilmiştir.
İran'da bin yıldır hakim güç olan Türklerin dili yasaklamıştır. Milyonlarca Türk çocuğu Fars dili ile yetiştirilmiştir.
Güney Azerbaycan'da 1945 yılında kurulan Azerbaycan Milli Hükümeti, 1946 yılında silah zoru ile yıkılmış, bu süreçte binlerce silahsız Türk sivil, Fars devleti tarafından katledilmiştir. Köyler basılmış, yakılmış ve on binlerce insan göç etmek zorunda kalmıştır. Bu İran devletinin Türklere karşı yaptığı ne ilk ne de son katliam olmuştur.
İran devleti yüzyıllardır Kaşkayeli'nde özgürce yaşayan ve boylar konfederasyonu olarak örgütlenmiş Kaşkay Türkleri'nin aşiret/boy beylerini bir bir katletmiş ve Kaşkayların geleneksel sosyal yapısını bozarak onları dağıtmıştır.
Göçebe yaşamdan başkasını bilmeyen Kaşkayların silahları toplatılmış ve Kaşkay halkı çevredeki Fars şehirlerine yerleştirilmiştir. Dilleri yasaklanmış, Fars dili dayatılmıştır.
İran'da yönetimin Farslara geçtiği yıldan bugüne, Türklere karşı uygulanan bu politikalar tüm şiddetiyle devam etmiştir.
2006 yılında Fars Molla rejimine ait bir devlet gazetesinde, bir insanın diyalog kurduğu hamamböceği Türkçe konuşurken çizilmiş, bunun üzerine Türk şehirlerinde halkın sokağa dökülmesi ve tepki göstermesiyle başlayan olaylarda, İran devleti Türk sivillere karşı sert müdahalelerde bulunmuş, pek çok sivil Türk öldürülmüş ve yüzlerce protestocu tutuklanarak işkencelere maruz kalmıştır.
2015 yılında İran devlet televizyonu IRIB'da yayınlanan bir çocuk programında Türk baba ve çocuğu dişlerini tuvalet fırçası ile fırçalarken gösterilmiş ve bunun üzerine yeniden Güney Azerbaycan'ın Türk şehirlerinde Fars Molla şovenizmine karşı büyük ayaklanmalar meydanda gelmiştir.
İran'da Türklüğün direniş sembolü halinde gelmiş Türk futbol takımı Traxtor'ün maçlarında, Azerbaycan ve Türkiye bayrakları açan gençler defalarca kez gözaltına alınmış, tutuklanmış ve işkenceler görmüştür.
Bugün bile İran zindanlarda binlerce Türk genci bulunmaktadır. Pek çoğundan ailesi yıllardır haber alamamaktadır.
İran'da "Pantürkizm su��u" adı verilen bir suç tanımı vardır. İran devleti işine gelmeyen bir faaliyette bulunan her Türk gencini bu uydurma suçun mahkumu halinde getirir.
Bu anlatılanlar İran'da Türklerin 100 yıldır yaşadıklarının sadece birkaç örneğidir. Bütün bu bilgiler internetteki açık kaynaklarda mevcuttur.
Tüm bunlara rağmen şeytani Fars Molla rejiminin etki ajanlarına kanarak, İran'ı Türk dostu ve hatta delirmişçesine Türk devleti gibi görmek ya cahilliğin ya aptallığın ya da bilinçli tercih edilmiş bir hainliğin göstergesidir.
Düşmanlarını tanı Türk milleti. Kardeşlerine yapılanları öğren.
Özgür Özel: :Türkiye’nin bir aylık enflasyonu, dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır.
Tüm dünyada enflasyon düzelirken Türkiye’de bu beceriksizce yönetilmektedir.
Ermenistan'ın bir devlet olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecek seçimlere yaklaşık 1 hafta kaldı.
Bir tarafta mevcut Başbakan Nikol Pashinyan, diğer tarafta ise eski Cumhurbaşkanı Robert Kocharyan bulunuyor.
Paşinyan seçilirse, Ermenistan'ın Azerbaycan ve Türkiye ile normal komşuluk ilişkileri kurmaya çalışacağı ve ülkeyi Avrupa'ya entegre etmeyi hedefleyeceği düşünülüyor.
Robert Koçaryan'ın temsil ettiği Karabağ klanı ise seçmenlerine Azerbaycan'a karşı savaş revanşı vaat ediyor. Rusya da Koçaryan'ı destekleyerek 500 milyon dolar ayırmış, Rusya'da yaşayan Ermenilerin seçimlere katılıp Koçaryan'ı desteklemesi için gidiş-dönüş uçak biletleri dağıtmıştır.
Eğer Koçaryan seçimi kazanırsa, barış görüşmeleri ermeniler tarafından durdurulacak ve Ermeniler kendi sonlarını hazırlamış olacaklardır. Eğer Ermeni tarafı Azerbaycan'a tek bir kurşun dahi atarsa, Azerbaycan Ordusu'nun Türkiye sınırına kadar ilerleyerek tarihî topraklarını geri alması kaçınılmaz olacaktır.
Bunun sonucunda ortada bırakın "Büyük Ermenistan"ı, Ermenistan adında bir taş bile kalmayacaktır.
Japonya’nın Fujisawa şehrinde Yerel yönetim, müsülmanlara dini ibadetlerin belirli bir çerçeve içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla şehirde cami inşasına ve de müsülman mezarlığı yapılmasına izin verdikten sonra Müslüman göçmenler yürüyüşler düzenleyerek Japon halkını İslam şeriatına çağırdılar.
Buna karşılık yerel halk bunları protesto etmekm için sokaklara döküldü.
Galiba Japonyanın da içine edecekler. İslamcıların ayağı basdığı yerde ot bitmez oldu.