Bir kaç hatırlatma:
1- Haset insanlar daima işini iyi yapanlara saldırır
2- Kötü para, iyi parayı (kötü bira, iyi birayı) kovar
3- Kötülük daima örgütlüdür, iyiler daha çok sayıda olsa da zayıf görünürler
Gazeteci, sinemacı, tiyatrocu, müzisyen, akademisyen, avukat, doktor, esnaf, çiftçi, işçi, emekli ve genç dostlarımız SAAT BU SAAT 2. Kez gözaltından çıkıp betonun üstünde dışarıda sızarak çocuklarını hakkını arayan Eti Gümüş ve Doruk maden işçilerinin sesi olun.
Derdimiz ortak!!
Valiliğin kararını herkes okumalı…
“Ücretlerini alamadıkları iddiasıyla eylem yapacaklarmış, yasakladık!” diye yazmışlar.
Ücretlerini alamadıklarını İçişleri Bakanı biliyor, Enerji Bakanı biliyor, Çalışma Bakanı biliyor üstelik Çalışma Bakanlığı bunu resmi olarak rapor haline getirdi!
Buna rağmen böyle saçma sapan hukuksuz bir “karar” alındıysa bu işçi düşmanlığı değildir de nedir?
İşte bu hukuksuz kararla işçi arkadaşlarımız gözaltına alındı.
Gözaltı aracına binerken bir kardeşimiz şöyle sesleniyordu, basın abluka nedeniyle yoktu ama herkesin duymasını istiyorum; “binlerce insanın alınterine çöken, binlerce işçi çocuğunun açlığına sebep olan patronu bir tek defa gözaltına aldınız mı, ifadesini aldınız mı?”
Gözaltıların ardından açıklamamızdır. Başaran Aksu:
Bu mücadele yalnız Doruk ve Eti Gümüş madencilerinin değil, tüm Türkiye'deki sayısız madencinin mücadelesidir. 2 kere değil, kaç kere gözaltına alırsanız alın yine geleceğiz.
#HoldingSoyuyorBakanBakıyor#BayraktarSorumlusun
Parti Meclisimiz geçtiğimiz hafta sonu faydalı sonuçlara yol açacağına inandığım verimli bir toplantı yaptı. Toplantımızın kamuoyuna açık sonuç bildirgesine ek olarak TBMM’de görüşülen yasal düzenleme ile ilgili duygu ve düşüncelerimi de eklemek, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum.
İktidarın biricik derdi var: Koltuk.
Ne halkın acılarını bilirler, ne de o acının dindiği bir geleceği düşlerler. O yüzden de barış hakkıyla konuşulamasın, halk omuz omuza veremesin, bu sorun olması gerektiği gibi çözülemesin istiyorlar.
Bizim bu iktidara dün olduğu gibi bugün de zerre güvenimiz yoktur. Onların fıtratı memleketin zararına davranmak üzerinedir. Yıllardır yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır!
Tam da bu nedenle, AKP’nin de işine gelecek biçimde, kamuoyunda oldukça sığ bir tartışma düzlemi oluşsun diye uğraşıyorlar. Bu süreçte kim eleştiri yapsa, itiraz etse "barış düşmanı" diye çamur atmaya kalkıyorlar. Oysa, barışın baş düşmanı Saray’dır.
Kanımca sürece dönük "eleştiriler" ikiye ayrılıyor.
Bir yanda bu kinden beslenenler, savaştan nemalananlar var. Yoksul emekçi çocuklarının yaşamı üzerinden söz, siyaset ve iktidar kuranlar, çatışma bitmesin diye ellerini ovuşturanlar var. Sıvasız evlere asılan bayraklar onların ekmek kapısıdır. Onlarla aramızda yerle gök kadar mesafe var, aynı gökyüzünün altına bile sığmayız!
Diğer yanda ise AKP’nin ikiyüzlü, pazarlıkçı sahtekârlığını teşhir edenler; ülkemizin büyük özlemi barışı bir iktidar oyununa ve katakulliye kurban etmemek için dik duranlar var. Biz işte o onurlu eleştirinin, gerçek barışın tarafındayız.
Yine bugün Meclis’te "evet" oyu verecek olanlar da ikiye ayrılacak:
Biri tarafta koltuğunu, iktidarını biraz daha uzatmak için küçük hesaplar peşinde koşanlar var.
Diğer taraf ise; "Yeter ki tek bir anamızın daha yüreği yanmasın, hiçbir evladımız yaşamdan koparılmasın, Türk ve Kürt halkına on yıllardır acı ve gözyaşı getiren bu kapı sonsuza kadar kapansın" diye çabalayanlar.
Burada da ikinci taraftayız. Biz emekçi ana ve babaların gözyaşları dinsin; savaş, şiddet ve silah hayatımızdan çıksın, haksız yere cezaevinde tutulan siyasetçiler özgürlüğüne kavuşsun, ülkemiz onurlu bir barışta buluşsun diyenlerle birlikteyiz.
Hep öyleydik, AKP’ye rağmen öyle olmaya devam edeceğiz; bizi bu yolumuzdan Saray bile döndüremez.
Bu iktidar, bu zihniyet memlekete hakiki bir barış getiremez, bunu çok iyi biliyoruz. Barışı toplumdan kaçırmak, kapalı kapıların ardına sıkıştırmak, sonunda da seçimlere bağlamak için çaba ve niyetlerini görüyoruz. Onların derdi, kendi iktidar hesaplarını yürütmektir.
Tam olarak bu niyet ve zihniyetle mücadele ettiğimiz için Komisyon sonuç raporuna hayır oyu vermiştik.
Şunu herkes bilsin: Bugün TBMM'ye gelen yasa teklifi bizim teklifimiz değildir, altına imza atmamış olmamız da bu anlama gelir. Teker teker her maddeye içerik ve usul açısından eleştirilerimiz var, sevgili Ahmet konuya ilişkin görüşlerimizi genel kurulda da paylaşacak.
Bunca haksızlığa, yanlışa, ayıba rağmen bu teklife evet diyeceğiz; çünkü barış, Saray’ın insafına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Bu karanlıkta, bu devasa hukuksuzluk deryasında bir ufak adalet kırıntısı bile koparma ihtimalimiz olacaksa, bir tek genci bile o karanlıktan söküp alacaksak o sorumluluktan kaçmayız. Çok yaralar almış, kırılgan ama direngen ve kocaman barış umudunun karşısına dikilmeyiz. Bedel ödeyenlerin el sıkıştığı yerde bizim de elimizden gelen budur.
Barışı Saray’ın insafına terk etmemek için teklife evet diyeceğiz; Saray Rejimi’ne karşı mücadelemizi bir kez de bu kutsal meseleyi sabote etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan iktidara karşı duyduğumuz öfkeyle birleştireceğiz.
Ülkemizi bu Saray karanlığından mutlaka kurtaracak, eşit-özgür yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi mutlaka kuracağız.
İktidar ile tanışan tüm sag partiler gibi AKP’nin de ortaokul kompozisyon ödevlerindeki format olan giriş, gelişme ve sonuç bölümleri var. Bu DP’de de ANAP’ta da vardı AKP’de de oldu. Giriş liberal demokrat, gelişme demokratlıktan uzaklaşma devlete yaklaşma, sonuç devletleşerek otoriterleşme…
AKP’nin direksiyonundaki Erdoğan ile bu “dönüşüm” öyküsü çeyrek asır sürdüğü için anlaşılması ve anlatılması da çok zaman alacak. Ama bir yerden başlanmalıydı. İlk bölüm yarın, pazartesi günü…
👇🏼👇🏼
AKP’nin Çeyrek Asrı: Bir partinin devlete, bir liderin sisteme dönüştüğü 25 yıl https://t.co/tuX7tu4vq5
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
AİHM kararlarına rağmen Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Gezi tutukluları cezaevindeyken toplumsal barış inşa edilemez. Hukuka ve anayasaya saygısı olmayanların barış söylemi samimiyetsizdir. Türkiye'nin gerçek bir demokratikleşmeye ihtiyacı var, rehin alma politikalarına değil!
Vaatleri paylaşıp dağıtmak imece usulü bir dayanışmaya ihtiyaç duyuyor. Herkesi bu dayanışmaya davet ediyoruz.
Artık Instagram'dayız. Programdaki her vaadi daha kapsamlı biçimde orada da tek tek anlatacağız. Paylaşalım, yayalım!
https://t.co/ykfPOqftNw
• Çerçeve Yasa’nın silahlı çatışmalara, ölümlere son vermesi bu ülkenin geleceği için çok önemli, bunun yaşamsal bir adım olup olmadığı sosyalistlere sorulmaz.
• Gerillanın geri dönüşünün sağlanması ve sivil hayata geçişi için yapılacak yasal düzenleme ile örgüt üyeliği ve propaganda suçlarından ceza almış ya da hükmü kesinleşmiş olanların tahliyesini öngören düzenlemeler da elbette olumlu.
• Gelgelelim rejimin halihazırda bir sivil faşizm rejimine dönüştürülme niyeti, iktidarın otokratik yönetimini güçlendirmek için bütün fırsatları kullanmaya çalıştığı da apaçık.
• Bir buçuk yıllık süreç açıklık olmadan yürütüldüğüne göre, iktidarın çözümü toplumsallaştırmak gibi bir amacı olmamıştır, buna ihtiyaçları olduğunu da düşünmüyorlar. Bütün olarak Kürt Siyasal Hareketi de kendince nedenlerle sürece açıklık kazandırma çabası içinde olmadı.
• Öcalan’ın inisiyatifi anlaşmayı masada tutmakta büyük rol oynadı oynamasına ama süreç devlet aygıtının ve onu temsil eden ve onun sahibi olan AKP-MHP iktidarının belirlediği sınırların içinde kaldı.
• Kayyum rejiminin kaldırılması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, anadil hakkı, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüdekdağ'ın ve bütün tutsakların serbest bırakılması, kendilerine hiçbir suçun isnat edilemeyeceği Gezicilerin salıverilmesi acil taleplerdir ve Çerçeve Yasa’da bunlarla ilgili bir güvence getirilmiyor.
• Yalnızca barış için açıklama yaptıkları için hayatları karartılan Barış Akademisyenleri hakkında alınan bütün kararların geri alınması da hemen yerine getirilmek zorunda değil mi?
• Faşizm heveslisi ve bundan başka bir şeyi gözü görmeyen iktidarın, yapılan anlaşmayı “terörü bitiren bir zafer” olarak sunacağından kuşku duyulabilir mi?
• Çerçeve Yasa’yla aynı zamanda demokratikleşme yolunda adım atıldığı öne sürülebilir mi? Bu iktidarla toplumsal, siyasal, ekonomik hayat demokratikleştirilebilir mi? CHP ve Yeni Parti operasyonları sürerken demokratikleşmeden söz edilebilir mi?
• Bir seçim olacak elbette ama o seçimin bu ülkenin batısındaki demokratik halk muhalefeti için de, Kürt halkı için de özgür ve adil bir seçim olacağını düşünülebilir mi?
• Çerçeve Yasa kalıcı barış için bir başlangıç olmanın ötesine geçecekse bunun bir takvimi üstünde anlaşıldı mı? Bundan sonraki adımın –kazanımın– ne olacağı iktidar –devlet– ya da KSH tarafından biliniyor mu, belirlendi mi?
• Sosyalist hareketin Çerçeve Yasa hakkında kuşkularını ve eleştirilerini dile getirmesine karşı düşüncesizce yapılan suçlamalar ülkenin bütününde verilen demokrasi mücadelesine yalnızca zarar verir. Öcalan’dan PKK’ye, DEM Parti’ye, Kürt Siyasal Hareketinin bütünü, bu ülkenin sol, sosyalist, devrimci muhalefetinin düşüncelerine, uyarılarına ve eleştirilerine karşı bütün duyargalarıyla açık olmalı, ona kulak vermelidir. Eleştiri olmadan ilerleme olmaz.
• Gerçek barış bütün yurttaşların eşitliği için verilecek topyekûn mücadeleyle kazanılacak. Bu mücadelenin tek güvencesi Kürt Siyasal Hareketinin, sosyalist hareketin, Yeni Parti’nin, ilerici kadın ve gençlik hareketinin, işçi sınıfının ve bütün halk güçlerinin birleşik hareketidir. Bu ülke geri alınana kadar…
Muhalif seçmen toplumsal barışın sağlanmaya çalışıldığına şüpheyle yaklaşıyorsa, bu onun kana susamış bir vampir olduğunu göstermez. Son 1.5 senedir komada olmadığını ve arada sırada da olsa haberleri izlediğini gösterir.
En ufak itirazı olan kişilerin demokratik ilerlemeyi sabote eden "vesayetçiler, darbeciler" (bu kez de "barış karşıtları") olarak yaftalandığı, "çıt çıkmayacak" ilkesi üzerine kurulu tartışma ortamının Türkiye'yi nereye getirdiğine hepimiz yakından şahit olduk diye düşünüyorum.
“Çözüm Süreci” denen ama hiçbir temel meseleyi çözmeyeceği anlaşılan sürece dair şüphe ve kaygı belirten insanları tahkir etmek ayıptır-günahtır. Derdimiz barışa karşı çıkmak değil, halkların eşitlik, özgürlük mücadelesini desteklemektir. R. Maraşlı’ya doğru yere işaret ediyor.
CarrefourSA franchise şubeleri olan esnaf sesini duyurmak istiyor.
Yetkililerden ve şirket yönetiminden resmi bir açıklama bekliyoruz. Eğer şirket alkol satışını yasaklama yönünde bir karar alırsa, İstanbul'daki genel müdürlük önünde toplanarak demokratik ve yasal çerçevede bir basın açıklaması ve eylem gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.
Siyasi kutuplaşma sona erdi!
2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalan iki adayın partilerinin üyeleri arasında su sızmıyor.
Sosyal medyada aynı olaylara benzer tepkiler veriyorlar.
Birinin belediye başkanları diğer partiye gidiyor,sesleri bile çıkmıyor.
Nazar değmesin 🧿
Çerçeve yasa, uygulaması potansiyel sorunlara gebe hukuken problemli bir öneri metnidir. Anayasaya çeşitli açılardan aykırı. Ceza hukuku sistematiğine uygun değil. Keyfiliklere kapı açan belirsizlikler içeriyor. Terör bitsin tamam ama seçilmiş insanlar sudan sebeple içeri alınıp siyaset yapmalarının önü kesilirken örgüt üyelerine bu yolu açmayı kimse millete anlatamaz.
Boğaziçi'nde biz açık açık durumu anlattığımız, diğer üniversitelerdeki akademisyenler sessiz kaldığı için diğerlerini iyi sanıyorsunuz. Ancak mezuniyet törenlerinde gördüğünüz pankartlarla "birazcık" sorun varmış gibi geliyor. Durum öyle değil. +++
(…) Unutmadım mesela “ucube” diyerek yıkılan heykeli, “güvenli internet” maskesiyle yasaklanan siteleri, “bomba” gibi toplatılan basılmamış kitapları.
Ramazan programı yaptırılan Huysuz’un zamanla nasıl ekranlardan kovulduğunu, şarkılar söylerken ilk aşkı yaşadığımız festivallerin nasıl kaybolduğunu, çocukluğumuzun çizgi film karakteri Piglet bir domuz diye artık gösterilemez olduğunu gördüm...
Saldıray Abi gibi bir rolü artık televizyonda izleyemeyeceğimi, Haydar Dümen gibi bir yazarı artık gazetede okuyamayacağımı, Olacak O Kadar’ın artık hiç olamayacağını anladım...
2012’deki “Çocuklara içki verildi” haberi bir kurguydu. Aynı ekip benzer operasyonu “Gezi’de camide bira içtiler” yalanıyla sürdürdü. Soruşturmalar sessiz sedasız kapandı ama önce AVM’lerde içki tanıtımı dönemi sona erdi. Sonra Meclis’ten çıkan yasa ile alkollü içecek reklamı yasaklandı. Çocuk da kutsal da kaldıraç olarak kullanıldı, öğrendim...
Saraylarda ağırlanan şarkıcıyı da tanıdım, hakkımı savunduğu için sürgüne gönderilen sanatçıyı da. “Yasaklarla mücadele edeceğiz” diyen de “iki ayyaşın çıkardığı yasa” diyen de aynıydı, duydum.
İçerileri yazmıyorum bile. Özel yasayla hücrede tecritteyken aynı yasanın diğer maddesiyle tahliye edilen tecavüzcülere dahi tanık oldum.
Şimdi dansözler ancak daha kapalı elbiselerle ve özel izinlerle çıkabiliyor ekrana. “Fethullahçı değil Nurcudur” diye soruşturması kapatılanlar, ünlü market zincirini alıp alkol reyonunu kapatıyor. Gittiğin barın kapısı, izlediğin oyuncunun rolü, dinlediğin şarkının sesi kısılıyor. (…)
Liberallere biçilen yeni misyon:
Özel’le KK’yi eşitlemek!
İkisi de bölünmeye dur demedi,
kadroları farklı değil,
ideolojileri tıpa tıp aynı,
parti programları benzer,
aralarında ciddi bir fark yok,bir kayıkçı kavgası sürdürüyorlar.
Amaç Yeni Parti’ye bağlanan umutları söndürmek!
Bugün Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimlerini 'özetleyen' diyalog
AKP'li üye: İtiraz ediyorum.
CHP'li üye: Neresine itiraz ediyorsun?
AKP'li üye: Ediyorum. Açıklama yapmak zorunda değilim.