Yargının işleyişindeki aksaklıkları dile getiren bir meslektaşımızın adının, soyadının ve sicil numarasının mahkeme kapısına asılan bir yazıyla hedef gösterilmesi kabul edilemez.
SAVUNMAYI HEDEF GÖSTEREN BU TUTUMU KINIYORUZ!
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından bir meslektaşımızın adı, soyadı ve sicil numarası belirtilerek Mahkeme Salonu’nun kapısına asılan ilan; yargı etiğiyle, hukuk devleti ilkesiyle, tarafsız yargı anlayışıyla ve savunmanın kurumsal saygınlığıyla bağdaşmayan vahim bir uygulamadır.
Başta ceza mahkemeleri olmak üzere birçok mahkemede duruşmaların belirlenen saatte başlamadığı, çeşitli nedenlerle geciktiği ve bu durumun avukatlar ile yurttaşlar bakımından ciddi mağduriyetlere yol açtığı bilinen bir gerçektir. Duruşmaların ilan edilen saatlerde yapılmasını ve geciken bir duruşma için tutanak tutulmasını talep etmek, bir avukatın en doğal hakkı olduğu gibi, adil yargılanma hakkının ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesinin de gereğidir. Yurttaşların, avukatların ve diğer yargı mensuplarının saatlerce koridorlarda bekletilmesini eleştirmek yerine, bu soruna dikkat çeken avukatı hedef haline getirmek kabul edilemez bir davranıştır.
Bir mahkeme başkanının, kendisine iletilen mesleki bir talebi kişiselleştirerek kamuya açık mahkeme kapısında ilan etmesi, yargısal yetkinin savunma makamı üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına yönelik son derece sakıncalı bir görüntü yaratmaktadır. Daha da vahimi, söz konusu ilanda meslektaşlarımızın bundan sonra yapacağı bekletme, mazeret ve gecikme taleplerinin peşinen reddedileceğinin duyurulmasıdır. Bu ifade, kişiye özgü bir tutumun açık ilanı niteliğindedir ve yargısal tarafsızlık ile eşitlik ilkelerini ciddi şekilde tartışmaya açmaktadır.
Öte yandan bir avukatın adı, soyadı ve sicil numarasının kamuya açık bir alanda teşhir edilmesi, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Mesleki bir talep nedeniyle bir avukatın kimlik bilgilerinin ilan edilmesi ve hedef gösterilmesi kabul edilemez.
Savunmayı yargının eşit kurucu unsuru olarak görmek yerine, talepte bulunan avukatı kamuoyu önünde teşhir etmeyi tercih eden bu anlayışı reddediyoruz.
Hiçbir mahkeme başkanı, hiçbir yargı mensubu; avukatları isim vererek hedef gösterme, mesleki talepleri nedeniyle kamuoyu önünde itibarsızlaştırma veya savunma makamına gözdağı verme yetkisine sahip değildir. Yargı yetkisi, kişisel rahatsızlıkların ya da kurumsal tahammülsüzlüğün aracı haline getirilemez.
Savunmanın susturulmasına, baskı altına alınmasına ve hedef gösterilmesine yönelik her girişim yalnızca bir avukata değil, savunma makamının tamamına yönelmiş bir saldırıdır.
İstanbul Barosu olarak; bahse konu ilanın derhal kaldırılmasını talep ediyor; meslektaşımızın yanında olduğumuzu, savunmaya yönelik bu kabul edilemez tutumun takipçisi olacağımızı, gerekli hukuki ve idari girişimlerde bulunacağımızı, avukatlık mesleğinin onurunu zedeleyen hiçbir uygulamaya sessiz kalmayacağımızı ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşmalarını gözlemleyeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız Av. Ali Çınar, müvekkilinin kolluk tarafından ifadeye çağrılması üzerine, müdafii sıfatıyla müvekkiline hukuki yardım sağlamak amacıyla bugün Gaziosmanpaşa Şehit Anıl Kaan Aybek Polis Merkezine gitmiştir.
Meslektaşımız tarafından verilen bilgilere göre; müvekkilinin ifadesinden önce bazı kolluk görevlilerinin gerginlik çıkarmaya çalıştığı, müvekkilinin ifadesinin ardından meslektaşımızın beyanda bulunduğu sırada kolluk görevlisinin sürekli olarak meslektaşımızın beyanına müdahale ettiği, meslektaşımızın “söylediklerinin aynen tutanağa geçirilmesini” talep etmesine rağmen “Yazmıyorum, karşında öğrencin ya da kâtibin yok” şeklinde sözlerle karşılık verildiği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Meslektaşımızın, varsa bir usulsüzlüğün hukuki denetiminin mahkemelerce yapılacağını belirtmesine rağmen, kolluk görevlisinin meslektaşımıza yönelik tavrını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Yine meslektaşımızın aktardığına göre; ifade işlemi sırasında oturuş biçimi gerekçe gösterilerek “Polis karşısında ayak ayak üstüne atamazsın”, “Avukatlar polis karşısında nasıl davranacağını öğrenecek, biz öğreteceğiz” şeklinde ifadeler kullanılmış; meslektaşımız kendisine bu şekilde talimat verilemeyeceğini ifade ettiğinde ise olay yerine gelen birden fazla yunus polisi tarafından fiziksel müdahaleye maruz bırakılarak zorla ifade odasından çıkarılmıştır.
Meslektaşımızın, İstanbul Barosu ile irtibat kuracağını belirtmesi üzerine kolluk görevlilerince “Git kimi çağırırsan çağır, kim takar baroyu” şeklinde sözler sarf edildiği; ayrıca meslektaşımıza yönelik “Avukatlar haddini bilecek”, “Polis karşısında hal ve hareketine dikkat edecek” biçiminde tehdit ve aşağılayıcı ifadeler kullanıldığı tarafımıza iletilmiştir.
Meslektaşımız, kimliğinin içeride kaldığını fark ederek yeniden ifade odasına yönelmesi üzerine ise, kolluk görevlisinin kapıyı itmek suretiyle meslektaşımızın omzuna vurduğu ve “Bundan sonra buraya her geldiğinde sana burada rahat yok” dediği; ayrıca meslektaşımızın beyanı tutanağa geçirilmiş olmasına rağmen kendisine tutanağın imzalatılmadığı bilgisi edinilmiştir.
Savunma makamını temsil eden avukatın görevini icra ettiği sırada aşağılanması, tehdit edilmesi, beyanının tutanağa geçirilmesinin engellenmesi ve fiziksel müdahaleye maruz bırakılması; yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir saldırı değil, doğrudan savunma hakkına ve hukuk devletine yönelmiş ağır bir ihlaldir. Avukatlık faaliyeti, kolluğun keyfi tutumuna göre sınırlandırılabilecek bir faaliyet değildir. Müdafiin ifade işlemlerine katılması, beyanda bulunması ve usule ilişkin itirazlarını tutanağa geçirtmesi kanundan kaynaklanan açık yetkileridir.
Avukata yönelik baskı ve şiddetin olağanlaştırılmasına, savunma makamının kolluk karşısında itibarsızlaştırılmasına ve avukatların mesleki faaliyetlerinin tehdit yoluyla engellenmesine hiçbir koşulda sessiz kalınmayacaktır.
Meslektaşımıza yönelik hukuka aykırı fiillerde bulunan kolluk görevlileri hakkında derhal etkin ve tarafsız idari ve cezai soruşturma yürütülmesini; olay anına ilişkin tüm kamera kayıtlarının gecikmeksizin muhafaza altına alınmasını ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin ivedilikle tesis edilmesini talep ediyoruz.
İstanbul Barosu olarak meslektaşımızın yanında olduğumuzu, sürecin takipçisi olacağımızı ve savunma makamına yönelen hiçbir saldırının cezasız bırakılmaması için gerekli tüm hukuki girişimlerin sürdürüleceğini kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL BAROSU
Müvekkiliyle özdeşleştiren, hedef gösteren ve cezasızlığı besleyen zihniyetin sonucu olarak bir kez daha öldürüldük. Sözün bittiği yerdeyiz.
Gencecik bir meslektaşımızı yitirdik. Çok öfkeli ve üzgünüz.
#AvukataŞiddetSonBulmalı
TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, duruşmada Baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin davaya katılma yönündeki taleplerinin mahkeme tarafından kabul edildiğini açıklayarak, “Bunu hak arama hürriyeti bakımından son derece değerli buluyoruz” dedi
1 Mart’ta İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda, savunma hakkı, hukuka aykırı deliller, dijital kanıtlar ve gizli tanıklık üzerine güzel bir tartışmada buluşuyoruz.
TÜRK CEZA KANUNU'NUN 100 YILINI KONUŞUYORUZ.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kabulünün 100. yılında ceza hukuku birikimleri haklar, kazanımlar ve ihlaller çerçevesinde değerlendirilecek. Gerçekleştirilecek sempozyumda akademisyenler ve İstanbul Barosunun hak temelli merkezleri bir araya gelerek güncel sorunları ele alacaklar.
🗓️ | 1 Mart Pazar
🕜 | 13.30
📍 | İstanbul Barosu Konferans Salonu
HSK; Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin faaliyetlerini durdurup, bu mahkemelerde bulunan dosyaların İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine devredilmesine karar verdi.
https://t.co/DsgSb8oixG
Bir avukat için insan haklarını savunmak, mesleğin yan unsuru değil, özüdür.
İşkenceye karşı durmak, işkenceyi belgelemek ise yalnızca bir görev değil hukuki bir zorunluluktur. Savcılığın yapacağı tek işlem vardır o da işkence iddiasını araştırmak.
Meslektaşımızı Serbest Bırakın, İşkence İddiasını Araştırın!
Bu gece bir meslektaşımız, ifade için gittiği karakolda, ifade öncesi işkence gördüğünü beyan eden müvekkilinin beyanlarını ve durumunu tutanağa geçirmek istediği için “polise iftira” iddiasıyla nöbetçi savcı tarafından hakkında gözaltı kararı verilmiş, mevcutlu şekilde adliyeye sevk edilmesi talimatlandırılmıştır.
Daha birkaç gün önce Adalet Bakanı tarafından avukatların kişisel telefon numaralarına “Aileyiz” temalı SMS’ler gönderilirken; aynı bakanlık teşkilatında görev yapan nöbetçi savcı, bir avukatın “iftira” suçlamasıyla mevcutlu sevk edilmesi hakkında görüşmek isteyen ve görevi meslektaşlarının haklarını savunmak olan baro yönetim kurulu üyeleriyle dahi telefon görüşmesi yapmamıştır.
İşkenceyi önlemeye, işkence iddiasını tutanağa geçirmeye çalışan bir avukatı gözaltına aldırma ve mevcutlu şekilde adliyeye sevk etme cüretini gösteren savcının asıl görevi, kendisine bildirilen işkence suçunu araştırmak, önlemek ve bu suça karışanlar hakkında işlem yapmaktır.
Sırf bu iddiayı tutanağa yansıttığı için kanuna, usule, hukuka aykırı şekilde bir avukatı mevcutlu olarak ifadeye çağıran savcı hakkında HSK gereğini yapmalı, meslektaşımız ise derhal serbest bırakılmalıdır.
Tüm meslektaşlarımızı saat 10.30’da İzmir Adliyesi Merkez Binası Müracaat Savcılığı önüne dayanışmaya çağırıyoruz.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüşebildiğini, bu konuda mevzuatta bir açık olduğunu ve çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüş yapma hakkı konusunda mevzuatta hiçbir açık yok. CMK’nın 149 ve 154. maddeleri çok açık.
Daha önce fiili olarak kısıtlanmaya çalışılan bu hak konusunda İstanbul Barosunun açmış olduğu iptal davasının kabulü neticesinde, tutukluların avukatlarıyla 24 saat görüş yapabilmesinin yolu açılmıştı.
Tutukluların avukatlarıyla yapacağı görüşmeleri kısıtlamaya dönük bir düzenleme, savunma hakkının ağır ihlali olur.
Avukatın duruşma salonundan çıkarılması girişimi adil yargılanma hakkının ihlalidir
“Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin davalarda toplumun adalete duyduğu güvenin korunması, yargılamanın şeffaf, titiz ve hak temelli biçimde yürütülmesini zorunlu kılmaktadır”
Bugün, bir avukat ve yargı mensubu olarak başkaları adına bir kez daha utandık. Yargılama konusu dahi yapılamayacak bir tartışma üzerinden bir avukata 24 saat gözaltı ve yurtdışı çıkış yasağı uygulanması ne objektiflik ne de ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmaz.
MESLEKTAŞIMIZ Av. PEKAY SALMANOĞLU HAKKINDA YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI VERİLDİ
Küçükçekmece Adliyesinde hakimle yaşadığı tartışma sonucu dün hukuka aykırı şekilde gözaltına alınan meslektaşımız Av. Pekay Salmanoğlu, bugün adliyeye getirilerek savcılık tarafından ifadesi alınmış ve akabinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek serbest bırakılmıştır.
Avukatlık Kanunu m. 58 uyarınca, görevi sırasında suç işlediği iddia edilen avukat hakkında soruşturma yürütülmesi Adalet Bakanlığının iznine tabidir. Yine aynı madde uyarınca ağır cezayı gerektiren suçüstü hali olmadıkça avukatın üstü dahi aranamaz.
Yasadaki bu açık hükümlere rağmen, meslektaşımızın görevi sırasında gerçekleştirdiği iddia olunan bir fiil nedeniyle gözaltına alınması, soruşturma izni olmaksızın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınarak hakkında adli kontrol tedbiri uygulanması kabul edilemez.
Anayasa ve Avukatlık Kanunundaki güvenceler açıkça ihlal edilerek, avukatların keyfi biçimde gözaltına alınması sadece mesleğimize ve meslektaşlarımıza dönük bir saldırı değil, aynı zamanda yurttaşın savunma ve adil yargılanma hakkına ağır bir müdahaledir.
İstanbul Barosu olarak, savunmaya yönelik her türlü baskıya, yargı tacizine ve yıldırma girişimine karşı mesleğimize ve meslektaşlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğimizi vurgulamakla, Av. Pekay Salmanoğlu hakkındaki yargı sürecini kararlılıkla takip edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.
Keyfilikte bugün; mahkeme kaleminde yaşanan basit bir tartışmada hakimin talebiyle, meslektaşımız hakkında savcılık tarafından gözaltı kararı verildi. Ve hala serbest bırakılmadı. Mahkeme salonları ve kalemler sizin mülkiyetinizde değildir. Meslektaşımızı derhal serbest bırakın
HAKSIZ GÖZALTINA ALINAN MESLEKTAŞIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
MESLEKTAŞIMIZ İÇİN YARIN SAAT 10:00'DA KÜÇÜKÇEKMECE ADLİYESİNDEYİZ
Meslektaşımız Av. Pekay Salmanoğlu, bugün Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kaleminde avukatlık görevini icra ettiği sırada, Mahkeme Hakiminin şikâyeti üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında " … önce ifadesinin alınması ardından, Nöbetçi Savcı'dan gözaltı talep edilmesi ve mevcutlu şekilde Adliyede hazır edilmesi.." şeklinde usule ve hukuka aykırı olarak talimat verilmiştir. Verilen bu talimat üzerine meslektaşımız, herhangi bir gözaltı kararı olmadan kolluk tarafından keyfi şekilde alıkonularak Sefaköy Polis Merkezine götürülmüştür.
Olayla ilgili olarak hem mahkeme görevlileri hem de meslektaşlarımız tarafından düzenlenen tutanaklar incelendiğinde, olayın mahkeme kaleminde yaşanan bir tartışmadan ibaret olduğu ve gözaltı işlemini haklı kılan hiçbir unsur bulunmadığı görülmektedir.
Avukatlık Kanunu m. 58 işletilerek soruşturma izni alınmaksızın ve avukatların ifadelerinin kolluk tarafından alınamayacağı açık olmasına karşın, meslektaşımızın gözaltına alınıp karakola götürülmesi kabul edilemez. Ayrıca, Başsavcılığın bizzat alması gereken bir ifade için gözaltı tedbirine başvurması, ölçülülük ilkesine de açıkça aykırıdır.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu ve Avukat Hakları Merkezi, meslektaşımızın derhal serbest bırakılması amacıyla görev başındadır.
İstanbul Barosu olarak; meslektaşımızın görev esnasında, ifade işlemleri için haksız ve hukuka aykırı şekilde gözaltına alınmasına karşı tüm meslektaşlarımızı yarın sabah saat 10:00’da Küçükçekmece Adliyesinde buluşmaya, meslektaşımıza ve yargının kurucu unsuru olan ‘savunma’nın onuruna sahip çıkmaya çağırıyor ve Av. Pekay Salmanoğlu’nun derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz!
Buluşma Tarihi: 10.02.2026 Salı
Buluşma Yeri: Küçükçekmece Adliyesi Girişi
Saat: 10:00
HAKSIZ GÖZALTINA ALINAN MESLEKTAŞIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
MESLEKTAŞIMIZ İÇİN YARIN SAAT 10:00'DA KÜÇÜKÇEKMECE ADLİYESİNDEYİZ
Meslektaşımız Av. Pekay Salmanoğlu, bugün Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kaleminde avukatlık görevini icra ettiği sırada, Mahkeme Hakiminin şikâyeti üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında " … önce ifadesinin alınması ardından, Nöbetçi Savcı'dan gözaltı talep edilmesi ve mevcutlu şekilde Adliyede hazır edilmesi.." şeklinde usule ve hukuka aykırı olarak talimat verilmiştir. Verilen bu talimat üzerine meslektaşımız, herhangi bir gözaltı kararı olmadan kolluk tarafından keyfi şekilde alıkonularak Sefaköy Polis Merkezine götürülmüştür.
Olayla ilgili olarak hem mahkeme görevlileri hem de meslektaşlarımız tarafından düzenlenen tutanaklar incelendiğinde, olayın mahkeme kaleminde yaşanan bir tartışmadan ibaret olduğu ve gözaltı işlemini haklı kılan hiçbir unsur bulunmadığı görülmektedir.
Avukatlık Kanunu m. 58 işletilerek soruşturma izni alınmaksızın ve avukatların ifadelerinin kolluk tarafından alınamayacağı açık olmasına karşın, meslektaşımızın gözaltına alınıp karakola götürülmesi kabul edilemez. Ayrıca, Başsavcılığın bizzat alması gereken bir ifade için gözaltı tedbirine başvurması, ölçülülük ilkesine de açıkça aykırıdır.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu ve Avukat Hakları Merkezi, meslektaşımızın derhal serbest bırakılması amacıyla görev başındadır.
İstanbul Barosu olarak; meslektaşımızın görev esnasında, ifade işlemleri için haksız ve hukuka aykırı şekilde gözaltına alınmasına karşı tüm meslektaşlarımızı yarın sabah saat 10:00’da Küçükçekmece Adliyesinde buluşmaya, meslektaşımıza ve yargının kurucu unsuru olan ‘savunma’nın onuruna sahip çıkmaya çağırıyor ve Av. Pekay Salmanoğlu’nun derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz!
Buluşma Tarihi: 10.02.2026 Salı
Buluşma Yeri: Küçükçekmece Adliyesi Girişi
Saat: 10:00
KAMUOYUNA DUYURU
İstanbul Barosuna uzun süredir ve artan sıklıkla, İstanbul genelinde görev yapan çok sayıda mahkemenin duruşma saatlerine riayet etmediği, aynı saat dilimine aşırı sayıda dosya bırakıldığı ve dosya başına 3–5 dakikalık süreler öngörülmesi nedeniyle duruşmaların saatlerce geciktiği yönünde ciddi şikâyetler ulaşmış/ulaşmaya devam etmektedir. Baromuza ulaşan yoğun şikayetler nedeniyle Avukat Hakları Merkezi tarafından bir çalışma yürütülmüş ve yürütülen çalışma neticesinde bir takım tespitler yapılmıştır.
İstanbul Barosu olarak; avukatların sistematik biçimde mağdur edilmesine, savunmanın yargılamadaki kurucu rolünün zayıflatılmasına ve bu durumun olağanlaştırılmasına rıza göstermemiz mümkün değildir. Bu sorunların, adil yargılanma hakkının sürekli olarak ihlal edilmesine yol açtığı açıktır.
Bu çerçevede, İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi tarafından hazırlanan tespit ve değerlendirmeler, Baromuz tarafından Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ile İstanbul’da bulunan Adalet Komisyon Başkanlıklarına iletilmiş; mahkemelerin duruşma saatlerine riayet etmesi, gerçekçi ve uygulanabilir duruşma planlaması yapılması, aynı saate aşırı sayıda dosya bırakılması uygulamasından vazgeçilmesi ve duruşma saatlerinin idari yönden gözetilmesi ve denetlenmesi talep edilmiştir.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL BAROSU