Gün gelir… Hırsızlar zengin… Serseriler adam olur… Odundan kapı, taştan saray olur…
Gün gelir… Kezbanlar destan… Onları destan yapanlar mestan olur…
Gün gelir… Çivisi çıkar dünyanın…
Konuşamayanlar hatip… Şifa veremeyenler tabip… Yazamayanlar kâtip olur…
Fukara dediği Seydi Fırat'ın mücadelesinin zekatı İboyu ihya eder. Mücadelede uslanma olmaz; ısrar olur, inat olur, istikrar olur, inanç ve inat olur. Hiç birini bilmediği için oturduğu konforlu alandan sallayıp duruyor.
Hokus pokus Ruşen, fukara Seydi Fırat ile konuşmuş. Seydi Fırat zaten 1999'da Öcalan'ın çağrısı üzerine gelen Barış Grubu'nun içindeydi. Yani daha önce de sürgünden dönmüştü. Geldi ve ne mi oldu? Tutuklandı ve 6 yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinden sonra tekrar sürgüne kaçmak zorunda kaldı. Belli ki uslanmamış, şimdi tekrar sürgünden dönmek için Öcalan'ın çağrısını bekliyor. Tekrar gelecek ve aynı şeyi yaşayacak. Ruşen de ona "gel gel" yapıyor. Oysa eşek bile iki defa aynı taşa takılmaz.
Şimdi işe gidiyorum, aklım memlekettin hallerinde. Bir büyük hayalimiz vardı; değişecek ve değiştirecektik. Vazgeçmedim hayallerimden. Kendi başıma da olsam ideallerim devam ediyor. Ama memleketin halleri içimi acıtıyor.
Adana’da bir seyyar satıcı, 5 üründen az satmadığını söyleyerek çocuğunun yanında alışveriş yapan anneye tepki gösterdi.
Minnacık cocuk canı çekmiş gerekirse yarım vericeksin! Bu kadar lafa değer mi?
İnsan kendine sığındığında güçlenen bir varlıktır.
Ne güzel demiş Virginia Wolf;Ne hoş bir güzelliği vardır;Hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin.Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların.Onurlu bir yaşamı seçenlerin.
Marifet yanlışı meşrulaştırmak değil onunla yüzleşmektir. Neresinden tutarsanız tutun böyle masumca bi sonuç çıkmaz. Erkan Başın sosyalistliğinden benim de şüphem yok. Ama meselenin en can yakıcı tarafı da bu zaten. Baş gibi bir sosyalist bunca zehirlenmişse gerisini siz düşünün!
Burak arkadaş kim bilmiyorum ama çok güzel anlatmış Erkan Baş ile Kürtlerin, Dem Parti’nin arasını açmaya çalışan Metiner’ler, Barzaniciler, Ufuk Uras’lara karşı olmak lazım. Onların söylemi Ak Parti’ye yarıyor
3) Ne olursa olsun, yapılan bu hakarete karşı bu düşkün burjuva kişiliğini bir başka kadın üzerinden eski üzerinden hedef almak aynı kötülüğün tezahürüdür.
1) Hakarete uğrayan Kürt, ırkçılığı yapan efendi olunca Koç'un imdadına Kurt yetişir. Boşuna değil Devlet Bahçeli'nin Rahmi Koç'a sahip çıkması. Çünkü bu ırkçılık Devlet'in Rahmin'de mayalanmıştır hedefi tüm ötekilerdir.
2) Kürt kadınlarının hedef alınması onun öncü gücüyle ilgilidir. Fıkra dedikleri uydurulmuş bir gelecek tahayyülüdür. Yapılan alçaklık ne bir özürle ortadan kalkar ne de kimse bu özrü kabul eder.
#SONDAKİKA Özgür Özel'i ziyaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:
🔸️Görüntüler tek kelimeyle utanç verici ve kabul edilemezdir!
🔸️Ana muhalefet partisine biber gazlı, tazyikli su ile gidilmesi demokrasi ayıbıdır.
🔸️Bu saldırıyı açıkça kınıyoruz!
Valilik kararıyla polisin CHP Genel Merkezine zorla girerek parti yöneticilerini, milletvekillerini ve yurttaşları tahliye etmesini kabul etmiyoruz.
Türkiye’nin en temel ihtiyacı, demokratik hukuk ilkelerinin güçlendirilmesi, toplumsal barışın büyütülmesi ve demokratik siyaset alanının genişletilmesiyken; bu baskıcı yöntemlerde ısrar edilmesi kabul edilemez.
DEM Parti olarak, demokratik siyasete yönelik her türlü müdahalenin dün olduğu gibi bugün de karşısındayız.
Yetkilileri gerilimi büyüten tutumlardan vazgeçmeye, demokratik hukuk ilkelerine uygun davranmaya ve toplumsal barışı esas alan bir yaklaşımı benimsemeye çağırıyoruz.
CHP yöneticilerini ve CHP’ye gönül vermiş yurttaşlarımızı da yaşanan sorunları sağduyulu bir şekilde diyalogla ve uzlaşıyla çözmeye davet ediyoruz.
Bunun mekanik bir işleyişi yok. İki gücün çatışması eğer bir üçüncü güç boşluk dolduramazsa çatışan iki güce yarar. Kaldı ki bu gerçek bi çatışma mı orası muamma. Sistem iki partili bi düzen üzerinden revize ediliyor. CHPyi kitlelerin kafasında gerçek muhalefet olarak kodluyor.
Ne güzel memleket, bütün gücü elinde bulunduran bir parti diğer bütün partileri dizayn ediyor, siyasete müdahale ediyor. Buna da demokrasi deniliyor. Mutlak Butlan değil mutlak otorite!!!
ZORUNLU BİR AÇIKLAMA!
Her şeyin en kötüsünü yaşayacağımı beklerdim ama bir gün böyle bir saldırının muhatabı olacağımı aklıma getirmezdim. Sosyal medyayı çöplüğe çevirmiş bir güruh, akıl ve vicdan tanımadan son birkaç gündür her türlü hakaret ve küfürle saldırıyor. Dün ırkçı sembollerin arkasına saklanan örgütlü trol çeteleri vardı; bugün aynı alçaklığı Kürt halkının adını ve sembollerini gasp ederek “Kürt Milliyetçiliği” maskesi altında yapıyorlar. Bu, hayatımda tanık olduğum, olacağım en aşağılık, en trajik çarpıtma.
İnancıma, kimliğime ve 40 yıl boyunca ağır bedeller ödenerek yazılmış mücadele tarihime gözü dönmüş bir saldırıdır bu. Ardan, edepten, namustan zerre nasibi olmayanların işi.
Ben yüreğini her daim inandığı doğrultuya çevirmiş bir sanatçıyım. Kimliğimi, sahip olduğum değerleri her daim savundum ve bunun için ağır bedeller ödedim. Bu yüzden tam yedi yıldır evimden, halkımdan uzak, sürgündeyim.
Onurlu ve haysiyetli bir davanın adamıyım. Adımın ihanetle, inkârla, alçaklıkla yan yana anılmaması için ömrümü verdim.
Bu saatten sonra herkes aklını başına toplasın. Sosyal medyanın karanlık köşelerinde fare gibi gizlenip değerlerimize, aileme ve şahsıma hakaret etmeyin.
Ferhat Tunç
20 Mayıs 2026
Şîroveyên ku li ser medyaya dîjîtal tên kirin wek nêrîna me ya fermî tên nîşandan. Lê nêrînên me bi tenê bi rêya kanalên saziya me yên ragihandinê tên vegotin. Di vîdeoya ku hatiye belavkirin de, ji aliyekî ve tê gotin ku li hemberî tu saziyeke Kurdan sekneke dijber tune ye lê ji aliyê din ve jî hebûna me ya saziyî ya kolektîf bi tawanbariyan dibe hedef. Ji aliyekî ve behsa lêgerîna li rêyên çareseriyê tê kirin, ji aliyê din ve jî bi nêzikatiyeke ku zemîna diyalogê dirûxîne tê gotin ku “derî heta bi hetayê hatine radan”. Vegotinên bi vî rengî mixabin hewldanên ku li hemberî KOM Muzîkê bertekên raya giştî çêbibin tîne bîra mirovan. Her wekî ku me di destpêkê de jî got, saziya me keda tu hunermendekî/ê tune nahesibîne. Her wiha keda saziya me, xebatên wê yên arşîv, weşangerî, çapemenî û belavkariyê, pêvajoyên danasînê, hewlên afirandina bîrekê û berpirsiyariyên parastinê yên ku bi salan e didomin jî nikarin tune bên hesibandin.
Em dixwazin balê bikişînin ser vê yekê ku; tawanbariyên manîpûlatîf ên di daxuyaniyên medyaya dîjîtal de der barê xebatkarê berê yê KOM Muzîkê Erdal Avci de hatine kirin ji niyetpakiyê dûr û xapînok in; her wiha hişmendiya kolektîf a KOM Muzîkê ya ku xebata xwe li ser pîvanan ava dike, piştguh dikin.
Her wekî ku heta niha em tevgeriyane, ji niha şûnde jî em alîgirên nêzikatiyeke dualî ya di çarçoveya etîk û sazîbûnê de ne. Ji ber vê yekê, di dewsa tawanbariyan de; em banga xwe dubare dikin ku em bikevin nava diyalogeke çêker a ku tê de belge û daxwaz bi hev re bên nirxandin.
Em li ber bîranînên hevrêyên xwe yên ku niha ne di nava me de ne bi rêzdarî bejna xwe ditewînin.
Kolektîfa Çêkeriyê ya KOM Muzîkê
Kimsenin kişiler gibi bir gündemi yoktur olmamalıdır. Gündemimiz özgürlüktür, mücadeleyi büyütmektir. Müzik listelerimizi güncelleyip yolumuza devam edeceğiz.
Di nav civaka Kurdan de yên herî kêm xwedî pirsgirêk, hunermendin. Devjime berdin û herin beqdenoz û pirpalek biçînin bistanên xwe baştir e. Em ji bêperetiyê namirin gurçikno. Ji kerema xwe êdî li hunermendên xwe xwedî dernekevin, bila hinek jî ew li we, li xwe xwedî derkevin!