Der Chefankläger des Internationalen Strafgerichtshofs in Den Haag, Karim Khan, ist vorläufig vom Dienst suspendiert worden. Das löst nicht allein in Israel, sondern auch in Teilen der deutschsprachigen Presse Jubel aus.
https://t.co/L4NtbHu4k2
Merz macht Deutschland zum Gespött der Welt! Jüngstes Beispiel: die unmissverständliche Absage des neuen ungarischen Ministerpräsidenten an die Aufforderung unseres selbsternannten Außenkanzlers, Ungarn solle sich an der Verlängerung des sinnlosen Ukraine-Kriegs beteiligen. Was für eine Blamage für Merz, der unser Land mit einer skurrilen Mischung aus doppelten Standards, Moralmaulheldentum und neuer Großmannssucht international immer weiter ins Abseits manövriert. Kein Wunder, dass die Bundesregierung auch bei der Bewerbung um einen Sitz im UN-Sicherheitsrat eine Klatsche kassiert hat. Es ist höchste Zeit, diese ruinöse Politik zu stoppen! Der Osten kann die Ära Merz und seiner Koalition beenden, wenn die amtierenden Ministerpräsidenten von CDU und SPD bei den Landtagswahlen im Herbst abgewählt werden. Eine Stimme für das BSW ist der sicherste Weg dorthin.
@siyahsancakx Bu saçmalığı konuşmuş olması kimse de bir fikir uyandırmıyor mu ? Doğu türkistanda problem yaşayıp, pekine/şanghaya göçmüş yüzbinlerce uyguru düşünmeniz yeterli şu saçmalığa gülmek için.
@kajakallas Like car brands, every fckin year “presentin” their new model sanctions. Rich is richer, US is stronger and european societies scare more and more about their lives, rights and finances. But who cares. Not the finnish president. Who cares ?
SPD-Sozialministerin Bärbel Bas wirbt öffentlich für eine Bürgerversicherung, in die alle Berufsgruppen einzahlen. Ihre Partei will das angeblich schon seit 20 Jahren. Bas und Konsorten haben durch ihre Bundestagsmandate ohnehin ausgesorgt.
https://t.co/BgGEcx85C1
Die #BSW-Blockade von #ARD und #ZDF ist ein Affront gegenüber unseren 2,5 Millionen Wählern und ein krasser Verstoß gegen den Auftrag, den die Sender haben. Machen ARD und ZDF so weiter, wird der ÖRR irgendwann verschwinden, weil immer mehr Menschen es satt haben, Hofberichterstattung für die Bundesregierung mit ihren Gebühren zu finanzieren. Wir fordern nicht nur einen fairen Umgang mit dem BSW, sondern eine Rückkehr des #ÖRR zu echter Meinungsvielfalt und objektiver Berichterstattung. Bis dahin sollte der #Rundfunkbeitrag ausgesetzt werden, um den Reformdruck zu maximieren.
Diese Olivgrünen braucht wirklich kein Mensch!
Hört man ihrem Vorsitzenden Felix Banaszak zu, scheint es ihn nicht zu stören, dass junge Menschen von Merz und Co. schon bald an der Ostfront verheizt werden könnten.
Alles nicht so schlimm, solange die Befehle nicht von einem AfD-Verteidigungsminister kommen. Was für ein Irrsinn!
Früher haben sich die Grünen noch für Frieden und Diplomatie eingesetzt. Heute sind sie die lautesten, wenn es um Waffenlieferungen und Aufrüstung geht.
Wie erklärt ihr euch diese Militarisierung?
Dicle…
Dicle, Cizre’nin kızgın toprağında büyümüş narin bir kızdı. İncecik bir bedeni, ama içinde çelikten bir irade ve dağları delen bir güç taşıyordu. Gerçek adını bilmiyoruz. Hangi köyden geldiğini, doğum tarihini, hatta bir tek fotoğrafını bile… Sanki hiç var olmamış gibi silinip gitmiş izleri.
Oysa bir ailesi vardı. Zorla alınmıştı onlardan, on dört yaşındayken, 1989’da PKK’nin “askeri kanun” dedikleri o acımasız kaçırma yöntemiyle. Belki mutlu bir çocukluğu geçmişti; kardeşleriyle oyunlar oynamış, annesinin kucağında uyumuş, babasının omzunda dağlara bakmıştı. Kardeşleri, arkadaşları, sıcak bir evi… Hepsi bir anda geride kaldı. Ailesi yıllarca onu aradı belki; yolunu gözledi, her kapı çalındığında kalpleri hopladı. Belki hâlâ bekliyorlar, bir haber, bir iz, bir mezar taşını bile.
Kısa zamanda PKK’nin ilk askeri kadın komutanlarından biri oldu. 1991’de, daha yirmi birine bile basmadan komutanlık yapmaya başladı. Savaşın en ön safında, kurşunların arasında erkek gerillalara emir veriyordu. Yaralandı, nice eylemde yer aldı, nice ölümün eşiğinden döndü. Parlak bir yıldız gibi parlıyordu o dağlarda.
1997’de Şam’a, Abdullah Öcalan’ın yanına çağrıldığında büyük umutlar taşıyordu. Savaşın en zorlu komutanlarından biri olarak, orada kendisine hak ettiği değerin verileceğini, daha büyük sorumluluklarla donatılacağını düşünüyordu. Fakat Öcalan’ın kurduğu o tuhaf dünyada işler hiç de hayal ettiği gibi gitmedi.
Öcalan’ın beğendiği, değer verdiği kadınlar başkaydı: Şehirli, güzel, akıcı Türkçe konuşan ve her şeyden önce onu merkeze alan kadınlar. Parti Merkez Okulu’nda en çok onlarla konuşulur, ders aralarında parmak kaldırıp soru sorulurdu.
Okulu bitirince “yoğunlaşma evleri”ne yerleştirilir, oradan Rojava’nın çeşitli yerlerine gönderilirlerdi. Dicle ise Suriye’de yalnızca üç buçuk aylık tek bir devre geçirdikten sonra hemen savaş alanına geri yollandı. Orada acı bir gerçeği gördü: Köylü kızı olmak, dağlarda yıllarca kan dökmek yetmiyordu. Öcalan’dan değer görmek için başka bir profile sahip olmak gerekiyordu.
Yıllarca uğruna canını dişine taktığı örgütün ve taparcasına bağlı olduğu önderin bu çifte standardı karşısında derin bir travma yaşadı.
1997 sonbaharında dağlara, Botan’a geri döndü. İçindeki yaralar kangrenleşti. Şam’da gördüklerini, Öcalan hakkındaki kuşkularını yakın çevresiyle paylaşmaya başladı. Artık inanmadığı bir dava uğruna savaşmak istemiyordu. Gabar’da bölük komutanıyken kaçma şüphesiyle tutuklandı. Ağır bir soruşturma sürecinde her şeyi açıkça söyledi: Öcalan’a inanmadığını, onun kadınlara bakışından iğrendiğini… “Beni öldürün,” dedi, “çünkü bu örgütte yaşamakla ölmek arasında artık fark kalmadı.”
Bir Nisan günü kendi mezarını kazdırdılar. Ölümüne yürürken sakindi. Sarı saçları rüzgârda hafifçe dalgalanıyor, küçük parlak gözleriyle ölümü korkusuzca, kırpmadan karşılıyordu.
Belki Apo’yu hiç görmeseydi, yıllarca daha dağlarda çarpışacak, belki bir çatışmada yaşamını yitirecek ve duvarlara “Şehit Dicle” diye posterleri asılacaktı. Ama o, hain ilan edildi. Bu yüzden ne bir mezarı var, ne bir resmi, ne de bir hatırası. Sanki hiç sevmemiş, hiç umut etmemiş, hiç çocukken gülmemiş gibi… Sanki yaşamamış gibi.
Türk devletinin “hain” dediği insanların mezarlarını tahrip etmesiyle, PKK’nin intihar eden ya da infaz edilenlerin adlarını ve mezarlarını yok sayması aslında aynı karanlık zihniyetin iki yüzüdür. İkisi de, hayat hakkı tanımadığı insanın ölümünü bile silmeye, varlığını inkâr etmeye çalışır. Dicle de işte bu yüzden öylesine derinlemesine unutturuldu ki, bugün geride sadece bu satırlar ve yüreklerdeki sızı kaldı.
The human heart is not filled by accumulating experiences, possibilities, or temporary guarantees; it is filled when it discovers a call, when it understands that life reaches fullness only if it is given. Following Christ does not impoverish existence, but expands it. #ApostolicJourney
Die Sprecherin der linken Progressive Party, Son Sol, ist jüngste Abgeordnete im Parlament von Südkorea. Sie fordert die Abschaffung des auf den Koreakrieg und die Teilung des Landes zurückgehenden Sicherheitsgesetzes.
https://t.co/wcbkQDy4pj
Enhorabuena a @NikolPashinyan y a su partido por la victoria electoral. El pueblo armenio ha apostado por la democracia, la estabilidad y un futuro cada vez más cercano a Europa.
España seguirá acompañando a Armenia en su camino hacia la paz y su aproximación a la UE.
Kürtçe yazmadığım için bana Kürtlük dersi verenlerin büyük kısmı, elli yıldır kendi liderlerinin yaptığı açıklamaların hangi dilde olduğuna hiç bakmıyor.
Öcalan’ın savunmaları Türkçe.
PKK’nin onlarca yıllık yayınlarının önemli bölümü Türkçe.Yöneticilerin röportajlarının büyük kısmı Türkçe.
Ama mesele bir anda benim attığım tweete geliyor.
Eğer bana Kürtlük ölçüsü olarak dili dayatıyorsanız, önce dönüp elli yıldır neden Kürtçeyi toplumsal ve siyasal hayatın hâkim dili haline getiremediğinizi açıklayın.
Es bleibt schwierig als linke Lesbe: Alison Bechdels Comicroman »Kaputt« benennt Widersprüche im Spätkapitalismus und liefert ein scharfes Bild vom problematischen Leben als engagierte Künstlerin.
https://t.co/nLscI47VEU
Ein Gespräch mit dem palästinensischen Biomedizintechniker und Arbeitswissenschaftler Abed Schokry über das Leben im systematisch von Israel zerstörten Gazastreifen und mögliche Hoffnung auf Frieden.
https://t.co/1CUH7R9Dzt
My take away from Russia? Literally everything is fake and gay. They are lying about everything at every hour of every single day. The overreaction to me merely traveling to Moscow is precisely because they know I am NOT funded by ANY foreign nation or state, nor am I inherently capable of being controlled. I’ve been investigated by everyone from the literal President of France, (who admitted to hiring former Feds to look into my potential foreign ties)— to the Israeli Ministry of Foreign affairs laying out a plan in their FARA docs to smear me as a part of their propaganda to win back support for Israel. They have nothing on me other than “urrr durrr she’s demonic!” plus repeat demands to “sue her!” for refusing to bend the knee to their satanic agenda.
I’m telling the truth about Russia bc I am genuinely shocked by how absolutely upside down the narrative about it is beyond obvious to me now which way the economic wind is blowing.
NEU! Sahra trifft Claudia Wittig 🔥
Claudia Wittig wollte nicht länger zusehen, wie es mit Deutschland immer weiter bergab geht. Bei der Landtagswahl in Sachsen-Anhalt tritt sie für das BSW als Spitzenkandidatin an. Woher kommt der Frust – speziell der Ostdeutschen – über die etablierten Parteien und Medien? Ist der öffentlich-rechtliche Rundfunk noch reformierbar? Und welche Koalitionen kommen für das BSW in Frage? Darüber hat BSW-Gründerin Sahra Wagenknecht mit Claudia Wittig gesprochen.
Die 42-jährige Historikerin stammt aus dem Landkreis Wittenberg und arbeitet seit 2021 an der Universität in Halle. Sie fordert zielgerichtete Investitionen in Wirtschaft und Infrastruktur, lehnt die Spitzelgesetze der Ampel ab und setzt sich für eine friedenssichernde Außenpolitik ein.
🎥 Das ganze Gespräch findet ihr auf unserem YouTube-Kanal!
@SWagenknecht
-
#ostdeutschland #sachsenanhalt #ossi
Silence can help us most to recognize the voice of God, since it fosters attention and recollection. Freed from the noise of a thousand voices, we come to recognize that some voices deceive our desires, others buy us without nourishing us, and still others speak out of self-interest. In silence, we understand that ideologies pass away, while truth remains. https://t.co/lbaMqHx1cJ