Hırs, geciktirir... Her şeyi.
Ne tezat di mi? Oysa kazanmak ihtirasının hızıdır hırs. Ama hırslandıkça, hızınızı kaybededersiniz aslında. Hırs yaptıkça kendinizden uzağa düşersiniz. Taklit edersiniz. Rekabet edersiniz. Kıskanırsınız. Ve en kötüsü; kendi yolunuzu, yönünüzü, kendinizi, kendiliğinizi kaybedersiniz. Hırs, çirkinleştirir. Hırs, sizi; size gerçekten ait olan şeylerden koparır.
Hakiki arzunuzu ve yolunuzu bulun. Ve o yolda sessiz bir istikrarla yürüyün sadece. Çünkü hakiki güç ve başarı, hırsla değil; kendine ve yoluna sadık kalmakla ve emeğin o sessiz istikrarıyla geliyor.
Kızımızın naaşına yapmadığını bırakmayan şükrü eroğlu. Sen Gülistan'ı sahipsiz mi sandın? Gülistan ağaç kovuğundan mı çıktı? Biraz içerde kalırım çıkarım diye mi hayal ediyorsun? Sen kızımıza nasıl ve hangi hakla dokunursun? Sen kimsin? Senin bütün tezgahlarını öğrendik öğrendik
Boşa giden bir emek, yazık bir emek… Büyük ihtimalle de boşa harcanmış bir çaba. "LGS anneleri" ve emekçi babalar, eğer milyoner değilseniz şunu çocuklarınıza anlatmalısınız: Lise ve üniversite sınavları, hayatın tek anlamı ve tek çıkış yolu değildir. Bu gerçeği onlara zamanında anlatmazsanız, acı bir şekilde bizzat kendileri öğrenecek.
Çocuklarınızı yalnızca üniversitelere mahkûm etmeyin. En iyi bölümlerden en yüksek puanlarla mezun olup iş bulamayan, kendine yer edinemeyen milyonlarca genç var bugün.
Bunun yerine çocuklarınızın farklı yollar keşfetmesine fırsat tanıyın. Meslek öğrenmelerini, beceri kazanmalarını ve kendi ayakları üzerinde durabilecekleri alternatifler geliştirmelerini destekleyin.
Çünkü hayat, tek bir sınavdan ibaret değil.
Merhaba, ben Ezgi Dokak. Hız sınırının 70 olduğu yerde yüksek hızla, frene basmadan ve hiçbir manevra yapmadan 13 yaşındaki kardeşime çarparak ölümüne sebep olan şahısın tutuklanmasını istiyoruz.Lütfen sesimizi duyun.
#AysimaİçinAdalet
Merhaba,
Ben Mardin'de uzun yıllar özel sektörde matematik öğretmeni olarak çalıştım. Bir kadın öğretmenim.
Çalıştığım kolejde bir öğrencim, sınıfta gözlerimin içine baka baka bana karşı uygunsuz davranışlarda bulundu. Ben de kendisini sert bir dille uyardım. Hatta durumu idareye bile bildirmedim. Ancak öğrencim gidip beni şikâyet etmiş ve sınıfta kendisiyle sert konuştuğumu söylemiş.
Bunun üzerine müdür beni çağırdı. Ben de yaşananları ayrıntılı şekilde anlattım. Buna rağmen benden öğrenciden özür dilemem istendi. Açıkçası buna çok şaşırdım. Dahası, müdür bana, “Dışarıda matematik öğretmeni çok ama öğrenci yok.” dedi.
Bir öğrenci tarafından tacize uğramış olmama rağmen böyle bir muamele görmek beni derinden üzdü. Daha sonra başka bir kuruma geçtim; ancak orada da müdür tarafından mobbinge maruz kaldım. Sonunda mesleği tamamen bırakmak zorunda kaldım.
Yaşadığım bu olumsuz deneyimler beni öğretmenlik mesleğinden soğuttu. Öğretmenlerin hak ettikleri saygı ve itibarı yeniden kazanmaları için gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğine inanıyorum.
Mobbing olaylarının arkasında çoğu kez karmaşık teoriler yok. Çirkin olan güzel olanı, başarısız olan başarılı olanı, özgüvensiz ve baskıyla yaşayan özgür ve cesurca yaşayanı kıskanıyor. Bununla başa çıkamadığı için baskı, yalan, dedikodu ve iftira gibi her yolu kullanıyor.
Dikkatin yalnızca bir odaklanma aracı değil, bir sevgi ve bağlılık biçimi olduğunu hatırlamalıyız. Dikkatimizi kime ve neye verdiğimiz, hayatımızı nasıl yaşadığımızı belirler.
Hanaa Ebu Zeynep, 19 yaşında Suriyeli bir üniversite öğrencisiydi.
Konya Meram’da sigortasız çalıştığı kafenin deposunda, asılı bulundu.
Dosya intihar olarak kayıtlara geçse de ailesi, “Hayata neşeyle bağlıydı” diyerek ölümünü şüpheli buluyor.