Bu yıl 60 yaşına giriyorum.
Yaş almanın herkes için aynı şey olmadığını daha iyi anlıyorum artık.
Ben de iki kız çocuğu babasıyım.
Hayatın en büyük armağanlarından birinin, çocuklarının büyümesine tanıklık etmek olduğunu biliyorum. Onların değişen yüzlerini, büyüyen hayallerini, sevinçlerini ve kırgınlıklarını yaşayarak görmek…
Bu satırları yazarken, iki kız çocuğu babası Selahattin Demirtaş’ı düşünüyorum.
53 yaşında.
Hayatının yaklaşık son on yılını cezaevinde geçirdi.
Bir baba olarak bunun ne anlama geldiğini hissedebiliyorum. Çünkü zaman, en çok çocuklarımızın hayatında görünür. Kaçırılan her yıl, geri getirilemeyen bir hatıradır.
Ama mesele yalnızca bir babanın çocuklarından uzak kalması değildir.
Mesele aynı zamanda hukuk, adalet ve özgürlüktür.
Demokratik toplumların gerçek gücü, farklı düşünen insanların da kendilerini özgürce ifade edebilmesinden gelir. Hukuk, yalnızca sevdiğimiz ya da katıldığımız insanlar için değil; herkes için gerektiğinde anlamlıdır. Adalet de ancak herkes için işlediğinde adalettir.
Bugün dünyaya baktığımızda görüyoruz ki, hukukun zayıfladığı yerde kutuplaşma büyüyor, adalet duygusunun aşındığı yerde toplumsal barış yara alıyor.
Bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması, yalnızca onun hayatını değil; ailesinin, çocuklarının ve yakınlarının hayatını da etkiler.
Bu nedenle Selahattin Demirtaş’ın durumuna yalnızca siyasi bir mesele olarak değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir mesele olarak bakıyorum.
On koca yıl... Çok uzun bir zaman...
Bir insanın hayatından, bir babanın çocuklarından, bir ailenin birlikte yaşayabileceği yıllardan alınmış çok uzun bir zaman…
60 yaşıma girerken şuna inanıyorum:
Hukuk intikamın değil, adaletin aracıdır.
Özgürlük bir lütuf değil, temel bir haktır.
Ve adalet geciktiğinde, yalnızca bireyler değil, toplumlar da zarar görür.
Bu nedenle, hukukun evrensel ilkeleri ve adalet duygusu çerçevesinde, Selahattin Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması ve serbest bırakılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bazen bir insanı özgür bırakmak, yalnızca o insan için değil; hukuk devleti, toplumsal vicdan ve ortak geleceğimiz için de doğru olanı yapmaktır.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
ne diyordu sevgili Rakel Dink ;
yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik aradı. @ozgurcelikchp
Bugünkü yazıda bahsettiğim eleştirel hususlara birer açıklaması olduğunu söyledi.
Öncelikle, duruşmalara yansıdığını düşündüğüm kabullenilmişlik hâlinin heyetle veya işleyişle “uzlaşma” gibi bir yaklaşımdan oluşmadığını; duruşmaların olaysız geçmesini önemsediklerini, bunu da duruşmada konuşulanların, çöken iddianamenin, ortaya çıkan haksızlıkların, havada kalan suçlamaların üzerinin tartışmalar, kavgalar ve çekişmelerle kapanmasını, gündeme o karmaşanın hâkim olmasını özellikle istemediklerini; geçmiş deneyimlerinden de yola çıkarak mahkeme salonlarında yaşanan gerilimlerin esas meseleleri gölgelemesi ihtimaline geçit vermek istemediklerini ve bu yönde karar aldıklarını anlattı.
Ayrıca, benim duruşmayı izlemeye gittiğim Çarşamba gününün özel bir durumu olduğunu, Dünya Romanlar Günü vesilesiyle Kuştepe’de bir tesis açılışı yaptıklarını ve bu açılışa Genel Başkan Özgür Özel’in de katılması sebebiyle parti ve teşkilatların ağırlığını oraya verdiklerini anlattı.
Ayrıca Silivri’de, duruşma salonlarının yer aldığı binaların önünde bir yığılma, karambol ve kontrolsüz bir kalabalık tercih etmediklerini de detaylandırarak anlattı.
Öncelikle söylemeliyim ki bugünün Türkiye’sinde bir siyasetçinin cevap hakkını bu şekilde medenice kullanmasına, kendini bu şekilde ifade etmesine hasret kalmıştık. Yazdıklarımı beğenmediği için beni hedef hâline getiren partililere alışık olduğumdan, bu arama beni ayrıca etkiledi. Siyaset budur, böyle yapılır; başarılı siyasetçi böyle olunur. Tebrik ediyorum ki kendisine de bu düşüncelerimi açıkça söyledim.
Her konuda aynı fikirde olmayabiliriz ama büyük resimde aynı taraftayız; İmamoğlu’nun zayıflaması sadece kendisine değil bana da , tüm muhaliflere de zarar… Yazdıklarım bir temenni, istek değil, gözlemdi. Gazeteciler bir kesim veya parti tarafından sevilmek ve desteklenmek için yazmaz. Bu vesileyle bunu da tekrar etmiş olayım.
Gazetecilere fısıldanan “Bayramdan sonra çok iyi şeyler olacak” söylentilerinin başında Selahattin Demirtaş’ın tahliye olacağı iddiası geliyordu — bu kaçıncı tahliye fısıltısıydı, sayamadım.
Selahattin Demirtaş kaç bayrama daha beklenti edilecek? Dışarıda bekleyene ayrı, içeride bekleyene ayrı bir işkence bu.
Selahattin Demirtaş derhal serbest bırakılmalı!
🔴 "Burası bugün babama bir parmak ucuyla dokunmanın yolu benim için"
🔺Ceren Önder Kandemir: Ne bedel ödenecekse ödendi, artık toprak yeni umutlara gebe. Şimdi yeşerecek yeni filizleri, fidanları hep beraber kucaklayacağız
https://t.co/LTGyQr5AKS
Çekimlerini bölgemizde gerçekleştirdiği Kurtuluş filmiyle 76. Berlin Film Festivali (Berlinale)’de Gümüş Ayı – Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Emin Alper’i ve emeği geçen tüm ekibi kutluyorum.
Sanatın hakikati görünür kılma gücüne her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, yaptığı ödül konuşması çok önemli.
Filistin’den Rojava’ya, Silivri’den Edirne’ye; İstanbul’da, Amed’de, İran’da ve Ortadoğu’nun dört bir yanında yalnız değiliz, yalnız değilsiniz.
#EminAlper
Kürtler ırkçılığın, faşizmin hortlatıldığı zamanlarda “iyi gün dostlarının” ortalıktan sinsice kayboluşuna çok tanık oldu, ama sonra bunları çoğunlukla unuttu. Fakat @eczozgurozel ‘in
zor şu zor zamandaki dayanışmasını ve ırkçılık karşıtı pozisyonunu unutmazlar.
Kürt sanatçı Ahmet Güneştekin'den #Rojava mesajı:
"Her ulusun kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu söyleyip, konu Kürtler olunca susanlar!
Özgürlükten ve insan haklarından söz edip, Kürtlerin sınır komşusu olarak IŞİD barbarlığını tercih edenler!
Bu bir çelişki değil, ahlaki bir çöküştür.
Rojava’da savunulan şey bir kimlik siyaseti değil; kadınların, çocukların; farklı halkların ve inançların bir arada yaşama iradesidir. Bu, Ortadoğu’nun karanlığına karşı nadir bir vicdan denemesidir.
Demokrasi bazıları için sadece kendileri^' içindir. Barbarlık ise Kürtlere yöneliyorsa görmezden gelinebilir. Unutmayın! Bir halkın özgürlüğüne karşı sessizlik, yarın herkesin özgürlüğüne yönelmiş bir tehdittir.
Vicdan kimlik seçmez. Tarih bu suskunluğu yazar!"
🔴 İnatla barışa sahip çıkalım
📌 Suriye’de, Rojava’da yaşananlara ses çıkarmayan kimse bundan sonra “Kürtler bizim kardeşimizdir” deme imkânı bulmakta zorlanacak. Özellikle her fırsatta Kürtleri kendi mücadelesinde görmeyi beklediğini dile getiren Türk solu, bakalım bu mücadelesinde Kürtlerin yanında yer alacak mı, alabilecek mi?
✍️ Tuğçe Tatari’nin yazısı..
https://t.co/JeKwiuaY1F
The U.S. Air Force’s evacuation of military aircraft from Al Udeid Air Base has begun in preparation of strikes against Iran, with a steady stream of at least 6 KC-135R/T “Stratotanker” Aerial-Refueling Tankers seen departing the base in Qatar.