IŞİD karanlığı ve vahşeti karşısında, insanlık adına direnenlere destek olmak, Kobanê’nin yeniden inşasına katkı sunmak, çocuklarla dayanışmak ve umut olmak için yola çıkan 33 Düş Yolcusu, 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırıyla katledildi.
Aradan 11 yıl geçti. Ancak Suruç Katliamı’nın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi yönündeki adalet talebi hâlâ karşılık bulmadı.
#Suruç’ta yitirdiklerimiz; halklar arası dayanışmanın, eşitliğin, barışın ve ortak mücadelenin simgesi olarak hafızalarımızda yaşamaya devam ediyor. Onlar, savaşın ortasındaki çocuklara umut götürmek isterken yaşamlarını yitirdi.
33 Düş Yolcusu’nu 11. yılında saygı, minnet ve özlemle anıyor; onların en insanı dayanışma düşüncelerini mücadelemizde yaşatacağımızın sözünü veriyoruz.
Biz 11 yıldır düşlerimizden, gülüşlerimizden yaralıyız…
Kobanî’yi IŞİD çetelerinin yıkımına karşı yeniden inşa etmek, çocuklara oyuncak ve umut taşımak için yola çıkan 33 düş yolcusu, Suruç’ta karanlık bir katliamla aramızdan alındı.
Katliamın ardındaki ilişkiler bütünü halen açığa çıkarılmadı; ihmallerin, sorumlulukların ve siyasi bağlantıların üzeri örtülmeye çalışıldı. Biz bu davanın peşini bırakmayız. Ta ki Suruç için gerçek adalet sağlanana dek…
33 düş yolcumuzu saygı, sevgi ve sonsuz özlemle anıyorum. Onları unutmadık, unutturmayacağız!
#Suruç11Yıl
Hukukçu Eren Keskin:
Atilla Uğur, seni insan hakları savunucuları iyi tanır. Kızıltepe’de işlediğin insanlık suçlarından, infaz ettiğin insanları koyduğun kamyon kasalarından, kaybettiklerinden, katlettiklerinden. Senin hukuktan, insanlıktan söz etme hakkın yok !!! Ama utanman da yok!
Bugun 14 Temmuz 2026. #KemalPir ve arkadaşlarını anma günü. Ayrıca amcama mektup yazdığım gün.
Bugünün mektubunu iki-üç gün erteleyeceğim. Çünkü bugün gerçekleştirdiğimiz bir toplantının ve yarın veya sonraki gün açıklanması beklelen "çerçeve yasası"nın değerlendirmesini da ekleyeceğim...
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
🗣️Mazlum Doğan'ın ablası Serap Mutlu:
📌Eskiden Kürtçe konuşmaktan dahi utanırdık. Onlar bunu yırttı; kimliğimizi, kişiliğimizi ve daha birçok şeyi bize kazandırdılar.
📌Onların direnişi, insan onurunun teslim alınamayacağı gerçeğidir.
📌Bir daha bunların yaşanmaması için demokratik, adil ve barışçıl bir geleceği hep birlikte inşa etmeliyiz. Geçmişle yüzleşmeli, toplumsal barışımızı güçlendirmeliyiz.
#MedyaHaber #MedyaHaberTv
İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 40'ıncı yılını kutlarken; 2000'li yıllardan bir anı.
(Sezgin Tanrıkulu, Osman Baydemir, Selahattin Demirtaş / Diyarbakır İHD)
Şimdi kime nasıl güvenilir?
Düşün ki Kılıçdaroğlu’na oy verdin.
Düşün ki Ahbap’a bağış yaptın.
Ki düşünen de çok oldu.
İddialar delilli ve doğruysa tabi.
📌Ahmet Telli 12 Eylül'ü anlatıyor:
✅ Finans kapitalin ya da egemenlerin en büyük korkusu Kürt hareketinin ortaya çıkmış olmasıydı
✅ Önce Mazlum Doğan'ın, sonra idam edilenlerin fotoğraflarını koymamıza karşı çıktılar. Biz de bizim formatımız dışında herhangi bir şeyi kabul etmedik
10 yıldır dosyaya atanan her savcı yalnızca görüntüleri çekenin peşine düştü. Hacı’nın bedenine yapılanlar hiçbirini ilgilendirmedi.
Sözde soruşturma halen devam ederken AYM eksik de olsa sorumluluk aldı ve savcıların yapmadığı inceleme ve değerlendirmeleri bizzat kendi yaptı.
Ayşe Tokyaz'ın kardeşi Esra Tokyaz:
•Sanıkların avukatları beni tehdit edip "Şerefsiz, s....git" diyorlar
•Cemil Koç duruşmada Resmen bizimle oyun oynuyor
•Ben şu an en son sorgulanacak kişiyim sadece sizden güç almak istiyorum
📹 (@kepenekevrimm)
Demirtaş, yıllar önce CHP’yi uyarmıştı:
Yarın bir gün “AKP” HDP’lilerin dokunulmazlığını kaldırdı demeyecekler! “CHP kaldırdı” diyecekler. Çünkü CHP’nin oylarıyla bu yapılmış olacak.
Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını aşağılayan ırkçı söylemini kınıyorum. Bu dil, kabul edilemez.
Kadınların bedeni, kimliği ve onuru fıkraların konusu değildir. Hiçbir statü, hiçbir ayrıcalık Kürt kadınlarını aşağılayamaz. Bu yaklaşımı kabul etmiyor, açık bir özür bekliyoruz. #RahmiKoçÖzürDile