“İyi kız” ve “kibar çocuk” sendromundan kurtulduğunuzda özgürleşiyorsunuz. Hayır senden iyi değilim. Senin gibi zaaflarım, kusurlarım ve öfkem var. Sınırlarımı ihlal etmeye kalktığında sana yapacaklarımı ben de garanti edemem.. Bana buna göre yaklaş. Mantık bu.
Kendisine saygısı olan insanlar etrafındakilere de saygı gösteriyor. Aşağılamıyor, aldatmıyor, yalan söylemiyor, açık aramıyor. Kendisine saygısı olmayanlar ise “bu benim yanımdaysa demek benim gibi değersiz biridir” iç motivasyonuyla çevresindekilere her kabalığı reva görüyor.
Çok iyi, çok nazik bir insan görüntüsü çizmenin hiçbir işe yaradığını görmedim. Daima bir miktar tekinsiz, gözü kara, raydan çıkma ihtimali olan biri olmak lazım. Kusursuz bir insan değilim ve benim de sapma payım var. Güvende kalmak istiyorsan bana buna göre davran. Mantık bu.
Pek konuşulmayan bir gerçekten bahsedeceğim şimdi.
Eğer hayatınızın bir döneminde standardınız altında insanlarla vakit geçirirseniz; hayat boyu o insanların çekememezlik ve aşağı çekme teşebbüslerine uğrarsınız. Sizi kendilerine denk sandıkları için gelişiminizi sindirmezler.
Bu modern söylemde “affetme terörü” var. Sana kötülük yapanları affet, zarar verenleri affet, ihanet edenleri affet. Hayır efendim. Bazı insanlar affa layık değildir. Hayat boyu onlardan nefret edeceğiz. Elimize imkan geçince de adaletle bedel ödeteceğiz. Bu kadar basit.
Yaman bir çelişki;
Yeni tasarıda; "yerine bırak" kuralı yok,
O zaman soru şu; belediyelerin yalnızca %25inde bakımevi olduğuna göre olmayan %75 belediyede toplanan hayvanlar nerede barındırılacak. Belediyenin bahçesinde mi?
Yer bulunamazsa seçenekler hapis ve ölüm maalesef.
Latife Hanım'ın, boşanmalarından iki ay sonra Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği mektubu.
"Ne tarihte, ne de dünyada, benim seninle yaşadığım mes'ud dakikaları hiçbir kadın yaşayamamıştır. Bundan emin ol! Bugün merhamet dilenmek üzere yazmıyorum. Merhamet yoktur... Muhabbet vardır...
Değil mi büyük reisim?
İnsanlar ölür... Râbıtalar zâhiren kırılır... Fakat yüksek hisler... Eserler... Mezarlarda değil... Kalplerde yaşarlar. Onlar ebedîdir.
Büyük Gazi! Yaşa.. Vârol! Canınla, başınla sevdiğin Türk Milleti, senin dinmek bilmeyen menbâ-ı dehândan kana kana içsin. Mefkûren iliklerine kadar işlesin, tamamen onun olsun.
Sensizliği kimsecik tatmasın. Fecîdir..."
Bugün fotoğraf paylaştık. Dönüp dönüp bakıyorum, kendimi gülerken görmeyi unutmuşum. Nasıl gülmüşüm öyle ya falan diyorum. Gülmeyi unuttuk anasını satiyim