Size yıllarca fiziksel ve katı bir dünyanın içine hapsedilmiş, çaresiz bir "madde" olduğunuz ezberletildi. Oysa fizik dünyası, simülasyonun (Matrix'in) en büyük hile kodunu (Cheat Code) işte böyle deşifre ediyor.
Alıntıladığım bu sarsıcı metni sadece "uzay gemileri ve warp motorları" için yazılmış bir makale olarak değil; doğrudan kendi hayatınızın, hastalıklarınızın ve çıkmazlarınızın "Kaynak Kodu" olarak okuyun. Bilim artık açıkça söylüyor: Madde diye bir şey yoktur. Gördüğünüz, dokunduğunuz ve uğruna acı çektiğiniz o katı gerçeklik, sadece "Kilitlenmiş Bir Frekans Alanıdır" (Hologram).
Eğer gerçeklik katı bir duvar değil de sadece bir "frekans uyumuysa", uyanmanız gereken asıl dehşet verici gerçek şudur: Hayatınızı fiziksel güçle, stresle ve maddeyle savaşarak değiştirmeye çalışmak... İzlediğiniz filmi değiştirmek için televizyonun ekranını yumruklamaktan farksızdır.
Fiziksel dünyayı (simülasyonu) kaba kuvvetle zorlayarak bükemezsiniz; ancak kendi bilincinizi yeniden "akort ederek" (Tune in) onu hackleyebilirsiniz.
Zihninizin odaklandığı düşünce ve kalbinizin yaydığı duygu (frekans), o istediğiniz yeni olasılıkla kusursuz bir şekilde "senkronize" olduğu an; Matrix o yeni gerçekliği sizin önünüzde mecburen yaratmak (Render etmek) zorundadır.
Artık dışarıdaki o katı duvarlarla savaşmayı bırakın. Olay güç kullanmak değil, tamamen "Senkronizasyon" meselesidir. Frekansı ustalıkla ayarladığınızda; aşılmaz sandığınız o mesafeler, zaman ve engeller sadece basit birer "ayarlanabilir parametreye" dönüşür.
Peki siz frekansınızı nereye kilitlediniz?
" İnsanlardan üç şeyi sakla:
1- Hedeflerini:
- Planların
- Attığın adımlar
- Yeni başlangıçların
Böylece niyetini kirletecek gözlerden uzak kalır, haset ve engellemeden korunursun.
2- Malını (dünya hâlini):
-Sahip oldukların
- İçinde bulunduğun durum
- Sana verilen nimetler
Böylece insanların hırsını kabartmaz, kıskançlık ve menfaat beklentisini üzerine çekmezsin.
3- Görüşünü (her önüne gelene açma):
- Neyi terk ettiğin
- Neyi benimsediğin
- İstenmeden verdiğin nasihatler
Çünkü bu, nefsin hoşuna giden çekişmelere sürükler; üstün gelme ya da övülme arzusu… Sonu ise faydasız bir tartışmadır.
Haluk Bilginer, ölmeyi hak etmek gerektiğini savundu.
🔹 “Sosyal medya benim çok da ilgilendiğim bir şey değil.”
🔹 “Orası aslında bir çöplük.”
🔹 “O çöpün içinden bozulmamış şeyleri çıkarmak zaman alan bir iş.”
🔹 “Sadece eğlence için arada bir bakabilirsiniz.”
🔹 “Sosyal medyada ne dendiğine inanıp hayatı ona göre şekillendirmemek gerekiyor.”
🔹 “Biz bu dünyaya ölmeye geldik.”
🔹 “Doğduğumuz andan itibaren o kum saati ters çevriliyor.”
🔹 “Bu hayata gelmek büyük bir armağan, büyük bir piyango.”
🔹 “Bu armağanı iyi değerlendirmek lazım.”
🔹 “Sonunda o ölmeyi hak etmek lazım.”
🔹 “Ben tek başımayken çok sıkıcıyım, hatta bazen kendime de öyle geliyorum.”
🔹 “İnsanların içine girince acayip enerji alıyorum.”
🔹 “İnsanlarla birlikteyken coşuyorum.”
🔹 “Akşam tiyatroya gidince, kuliste rol arkadaşlarımla geyik yaparken enerjim kabarıyor.”
🔹 “Ben çay tiryakisiyim.”
🔹 “Bizim evde 24 saat çay demlenir.”
-Maaşlı çalışan birinin kariyer değiştirme ortalama yaşı: 39
-İlk işini kuran taze girişimcilerin ortalama yaşı: 42
-İlk defa dolar milyoneri olanların ortalama yaşı: 49
-İkinci yaratıcı zirvelerini yakalayan kişilerin ortalama yaş aralığı: 45-55
Hiç bir şey için geç kalmış değilsin.
TANRI VAKTİ; gece ilhamı, Teheccüd, uyku sorunu
İnsanlık tarihinin en tehlikeli yalanı yemekle ilgili değil.
Konu tıp değil.
Konu uykuyla ilgili.
İnsanlar 200.000 yıl boyunca 8 saat uyumadılar.
Bu sayı 1938'de Simmons Beautyrest adlı bir yatak şirketi tarafından icat edildi.
Bu kampanyadan önce, ortalama bir insan iki vardiya halinde uyuyordu.
Tarihçiler buna "İki Fazlı Uyku" diyorlar.
4 saat uyur, 2 saat uyanık kalır, sonra tekrar 4 saat uyurdunuz.
O 2 saatlik süre zarfında insanlar dua eder, cinsel ilişkiye girer, yazar, düşünür ve aileleriyle iletişim kurarlardı.
İnsanlık tarihinin en büyük eserlerinden bazıları o kutsal orta pencerede yaratıldı.
Shakespeare oyunlarının çoğunu ikinci uyanıklık döneminde, gece 1 ile 3 arasında yazmıştır.
Mozart, "Tanrı Saatleri" adını verdiği dönemde bütün senfonilerini bestelemiştir.
Sanayi Devrimi'nde ise sabit bir çalışma programına sahip işçilere ihtiyaç duyuldu.
Çift fazlı uyku modunda bir fabrikayı çalıştıramazsınız.
Bu yüzden, 8 saatlik kesintisiz uyku süresinin biyolojik standart olduğunu "kanıtlamak" için Dr. Nathaniel Kleitman adında bir psikolog tuttular.
Çalışmalarını sahte olarak düzenledi.
Finansmanının tamamı yatak endüstrisi tarafından sağlanıyordu.
Ve tıp camiası, fabrika modeliyle uyumlu olduğu için onun araştırmasını sorgusuz sualsiz benimsedi.
İnsan bilincinin en yaratıcı 2 saatini "uyku bozukluğu" olarak nitelendirdiler.
Buna “Uykusuzluk” adını verdiler.
İlaçla tedavi ettiler.
Bütün bir nesli, 8 saat kesintisiz uykunun sağlıklı olduğuna dair yanıltıyorlar.
İnsanlık tarihinin en büyük sanat, müzik ve edebiyat eserlerinden bazılarını ortaya çıkaran bilinç evresini tam olarak patolojik hale getirdiler.
Uykusuzluk çekmiyorsunuz.
İnsan bilincinin en doğal halini deneyimliyorsunuz.
Ve bir yatak firması sizi bunun bir hastalık olduğuna ikna etti.
Dahiliğinizi ilaçlarla tedavi etmeyi bırakın.
Sabah 2'de uyanıyorum.
Yaz şunu.
"Tanrı Saatleri" çağırıyor.
ABD'li moleküler biyolog Marion Nestle:
▪️ Günde üç öğün yemek yemek Rockefeller’ın pazarlaması.
▪️Atalarımız günde bir kez , bazen haftada üç kez yerlerdi. Beden oruç halindeyken çalışacak şekilde tasarlandı.
▪️Uykuda iyileşiyorsun, çünkü oruç tutuyorsun.
▪️Sistem senin sağlığın için değil, bağımlılığın üzere kuruldu.