Alnı ak ve cesur babam Alparslan Kuytul Hocaefendi ve kıymetli mücahide annem Semra Kuytul Hocahanım, bu sabah saat 05.00 sularında tutuklanarak Adana Adliyesi’nden Kürkçüler Cezaevi’ne götürüldü. Çok kısa bir süre sonra başka bir cezaevine sevk edilmek üzere yola çıktıkları söylendi. Ancak 16 saat geçmesine rağmen hâlâ nereye sevk edildiklerini öğrenemedik.
Savcılığa gittiğimizde, sevk bilgisiyle ilgili Kürkçüler Cezaevi’nden bilgi almamız gerektiği söyleniyor. Cezaevini aradığımızda ise “Dosyada gizlilik kararı var. Bugün bilgi veremeyiz, haftaiçi gelirseniz bilgi veririz" dediler. Ama zaten Kürkçülerin değil, onların götürüldüğü cezaevinin bizi bilgilendirmesi gerekiyor! Neden arayıp "buraya geldi" diye haber verilmiyor?!
Nereye götürüldüğünü haber vermemek ne demek?!
Bu süre zarfında başlarına bir şey gelip gelmediğinden nasıl emin olacağız?!
Annem ve babam nereye sevk edildi? Bunu öğrenmeye hakkımız var!
Dört gün önce yapılan operasyonda yaşanan hukuksuzlukları, avukatlarının gözaltına alınmasını ve geçmişe baktığımızda sekiz yıldır maruz kaldığımız sistematik baskı ve zulmü düşündüğümüzde, hiçbir şekilde güven hissedemiyoruz.
Ben nerede oldukları hakkında bilgilendirilmediğim müddetçe annemin ve babamın hayatlarından, sağlıklarından ve güvenliklerinden endişe ediyorum. Onların nerede olduklarını ve güvende olup olmadıklarını öğrenmek en doğal hakkımızdır.
Eğer anneme ve babama yönelik herhangi bir zarar meydana gelirse, onları saatlerce nerede oldukları bilinmez hâlde bırakan ve ailelerine bilgi vermeyen bu uygulamanın sorumluları bunun hesabını vermek zorundadır.
AlparslanHocaya Özgürlük
SarayTalimatıyla Tutuklandı
SemraKuytula Özgürlük
Kardeşlerimizi SerbertBırakın
#FurkanHareketiTertemizdir
Başaran Aksu:
"Kaybettiğimiz madenci Erdi Kahveci, Zonguldak Gökçebeylidir. Gökçebey maden açısından zengindir, çok madenci şehidi vermiştir. Gökçebeylilerle tanışıyoruz, en çok cenazelerde tanışıyoruz."
"İliç'te toprağın altında kalan Uğur Yıldız ile 3 gün önce bu konuları konuşuyorduk. "Abi risk var" diyordu, 3 gün sonra göçük altında kaldı."
"Aileler acılarıyla kalıyor, sorumlular yargılanmıyor. Bir iki tane gariban mühendis buluyorlar, onlara ceza kesiyorlar."
"Bağımsız yargıymış! Burada metal işçileri var. 2 işçi sendikaya üye oldu diye atıldılar, direniyorlar. Patrona ceza var mı? TCK 118'e göre suç bu. Hadi savcı, al patronu yargıla, içeri al görelim."
#MadenciMutlakaKazanacak
Semra Kuytul ;
“Polislere, ‘Erkekseniz gelin, bizi dövün.’ diyorduk. Bu çok büyük bir stratejiydi.”
Bu günlerde aşağıdaki video gibi yeni videolar gelirse vatandaşlardan ricam, polisi kınamayın. Çünkü bunu bile bile yapıyorlar. Yani Semra Kuytul’un deyimiyle, bu bir “strateji”.
Saat 11’de Enerji Bakanlığı önündeyiz.
Bugün yas günümüz..
Arkadaşlarımızın bir kısmını cenazeye gönderdik.
Madenciler iş cinayetlerini, çalışma koşullarını anlatacaklar gün boyunca..
Alparslan Kuytul Hocaefendi, eşi Semra Kuytul ve beraberinde gözaltına alınan Furkan Hareketi mensupları için emniyet önündeki adalet bekleyişi giderek daha da kalabalıklaşıyor.
SuçDeğil SusDosyası
AlparslanHoca Gözaltında
SemraKuytul Gözaltında
#AdanaEmniyeti
Ben Meryem Kuytul. X hesabıma kısıtlama getirildiği için buradan devam ediyorum.
Tetikçi ve iftiracı medya bizim evimizden çok miktarda para ve altın çıkmış gibi algı yapmak için bizim evimize ait olmayan görüntüleri edit yapmış. Ama ben size her şeyi kaydettigimizi söylemiştim +
Sayın Bakan,
Gazilerimizi İçişleri Bakanlığı'na davet edin ve gönüllerini alın. Hangi yasa, gazilerimizin basın açıklaması yapmasını engeller?
Bu Gaziler hepimizin evladı...
Ümit Özdağ, çevik kuvvet çemberindeki gazileri ziyaret etti:
💬 "Buradan Sayın Bakana sesleniyorum: Buraya yolladığınız polis arkadaşların bazıları ileride şehit olacak, bazıları gazi olacak. Yarın onlara da mı aynı muameleyi yapacaksınız haklarını istedikleri zaman?"
💬 "Bu arkadaşlarımıza bir kahve ikram edemez misiniz? Bakanlıkta ağırlayamaz mısınız onları?"
💬 "Bu insanlar dağda aylarca çatışmış, beklemiş insanlar, burada beklemek onlara koymaz"
Milletin aklıyla dalga geçmeyin
85 milyonluk memlekette tam zamanlı, kayıt içi çalışan sadece 23 milyon kişi var
En büyük 1000 sanayi kuruluşu dört yıldır HİÇ yeni istihdam yaratamadı
"Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik" diyen Disraeli’yi analım!
Alparslan Kuytul Hocanın Gözaltına alınmadan önceki son konuşması:
- Herkes hukukun kimlerin elinde olduğunu anlasın.
- Biz hiçbir zaman korkmadık kaçmadık
- Arkamızda Allah olduktan sonra karşımızda kimlerin olduğunun önemi yoktur.
Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin, CB Başdanışmanı Oktay Saral’ın tehdit içerikli paylaşımının ardından yaptığı açıklama!
"Oktay Saral'ın bu tweetinden sonra bana bir operasyon yapılacak olursa herkes bu ülkede hukukun kimlerin emrinde olduğunu anlasın!"
DEVLETTEN BÜYÜK GÜÇ YOK MU?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Alparslan Kuytul’u hedef aldığı paylaşımına Kur’an ayetiyle başlıyor.
Kuytul’a:
“Din bezirgânı, bozguncu!”
diyor.
Ardından:
“Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!”
diye devam ediyor.
Ve aynı metinde şu cümleyi kuruyor:
“Devletten büyük hiçbir güç yoktur.”
Ertesi sabah Alparslan Kuytul’un evine operasyon yapılıyor ve Kuytul gözaltına alınıyor.
Sonra ne oluyor?
Oktay Saral bu paylaşımını siliyor.
Şimdi mesele yalnızca Alparslan Kuytul değildir.
Mesele, Türkiye’de devlet, millet, hukuk, siyaset ve din arasındaki sınırların ne hale getirildiğidir.
Önce Saral’ın o iddialı cümlesinden başlayalım:
“DEVLETTEN BÜYÜK HİÇBİR GÜÇ YOKTUR.”
Hayır Saral.
Devletten büyük güç vardır.
Hukuk devletinde önce MİLLET vardır.
Çünkü Anayasa ne diyor?
“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.”
Devlet milletin sahibi değildir.
Millet devletin meşruiyet kaynağıdır.
Devlet millete hükmetmek için yaratılmış kutsal ve dokunulmaz bir kudret değildir; milletin haklarını, hukukunu ve güvenliğini korumak için vardır.
Bu nedenle demokratik hukuk düzeninde devletin üzerinde millet iradesi vardır.
Ama siz paylaşımınıza Kur’an ayetiyle başladığınıza göre bir şeyi daha hatırlatmak gerekiyor:
Devletten de milletten de büyük olan ALLAH’ın kudretidir.
Kur’an ne diyor?
“Ey mülkün gerçek sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın… Hiç kuşku yok sen her şeye kadirsin.”
Âl-i İmrân 3/26.
Öyleyse ayetle başlayıp birkaç paragraf sonra:
“Devletten büyük hiçbir güç yoktur”
demek nasıl bir çelişkidir?
Kur’an’ı referans gösteriyorsanız, mutlak kudret devlete değil Allah’a aittir.
Demokratik Cumhuriyeti referans gösteriyorsanız, egemenlik devlete değil millete aittir.
Yani hangi kapıdan girerseniz girin aynı yere çıkıyoruz:
DEVLET MUTLAK GÜÇ DEĞİLDİR.
Devlet milletindir.
Millet devletin tebaası değildir.
Ve devlet yöneticileri de devletin sahibi değildir.
Daha açık söyleyelim:
Hükümet devlet değildir.
AK Parti devlet değildir.
Cumhurbaşkanlığı devletin sahibi değildir.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı mahkeme değildir.
Hepsinin üzerinde hukuk vardır.
Milletin verdiği yetki vardır.
Ve bir Müslüman açısından bütün dünyevi iktidarların üzerinde Allah’ın kudreti vardır.
Asıl vahim olan ise bundan sonra başlıyor.
Bir Cumhurbaşkanı Başdanışmanı bir vatandaşa:
“Akıllanmamışsın.”
diyor.
Ne demek “akıllanmamışsın”?
Hangi suçun hukuki karşılığıdır “akıllanmamak”?
İktidarı eleştirmek mi?
Devlet uygulamalarını eleştirmek mi?
Bir operasyonu sorgulamak mı?
Savcılıkların görevi siyasi iktidara karşı konuşanları terbiye etmek midir?
Sonra:
“Sıra sana da gelecek.”
diyor.
Ve ertesi sabah sıra gerçekten Kuytul’a geliyor.
Üstelik bu ilk örnek de değildir.
Oktay Saral daha önce Fatih Altaylı için de:
“Suyun ısınmaya başladı.”
dedi.
Ardından Altaylı gözaltına alındı ve tutuklandı.
Şimdi aynı metafor:
“Senin de suyun ısındı.”
Ve yine ardından adli operasyon.
Tüm bu olanların HUKUKLA ZERRE KADAR İLGİSİ VAR MI?