AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye ve Libya’nın egemenlik haklarını hedef alan küstah açıklamalarını reddediyoruz!
Türkiye Cumhuriyeti, Avrupalı diplomatların ayar vereceği bir ülke değildir.
Akdeniz’i Yunanistan ve Rum kesiminin tapulu malı zanneden bu çifte standartlı anlayış kabul edilemez.
Türkiye, ne Doğu Akdeniz’deki meşru haklarından geri adım atar ne de AB’nin tehditkâr parmak sallamalarına boyun eğer.
Millî meselelerde tavrımız nettir:
Saadet Partisi olarak iktidarın Mavi Vatan’daki haklarımızı korumak adına atacağı her kararlı adımın sonuna kadar arkasındayız.
TBMM Grup Toplantısı’nın ardından İlçe Başkanımız Sayın Nuri Keçeli ve yönetim kurulu üyelerimiz
Bursa Milletvekilimiz Sayın Mehmet Atmaca’yı makamında ziyaret ettiler.
Nazik ev sahipliği ve samimi misafirperverliği dolayısıyla Sayın Mehmet Atmaca’ya teşekkür ederiz.
"SPK'daki, fon krizindeki denetimsizliklerin ülkeyi getirdiği nokta ortadayken; şimdi aynı zihniyeti Kızılay'a taşıyorlar!"
@necmettincalisk
Hatay Milletvekili
AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi! ❎
Başta İstanbul olmak üzere şehirlerimizde yaşanan sel felaketlerinin, altyapı yetersizliklerinin, kapatılan dere yataklarının ve kurumsal koordinasyon eksikliklerinin bütüncül biçimde ele alınması amacıyla Genel Görüşme açılmasını önerdik.
Filistinli vizeye tabi, İsrailliye kapılar sonuna kadar açık.
Yani sabah Gazze’de soykırım suçu işleyip, akşam elinizi kolunuzu sallayarak İstanbul’da AVM gezebilirsiniz!
Sabah Batı Şeria’da bir Filistinlinin evini gasbedip, akşam Boğaz’da yemek keyfi yapabilirsiniz...
İktidara bir kez daha sesleniyoruz.
Bu aziz milleti böyle bir utanca daha fazla mahkûm etmeyin;
1- İsrail vatandaşlarına uygulanan vize serbestisine derhal son verin. Vanaları kapatamadınız, en azından kapıları kapatın.
2- İsrail ordusuna katılıp soykırım suçuna iştirak ettiği tespit edilen çifte vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son verin.
3- Soykırım suçuna bulaşmış kişilerin Türkiye’deki adresi AVM’ler değil adliyeler olmalıdır. Suçu tespit edilenlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve yargı önünde hesap vermesini sağlayın.
Çünkü mesele sadece bir vize meselesi değil, mazlumun yanında duruyormuş gibi görünüp zalime kapı açan çelişkinin resmidir.
Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Hayati Baykal’ın kıymetli annesinin cenaze merasimine; İlçe Başkanımız Sayın Nuri Keçeli, yönetim kurulu üyelerimiz ve Nilüfer İlçe Başkanımız Ensari Altınışık ile birlikte katılım sağladık. Merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyoruz.
İlçe Başkanımız Sn. Nuri Keçeli ve teşkilatımızla birlikte Ebubekir Özacar kardeşimizin düğün cemiyetine katıldık. Genç çiftimize ömür boyu mutluluklar diliyoruz. 🤲 #SaadetPartisi#Yıldırım
Yolsuzluk sebep, MSCI’nin kararı sonuçtur!
Türkiye ekonomisi artık yalnızca ekonomik krizle değil, ağır bir HUKUK VE DENETİM KRİZİYLE karşı karşıya!
MSCI'nin Türkiye endekslerini dondurma kararı, bu krizin uluslararası boyuta ulaştığının açık göstergesidir.
Defalarca uyardık!
Fonlar üzerinden yürütülen şaibeli işlemlere göz yumdunuz. Denetimleri yapmadınız.
Sorumluların üzerine gitmek yerine borsanın görüntüsünü kurtarmaya çalıştınız!
Bugün, bir avuç “yandaş” spekülatörün önünü kesmeyenler, Türkiye'ye gelecek uluslararası sermayenin önünü kesme noktasına geldiler!
Bu tablo, bir yönetim hatası değil; iktidar çevresinin finansal gerçeklerden ne kadar koptuğunun tescilidir.
Bu fon düzeninin arkasında kim varsa, hangi makamda bulunursa bulunsun, bütün ilişkileriyle birlikte ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesap vermelidir!
Eğer bu düzenlemeler güven vermezse, “dostlar alışverişte görsün" anlayışıyla yapılırsa; yabancı çıkışı ve dolarizasyon hızlanacak ve Merkez Bankasının kurduğu kur seti çökecektir.
Bu kez krizin bedelini sadece yatırımcılar değil, bütün Türkiye ödeyebilir!
Mahinur Hanımın babasının haksız yere böyle bir suçlama ile karşılaşması elbette üzücü ancak hemen Genel Başkan düzeyinde özür dilenmesi ve hatta "ellerinden öperim" denmesine rağmen halen ekranlara çıkıp olayı büyütmesi "arayıpta bulamadıklarıymış" dedirtiyor. Böylesi büyük bir fon vurgununu bu şekilde olabildiğince etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar.
Yunus Emre Enstitüsü'ndeki yolsuzluklarda adı geçen ve işlemlerde imzası olduğu söylenen Enstitü başkan yardımcısı eşi ile ilgili de açıklama yapmasını beklerdik.
Ülkemizin öncü bir kadın STK'sının kurucusu ve uzun yıllar başkanlığını yürütmüş biri olarak söylemeliyim ki Mahinur Hanımı şimdiye kadar hiç bu kadar ön planda görmemiştik. Umarım aile ve kadın ile ilgili de bu kadar güçlü bir duruş ve söylem geliştirir.