Dünya döndü müzikal bir biçimde,
bizi güvertesine aldı,
hiç durmadı dönmekten;
sanki bütün o aşklar,
bütün o mucizeler
yalnızca bizim adımıza yazılmış bir
mektupmuş gibi.
Belki de yüzyıllar önce yazılmış bir
kelimeydik,
birbirimizi bulduğumuz anda
hatırlanan...
Eugenio Montejo
Aşk, insanın içinde tutuşan en eski ateştir.
Söz bazen susar ama saz konuşur. Kalbin dilini, gönlün sızısını, bir sevdanın yüreğe bıraktığı izleri en iyi müzik anlatır.
Türküler bu yüzden vardır; çünkü halkın duygusu, aşkı, acısı, sevinci orada yankılanır.
Neşet Ertaş’ın Leyla’sına seslendiği o yanık dizelerde olduğu gibi:
Yazımı kışa çevirdin, bak gözümde yaşa Leyla...
Bir yürek sızısı, bir sevdaya teslimiyet vardır bu sözlerde.
Ertaş, sadece bir sevgiliye değil, aşkın kendisine, insanın kaderine seslenir.
Hacı Taşan’ın türküsünde ise hasretin sessiz çığlığı duyulur:
Aşağıdan gelir gelinin göçü,
Gelin mi ettiler canımın içi...
Üç sene sakladım verdiğin saçı...
Bir ayrılığın acısı, bir hatıranın ağırlığı…
Bir tutam saç, yıllarca kalpte taşınan bir emanet gibidir.
Ali Ekber Çiçek’in o hüzün dolu türküsünde aşk, çaresizliğe dönüşür:
Derdim çoktur hangisine yanayım,
Yine parelendi gönül yarası...
Aşk bazen insanı büyütür, bazen yakar. Ama her defasında içimizde bir türküye dönüşür.
Ve Aşık Veysel…
Onun aşkı sadece bir insana değil, hayata, doğaya, varlığa yöneliktir.
Sevdayı sabırla, sadakatle, derin bir kabullenişle anlatır:
Güzelliğin on para etmez,
Bu bendeki aşk olmasa.
Seversin güzeli, gönül neylesin,
Sevdiğin cefayı kâr mı eylesin?
Benim sadık yârim kara topraktır.
Veysel’in aşkı insandan öteye geçer; toprağa, yaşama, ölüme karışır.
Aşk onda bir teslimiyettir, bir kabulleniştir.
Türkülerdeki aşk bazen bir sevdaya, bazen bir ayrılığa, bazen de bir vuslata yazılır.
Ama her zaman insanın özünden gelir.
Çünkü aşık olan ozan, duygusunu saklamaz; sözüyle, sazıyla, sesiyle yaşatır.
Neşet Ertaş’tan Hacı Taşan’a, Ali Ekber Çiçek’ten Aşık Veysel’e kadar uzanan bu yürek zinciri, bize şunu hatırlatır:
Müzik, türküler aşkın sesidir.
Ve aşk, yaşadıkça değil, söylendikçe ölümsüzleşir.
#NesetErtas
#HacıTaşan
#AliEkberCicek
#Aşk #Leyla #TürkülerdeAşk
Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar.
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi.
Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki.
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milât gibi.
Cemal Süreya
'Canımı kaybedebilirdim' cümleniz çok sarsıcı.
Sosyolojik çürüme ve siyasi yapıların yeniden şekillenmesi analizinize katılıyor ve tespiti çok yerinde buluyorum. Sanırım bu süreçteki en büyük maliyet, sizin gibi bu kaostan zarar gören değerli insanlar oldu.
Lütfen kendinize çok dikkat edin. Varlığınız kıymetli.
@_Ali_Albayrak TÜGVA fetö gibi örgütlenmiş tüm kurumlarda. Hakim, savcı, kaymakam vs. Bunlar ilerde sorun olmaz mı? Verdikleri mahkeme kararları ne kadar güvenilir olur?
AŞK…
Sadece kalbin çarpması değildir; zihnin susması, ruhun konuşmasıdır.
Hacı Bektaş-ı Veli’ye göre aşk, insanı insan yapan en büyük sırdır. Çünkü o der ki:
“Aşk, Allah’ın sırrıdır; gönülden gönüle geçer.”
Bu söz, aşkın bir duygu değil; iki gönül arasında akıp giden görünmez bir hakikat olduğunu anlatır.
Aşk, gözden içeri girmez; gönlün kapısından süzülür.
Bu yüzden erenler, gönlü temiz olmayanın aşkı anlayamayacağını söyler.
Ona atfedilen bir başka söz ise şöyledir:
“Gerçek aşk, bedenler arasında değil; ruhlar arasında yaşanır.”
Tasavvufun özüyle tamamen uyumludur bu söz.
Aşkın bedende başlayan bir heyecan olmadığını, ruhun derin yerlerinde kök saldığını anlatır.
Ruh eşliği dediğimiz şey de budur işte:
İki bedenin değil, iki ruhun aynı frekansta titreşmesi…
Birbirini görmeden hissedebilmesi…
Sessizlikte bile konuşabilmesi…
Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğretisine göre aşk, bir imtihan ve bir yükseliştir.
Bunu en güzel, şu özlü sözü açıklar:
“Aşk meydanı, erenlerin ve bilenlerindir!”
Yani aşk, herkesin taşıyabileceği bir yük değildir.
Aşk, önce yakar; sonra arıtır.
İnsanın içindeki tortuyu, kibri, öfkeyi, korkuyu yakar…
Geriye en saf hâlini bırakır.
Gerçek aşk, insana sabır öğretir;
çünkü sabır olmayan yerde aşk yaşayamaz.
Gerçek aşk, insana gönül öğretir;
çünkü gönlü olmayan aşkı taşıyamaz.
Gerçek aşk, insana edep öğretir;
çünkü edebi olmayanın aşkı da eksik kalır.
Ve sonunda insan şunu fark eder:
Sevdiği kişide kendini görür.
Onun gözünde kendi ruhunun yankısını bulur.
O yüzden erenler der ki:
“Aşkta iki ayrı ‘ben’ yoktur. Bir olan iki can vardır.”
Aşkın derinliğini en güzel anlatan hâl ise şudur:
Aşk, insanı yakar ama o ateş içten içe arındırır.
Yanan beden değil; kavrulan egodur.
Kalan ise ruhtur…
Ruh kendi aslını bulduğu için sevinir.
Sonunda kişi şunu anlar:
Sevdiğinde aslında kendi ruhunu bulmuştur.
Çünkü aşk bir yansıma, bir tamamlanma ve bir vuslattır.
Zamanı, mesafeyi, kelimeleri aşar.
İki gönlü aynı çizgide buluşturan görünmez bir sırdır.
#aşk #hacıbektaşiveli #bektaşilik #bektaşi #bektaşiöğretileri
SEVGİ...
Ne söze sığar, ne şekle.
İnsanın kalbine doğduğu anda bütün dilleri, bütün tarifleri aşar.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin dediği gibi: “Sevgi, insanın mayasıdır.”
Mayası sevgiyle yoğrulmayan bir kalp,
ne hayattan tat alır,
ne karanlıkta yolunu bulur.
Çünkü sevgi yoksa, anlam da eksiktir;
sevgi yoksa, insan yarımdır.
Gerçek sevgi, karşılık beklemeden vermektir.
Bir çıkarın, bir beklentinin gölgesine ihtiyaç duymaz.
Kimi zaman bir bakış olur,
kimi zaman bir omuz,
kimi zaman da hiç söylenmeyen ama hissedilen bir söz.
Bir yarayı sarar, görünmez bir yerden cana dokunur;
bazen bir gönlü diriltir, bazen de insanı kendine getirir.
Sevgiyle bakan göz yanılmaz;
çünkü göz, gönlün aynasıdır.
Sevgiyle konuşan dil kırmaz;
çünkü söz, sahibinin niyetini taşır.
Sevgiyle yürüyen insan yolunu şaşırmaz;
çünkü adımlarını hakikatin sıcaklığı aydınlatır.
Ve sevgi zor olanı kolay eder,
kapalı kapıları açar,
kırılanı onarır,
biteni yeniden başlatır.
Sevgi, insana hem rehber, hem de kanat olur;
yüreği ağırlaştırmaz, hafifletir.
İnsanı kendine, insana, hayata yakınlaştırır.
Sevgi, insanın hem başlangıcıdır, hem de vardığı yer.
#bektaşilik #hacıbektaşiveli #sevgi #bektaşiöğretileri #bektaşi
GÖNÜL…
İnsanın en derin yerinde, sessizce atan bir sevgi evidir.
Hacı Bektaş-ı Veli der ki: “Bir gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.”
Çünkü gönül, Tanrı’nın evidir; kırılırsa, ibadet bile eksik kalır.
Bir gönül kazanmak, bin Kâbe yapmaktan evladır.
Çünkü Kâbe taşla yapılır, gönül sevgiyle.
Gönül yapmak, bir insanın kalbine umut ekmektir.
Gönlü güzel olan, dünyayı da güzel görür.
Kırmamak, incitmemek, yumuşak bir dil ve sevgi dolu bir bakış…
İşte Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğrettiği yol budur.
#gönül #bektaşilik #hacıbektaşiveli #bektaşi #bektaşiöğretileri
@seyhanylmaz13@fitnessordiet@_Ali_Albayrak Mansur bey, Ankara da yüzde 60 dan fazla oy aldı. Bu sonuçlar nasıl gizlenecek? Sayanlar az fark olunca kılıfına uydurur belki ama yüksek fark olursa aynı şeyi yapamazlar diye düşünüyorum.
@fitnessordiet@_Ali_Albayrak Elektrik parası bile ödemiyorlar. Biz ödüyoruz onların kaçaklarını da. Neden ayrıcalıklı olacaklar sürekli? Biz enayi miyiz? Bu ülkede yaşamak istiyorlarsa bizim gibi devlete fatura ödeyecekler.