Ölüm döşeğindeki insanların en pişman olduğu 5 şey:
1- Kendim olsaydım
2- Az çalışsaydım
3- Duygularımı paylaşsaydım
4- Dostlarımı görseydim
5- Mutlu olmayı seçseydim
Sayın vekilim kimseye haksızlık yapmak istemem ancak aşağıdaki bilgilere lütfen bir bakınız:
1- Tera Holding yönetim kurulu başkanı TÜGVA‘da ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde özel konuk olarak ağırlanıyor.
2- Tera holding’in ve şirketlerin yönetim kurulu üyeleri arasında iki cumhurbaşkanlığı üst kurulu üyesi ve bir cumhurbaşkanlığı danışmanı var.
3- Tera holding’in sayısız olumlu haberi Anadolu ajansı’nda ve A Haber‘de yapılıyor.
4- Tera Holding yönetim kurulu üyelerinden biri Sabah gazetesinde yazar.
5- Tera Holding kendisini denetlemekle sorumlu Sermaye Piyasası Kurulunun kongresinde sponsor oluyor.
6- Son bir yılda BDDK, Tera Holding ve katılım evim’e banka kurma izni veriyor.
7- Bir çok şirket satın alması Rekabet Kurumunda aylarca beklerken Tera holding’in satın almaları hızla onaylanıyor.
8- Tutuklu Tera Holding yönetim kurulu üyelerinden biri eski başbakanlık müşaviri.
9- Tera Holding aleyhine yazı yazan aynı gece gözaltına alınıyor.
10- Tera Holding hakkında yapılan paylaşımlara 1 saat içinde yasak geliyor.
Siz normal vatandaş olsanız böyle bir tabloda ne düşünürdünüz?
Küçük yatırımcı aldandı mı? Aldatıldı mı?
Bu, sahnede “şaka” yapmanın cezası değil. Bu, sahnede Burak Erdoğan’ın trafik kazasında Sevim Tanürek'i öldürmesini ve tek bir gün hapis yatmadan hayatına devam etmesini söylemenin cezası. Bu örtbas edilen suçu dillendirmenin cezası.
Melih Gökçek, Savıcılıkta 25 yılın hesabını 2 saatte vermiş.
Muhalif belediye başkanları sadece 4 gün emniyette gözaltında gözaltında tutuyorlar.
Adalet herkese eşit işliyor.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
@haskologlu Helal olsun sana be @haskologlu. Eline koluna, özellikle de cesaretine sağlık. Çok değil, şu memlekette senden 10 tane olsa ülke bambaşka bir yer olur.
Deniz Göktaş’ın vekillerinden açıklama:
“Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır”
Akit’in “karma eğitim sona ersin” sürmanşetinde görüşlerine başvurduğu iki isim daha bir hafta önce Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’le birlikteydi. MEB’e eğitim verdiler, okullara tarikat şeyhleri sokan projeyi anlattılar, bakan elinden plaket aldılar… Organize işler bunlar. 👇🏼
Türkiye’de gerçekten çok ciddi para var. Ama bu zenginliği herkes hissedemiyor, orası ayrı.
Şu tabloya bir bakın.
Türkiye’nin zenginleri Japonya’nın, Almanya’nın zenginlerinden bile fazla para harcıyor desek yeridir.
Yani Türkiye’de para yok falan değil.
Türkiye’de inanılmaz para var.
İstanbul’da milyon dolarlık evlerin peynir ekmek gibi satılması, lüks restoranlarda yer bulunamaması, milyonluk arabaların aylarca sıra beklemesi boşuna değil.
Bodrum’da, Antalya’da geceliği 30-40 bin avro olan otelleri süs olsun diye yapmıyorlar, hepsinin müşterisi var.
Yaşadığınız şehirde premium inşaat yapan firmalara bir bakın.
Daireler 30-40 milyon liradan başlıyor.
İlk baktığınızda bu daireleri kim alacak, o kadar para verilmez diyeceksiniz ama bir ay sonra aynı ilana tekrar bakın, bulamayacaksınız. Abartmıyorum, peynir ekmek gibi satılıyor.
Yalıkavak’a, Göcek’e, Kalamış’a, Marmaris’e gidip bir dolaşın.
Binlerce yat demirli bekliyor.
Bu yatlar da öyle sıradan değil, özel sipariş, tanesi 2-3 milyon dolardan başlıyor.
Yurt dışına uçarken business class biletlerine bir bakın, 500-600 bin TL fiyat çıkıyor.
O bileti kim alacak, koltuk boş duruyordur diyorsunuz ama o koltuklar hiç boş kalmıyor.
Yalılarda yapılan düğünler olsun, yıllık ücreti 2-3 milyon TL’den başlayan özel okullar olsun, futbol locaları olsun, bir dünya örnek var.
Yani asıl problem parasızlık değil, paranın dağılımı.
Türkiye’de sandığımızdan çok daha fazla para var…
Ya bırakın kardeşim… Şoför değiştirmek için öylesine bir yerde yol kenarında durduğumuz yerin hali. Söyleyin bana, bugünlerde çöplük içinde olmayan bir yer var mı? Bütün köyler.v kasabalar ve hatta ilçeler, şehirler… Bütün ormanlar, yol kenarları, ağaçlar… Pis bir milletiz. Sadece evin içi önemli bizde… Yaşadığı çevre, doğa filan kimsenin umrunda değil. Çünkü bu çevreye ait hissetmiyor. Seneler süren mücadelelerden sonra artık yangınlar ortalığı kasıp kavururken bu görüntülerin her yere yayıldığını hatırlayıp kanım donup kalıyor… İçimden bir şey paylaşmak dahi gelmiyor… Çünkü manzara bu. Boş versenize siz… Üzgünüm.
@ErhanErkut@praxist Hocalarım, kusura bakmayın ama insanın insanla karşılaştırılması neyse, fakat insanın makineyle karşılaştırılmasını ilk kez görüyorum. Makineden de iyi olmayalım -ki zaten donanım anlamında bu mümkün değil- veya makineyle karşılaştırılmayalım bir zahmet. Bunun bir sınırı olmalı.
@okay_karacan Ben de 2012’de ve 2016’da İspanya’dayken sokaktaki futbolu altışar ay gözlemleyebilmiştim. Özellikle 2012’de Barcelona hegemonyası varken sokakta gencecik çocukların oynadığı futbol da tam bir tiki takaydı. Gözlerime inanamamıştım. Güzel gözlem ve başka bir tecrübe üstat…
Sadece bugünü değil geleceği de kaybediyoruz.
Saray "dijital çağ" diyor, Eurostat başka bir şey söylüyor.
Türkiye'de 16-24 yaş grubundaki gençlerin yalnızca %46,3'ü temel dijital becerilere sahip.
Avrupa ortalaması %74,6.
Gençleri geleceğe değil, ucuz işgücüne hazırlayan eğitim sisteminin sonucu bu.
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
Trump Ankara’ya resmen Avrupa’dan intikam almaya gelmiş. Bu sözlerin meali şudur:
“NATO İran’a saldırma konusunda yanımda durmadı. O nedenle NATO’ya çok kızgınım. Ben yine de bu toplantıya Erdoğan ev sahibi olduğu için geldim. Siz canım istediğinde İsrail ile beraber istediğime savaş açtığımda benimle hareket etmeyecekseniz ben sizin savunmanıza neden trilyonlar harcayayım ki?”
Arada Sanchez ve Meloni’ye özel olarak giydirdi.
Zaten bu sözlerle eşzamanlı ABD’nin Hürmüz’e füze saldırısı başladı. Arkadaş bügün de yine Ankara’dan “Tahran’la ateşkesi bitirdim” diye ilan etti.
Hastalıklı bir dünya görüşü olan ve kompleksleri üzerinden karar veren bir adama bu kadar angaje, bu kadar tamahkar bir dış politika Türkiye’nin çıkarıyla değil ancak kişisel çıkarla izah edilebilir.
Ankara’da “şov” yapan biri varsa o da Donald Trump…çok da kötü bir şov. Kendisi gidene kadar dünyaya huzur yok, net.
Aynı mesajı şimdi atsak tutuklama sebebi olur.
Kanun mu değişti? Hayır!
İktidar mı değişti? Hayır!
Düzen mi değişti? Ona da hayır!
Yargı, siyasal iktidarın aktüel gündemine angaje biçimde çalışmaya başladı, değişen bu.
Bu düzen NATO’nun değil ama halkın defterini dürüyor…