❤️🇹🇷❤️
📌 Yıl 2023, Belçika’nın başkenti Brüksel. Yani AB’nin merkezi. Voleybol Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, ekibi ve diğer görevliler salonda. Daniele Santarelli ve sporcular da hazır.
📌 Başkan, “Şampiyonluk için ne versek az. Prim olur, başka bir şey olur. Tüm özel isteklerinizi yerine getireceğiz. Salonda işiniz bitti. Şimdi söz sırası sizde” dedi..”
📌 Önce İtalyan hoca söz aldı. “Bu konuda konuşması gereken oyuncularım..” diyerek sözü Kaptan Eda Erdem’e bıraktı. Otelin salonu bir anda sessizliğe büründü. Kimseden çıt çıkmıyordu.”
📌 “İşte Eda’nın o kısa konuşması: "Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter..”
12 şehit verdiğimiz gün dalga geçen Amedspor’un köprüdeki paçavrası indirilmesin diye başına polis koyuldu.
İhanetin büyüklüğü, Türk milletinin canını yakıyor.
TikTok'ta bu Suriyeli hain , 24 saat canlı yayın yapıp "TikTok'tan gelen para ile arada Türk kızıyla birlikte oluyorum," diyerek Türklere ağır ithamlarda bulunuyor. Ayrıca, "Türkiye bana mecbur bakmak zorunda, BM'den para geliyor," diyor.
CİMER'e şikayet ettim, TikTok'u da şikayet ettim ama hiçbir çözüm alamadım.
Arnavutluk'un en güzel plajlarını siyonistlere satan Arnavut Başbakan'ın aksine Arnavut halkı vatanlarına sahip çıkıyor,bu gün siyonist şirketlerin inşaat alanı basıldı,barakalar yıkıldı,tüm dünyaya şu mesaj verildi, Arnavutluk satılık değildir, siyonizme geçit yok !
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
“Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı” sıfatıyla bir AVM’de “denetim yapan” Ferhat Aydoğan isimli şahıs hakkında, “kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi” suçu kapsamında soruşturma başlatıldı.
Bende sevmem Ertuğrul Özkök'ü ama çok güzel analiz yapmış..
alıntı..
KENDİSİNDEN ZERRE KADAR HAZ ETMESEM DE;
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım....
***
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
***
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
***
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
***
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
***
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
***
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
***
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
***
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser kazandırdığından emin olmalı.
***
•Sinsi!
diyorum ama; zannetmeyin ki, zeki bir belâgat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
***
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
***
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
***
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
***
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
***
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
***
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
***
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
***
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
***
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
***
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
***
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
***
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
***
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
***
Ne diyor o iki adrese?
***
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
***
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
***
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
***
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
***
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
***
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
***
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
***
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
***
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
***
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
***
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
***
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
***
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
***
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
***
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK
Her zaman harikaydınız,emekleriniz için çok teşekkür ederiz. Sizinle gururlandık, mutlu olduk. Birbirinize ve topluma sevgi ve saygınız, milli takım mücadeleniz umarım başka sporlara da örnek olur. Yolunuz açık olsun, çok değerli bir yol gösterici olarak voleybolda nice görevlere
2014 yılında A Milli Takım’a ilk adım attığımda takımın en genç oyuncularından biriydim. O gün başlayan yolculuğun beni böylesine özel bir hikâyenin parçası yapacağını hayal bile edemezdim.
Bu süreçte dünyanın en iyi antrenörleriyle çalışma fırsatı buldum, birbirinden değerli takım arkadaşlarımla aynı formayı paylaşmanın gururunu yaşadım. Benden önce bu formayı taşıyanlardan öğrendiklerimi, yıllar içinde benden sonraki nesillere aktarmaya çalıştım.
Ay yıldızlı forma altında unutulmaz anılar biriktirdik; büyük turnuvalarda mücadele ettik, madalyalar kazandık, kupalar kaldırdık ve olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşadık. Türkiye’nin son on yılda uluslararası voleyboldaki yükselişinin bir parçası olmak, çocukluk hayallerimin bile ötesindeydi.
Bu yolculuk boyunca bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarlarımıza, takım arkadaşlarıma, antrenörlerime, teknik ve idari ekiplere, başta Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanımız Mehmet Akif Üstündağ olmak üzere federasyonumuzda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.
Milli takım forması altında görevimi büyük bir gurur ve onurla tamamlıyorum. Bugün ay yıldızlı formaya veda ediyorum; ancak bu formanın bana yaşattığı anılar, dostluklar ve hissettirdiği gurur hayatım boyunca benimle olacak.
🇹🇷❤️