@_sinems_ Ben bu oyunu canlı seyrettim ve bu sahneyi de oyunun bir parçası zannetmiştim siz söyleyene kadar :) Demet Evgar efsaneydi sahnede. 120 dk tek perde oyun. Hiç bir seyirci oyun bitmeden gitmedi. Çıt çıkarmadan dinledi. Tilbe Saran da harikaydı. Tüm ekibi kutluyorum 👏
Bir katil belinde silahla, girme hakkı olanların dahi giremediği Üniversiteye girip 15 yaşında çalışmak zorunda kalan bir çocuğu öldürdü. Bazı "gazeteler"!!! ise haberi "Genç adam önce sevgilisini sonra kendini vurdu" manşeti ile vererek cinayeti, çocuk istismarını ve intiharı romantize ediyor. Silahlı biri güvenlikten nasıl geçmiş? 15 yaşındaki çocuk nasıl ve kim tarafından işçi olarak çalıştılıyormuş? Üniversite kampüsünde kimin düğünü varmış? Denetlemesi gerekenler kimmiş ve neredeymiş? Üniversite yönetimin sorumlulukları nelermiş? gibi gerçek gazetecilerin sorgulamaları gereken soruları sormak akıllarına bile gelmiyor. Oysa 15 yaşında biri ile ilişki istismardır. Çocuktan işçi olmaz. Cinayet ve intihar romantize edilemeyecek kadar ciddi konulardır.
ACİL!
Karşıyaka’da devam eden yangına müdahale için kullanıma hazır durumda su tankeri ve iş makinesi olan tüm firmaları mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz.
Aslında, atomlar birbirine dokunmaz, sadece çok yakınlaşırlar. Elektronlar birbirini iterek bu dokunuş hissini yaratır. Bu yüzden gerçekte fiziksel temas yoktur.
Drone alma sebeplerimden olan ve uzun zamandır çekmeyi hayal ettiğim bir poz vardı;
Geçen akşam üzeri Perseid için Antares'in köyüne giderken ve tam da varmak üzere iken gördüğüm sürü ile nasip oldu üstelik tam altın saatlerde..
Eşek ve koyunun gölgedeki kulaklarına dikkat :)
Liselerin ve sistemin iflası!
Başta fen ve Anadolu liseleri ile yabancı dille eğitim yapan kolejler olmak üzere tüm liseler YKS’de adeta dibe vurdular. İmam hatipler, meslek liseleri ve diğer liselerde durum daha da vahim. 4+4+4 ile herkesi lise mezunu yaptık, peki ya sonrası?
Üniversite giriş sınavlarında en başarılı liseler sıralamasında fen liseleri ilk sırada yer alıyor.
Bu nasıl başarıysa!
2024 YKS’de puanı hesaplanan fen lisesi mezunu sayı 60 bin 634, 4 yıllık lisans bölümlerine girenlerin sayısı ise 28 bin 438 yani yarısı kadar bile değil!
Yani yarısı bile 4 yıllık bir bölüme giremedi!
Fen lisesini bitirip de iki yıllık ön lisans bölümlerine girenler de var, açık öğretime girenler de. Bunların toplam sayısı da 1915+632!
Bir zamanlar herkesin hayali olan anadolu liseleri ise tam anlamıyla tabela okullar haline geldi.
Bu yıl puanı hesaplanan Anadolu lisesi mezunu aday sayısı 930 bin, lisans bölümlerine giren sayısı ise sadece 171 bin!
Sosyal Bilimler liselerindeki başarı oranı da okul sayısı arttıkça aşağıya iniyor.
Puanı hesaplanan 10 bin 374 adaydan lisans bölümlerine girenlerin sayısı 5 bin 268!
Katsayılar nedeniyle büyük bir haksızlığa uğradıkları iddia edilen ve katsayıların kalkmasından sonra müthiş başarı sergiledikleri öne sürülen imam hatip liselerinde de başarı konusunda ciddi sıkıntılar var.
Puanı hesaplanan 252 bin imam hatip mezunundan 4 yıllık lisans bölümlerini kazananların sayısı sadece 41 bin.
Meslek liselerinde ise durum daha da vahim...
Üstelik bu rakamlar, 160 soruda, bir değil, yarım neti olanların üniversiteye girebildiği yerleştirme sistemine göre açıklanan rakamlar.
Bir de mazalallah 100 üzerinden 50 alamayan üniversiteye giremez denilse, üniversiteyi kazandığı açıklanan adayların üçte ikisi de kapıda kalabilirdi...
Bu yılki yerleştirme sisteminin en dikkat çeken özelliği bir milyon adayın, tercih yapma hakkı varken tercihte bulunmaması.
On binlerce kontenjan açığı var, eğer tercih yapmış olsalardı en azından bir bölümü üniversiteli olabilirdi ama istemediler!..
Muhtemelen dershaneye gidip gelecek yıl şanslarını tekrar deneyecekler...
Bir başka önemli ayrıntı ise önceki yıllarda üniversiteyi kazanıp halen üniversite okuyan ve hatta mezun olup yeniden sınava giren sayısının yarım milyondan fazla olması...
Ucube sınav sisteminin geldiği bugün sistemin özeti ise şu:
Liseden bu yıl mezun olan ve puanı hesaplanan bir milyon 74 bin adaydan sadece 191 bini lisans bölümlerine girebildi!
Bu çerçeveden olaya baktığınızda sınavın kazananı kim?
Öğrenciler mi, devlet mi, aileler mi, işverenler mi, bilim mi, vakıf üniversiteleri mi yoksa dershaneler mi?..
Hele bir de her lise mezuniyet ve YKS puan ortalamasını açıklasa ortaya çok daha farklı bir tablo çıkacak!
Bu böyle gitmez! En azından gitmemeli...
“Bir çocuk ılık bir yaz akşamı
Bırakıp bütün oyuncaklarını
Güneşin battığı yere gitti
Bir daha dönmeyecek
Çocuk güneşi yıllarca özledi
Bıktı birdenbire akşamlardan
Akşam olmayan yere gitti
Bir daha dönmeyecek”
dediğini okudum Afşar Timuçin’in ‘80lerdi yıllar;
Ben de bir daha dönmedim…
#Penceremdenİstanbul