Deniz Göktaş’ın gösterisi devlet henüz kendini göstermemişken sekiz milyondan daha çok sayıda izlendi. Her on kişiden biri Deniz’i izledi, öyle sanıyorum ki izleyenlerin tamamı olmasa da hemen hemen tamamına yakını onu beğendi, onu kutladı, sevgiyle sarılacağı bir genç adam bulduğunu düşündü.
Mizah zaten Deniz’in yaptığıdır. Mizahta suç unsuru olmaz. Mizah gerçeğin tersyüz edilmesidir, eğilip bükülmesidir.
Ve gözaltına alınacağını bilerek geldi Deniz. Peki o ters kelepçe gösterisi neydi? Deniz kaçarken mi yakalanmıştı, tehlikeli bir suçlu muydu? Ters kelepçe, iki üniformalının iki kolundan tutarak götürmesi… Densizliğin daniskası, devlet budur gösterisi.
Bugün tersine bir sonuç çıksa da düşüncem değişmeyecek. Bugün Deniz’i tutuklayamayacaklar. Bir anda on milyon kişi Deniz’in gösterisini izlemiş, bu olağanüstü. Deniz yetenekli, Deniz akıllı, o sosyalist düşüncenin yüzlerinden biri. Bizim insanlarımızın insan yanını ısıtan, yüzünü güldüren bir genç. Deniz o kadar seviliyor ki…
Ve bu büyük ilgi ve sevgi, adamın “yüce gönüllülüğünü” göstermesi için ona çok iyi bir fırsat veriyor. Onun umurunda mı, denebilir. Bu kez umurunda olacaktır. Dört gün sonra başlayacak NATO zirvesinde de cellatların masasının zayıf elemanlarından biri olarak, önünde bir fırsat görecek. Eğer tersi olursa, doğrusu o vakit de dünya başlarına yıkılıyor gibi bir durum ortaya çıkacak. Bu öyle bir durum ki, taşlar yerinden oynayabilir.
Kendimce bir öngörü bu, sonuç ne olursa olsun.
Her neyse, ötekilerin ne yaptığı bizi çok da ilgilendirmiyor. Biz, milyonlarla birlikte, Deniz’i hiçbir ânında yalnız bırakmayız. Cesareti ve dayanışmayı Deniz’in yanında, onunla birlikte büyüteceğiz. Bunu ona zulmetmeye kalkanlar da bilsin. Deniz yarınların bizim olacağının da habercisi oldu.
Yine canımız yanıyor.
Kadına şiddet meselesinin temeli, en aşağılık, en rezil, en ezik, en sünepe erkeğin bile eve gittiğinde ezebileceği bir kadının olmasıdır.
Bundan yirmi bin yıl önce de böyleydi halen de böyle. Peki bu yirmi bin yılda insanoğlu hangi kurumu yarattı: Devlet denen kurumu.
Devlet işte tam da bunun için var. Biz bazı haklarımızdan feragat edelim, ona vergi de verelim ama o da karşılığında zalimi engellesin diye kurduk devleti.
Kadını koruyamayan devlet, zulmü engelleyemeyen devlet varlık sebebini sorgulamalı.
Notos'un 104. sayısı çıktı 📖
Temmuz-Eylül sayısının kapak konusu Macar şiirinin büyük şairi Attila József.
Attila József şiiriyle de yaşamıyla da yakından okunması gereken bir şair. Yalnızca otuz iki yıllık bir ömre sığdırdığı şiiri üstünde ne kadar durulsa azdır.
“Akla Giderim, Onun da Ötesine”
Notos Günleri başladı...
https://t.co/TGFREWo2xR
Notos'un 103. sayısı çıktı...
Murathan Mungan
50 Yıl, 70 Yaş: Bazı Fotoğraflar, Mektuplar, Kartpostallar
İmzasıyla birçok alanda varlık göstermiş biri olarak kültür sanat ve edebiyat dünyasında 50. yılını ve 70. yaşını kutlayan Murathan Mungan Notos’un bu sayısı için kişisel arşivinden belgeleri, mektupları, kartları, anıları derleyerek kültür sanat ve edebiyat tarihimizin hafızasına emanet ediyor. Kendi yazarlık ömrünü ortaya dökerken edebiyatımızın hep bildiğimiz, aklımızda yer etmiş yazarlarına, sanatçılarına göndermelerle de dolu bu dosya kalıcı bir döküm, bir belge niteliğinde.
Notos Günleri başladı...
https://t.co/E5xhz0sty7
Bugün 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü'nde #BenKadınım ve #EşitliğeYatırım etiketleriyle bize katılın; kadınların eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu bir toplumsal hayatı birlikte inşa etmek, daha eşit yarınlarda birlikte yaşamak için tüm kurum ve kuruluşları #EşitliğeYatırım yapmaya davet edelim. @unwomenturkiye