Önceden birisi Türkiye'ye, Türk Milletine, Atatürk'e laf ettiği zaman vekil dahi olsa o vekil bozuntuları yaka paça meclisten atılır kapıda da polislerimiz ensesine çökerdi.
Kimse bebek katili apo itine Barış Elçisi, Kurucu önder falan diyemezdi.
Ben eski Türkiye'yi özledim.
Butlan kararıyla gelen Kılıçdaroğlu’nun son günlerde yaptığı açıklamalar, şu gerçeği ortaya koymuştur:
-Bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasında destek berecek,
- Anayasa değişikliğine destek verecek,
-Terörsüz Türkiye sürecine tam destek sağlatacak,
-Seçimleri altın tepside sunacak.
Yani, Atatürk’ün emaneti “ALTI OK” aleyhine tüm adımları atacak.
Şaşılacak durum şu: Destekleyen milletvekillerinin tümü “ALTI OK” karşısında mı? Atatürk’ün emanetine korumakla ilgili hiç endişeleri yok mu?
Artvin de gitmiş!😇
Şaka bir yana, bu tür kışkıtıcı ajanlar, Türkler arasında gerçekten çok tepkisel bir IRKÇILIĞIN doğmasına sebep olacaklar!
Tarihin en eski iki milletinden birinin bu çagdaki zayıflığından yararlanarak bòylesine azmanın sonunun, azana hayır getirmeyeceğinin çok özel örnekleriyle doludur tarih!
Hadi bakalım...
Bolu belediye başkanı Tanju Özcan için savcılık 253 yıl hapis istedi . Adam katliam yapsa daha ceza istenirdi . Adam öldür iki senede çık , CHP de belediye başkanı ol 253 yıl ceza al . İşte Akp yargısı
Madenciye barikat işlemez!
Doruk Maden işçileri olarak Beypazarı girişindeyiz. Yoğun polis kuşatması var. Biz yürüyeceğiz!
Tüm halkımızı bugün saat 12.00’de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz. Bizimle yürü Türkiye!
#MadencilerAyakta
13 seçim kaybetmiş,
Atatürk’ün partisini dersim çetesiyle dolduran,
Atatürk’ün partisini apocularla dolduran,
Referandumda 2,5 milyon mühürsüz oy kullanılmasına rağmen YSK önüne gitmeyen,
Türk ve Atatürk düşmanı tarihin en büyük AKP’lisi leblebi kafalının fotoğraflarını indirmişler…
💥CHP'de Kurultay iptali sonrası ilk net tavır: Görevi kabul etmeyeceğim!
⭕️CHP'nin önceki Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik, mutlak butlan kararına tepki gösterdi:
⭕️“CHP'yi sarayın mahkemeleri değil üyeleri yönetir.” diyen Killik, istinafın geri dönme kararı vermesi halinde Gençlik Kolları Genel Başkanlığı görevini kabul etmeyeceğini açıkladı.
Konusu ne olursa olsun, keskin kararların kalıcı etkileri orta ve uzun vadede ortaya çıkar.
Bazen hedefe ulaşır, bazen bumerang gibi karar vereni bulur. Yaşayarak göreceğiz.
Asıl hedef Yeni Anayasa yolunda dikensiz gül bahçesi.
Asıl mücadele, Yeni Anayasayla kurucu felsefeyi yıkmak isteyenlerle Yeni Anayasaya karşı çıkarak kurucu felsefeyi savunmaya çalışanlar arasında.
Herkes safını buna göre belirlemeli.
“Ama”ların, “fakat”ların hükmü kalmadı.
Şimdi anladık mı Kılıçdaroğlu'nun niye dün konuştuğunu.
Demek ki mutlak butlan kararı çıkacağını da biliyormuş.
Hiç utanmadan gelip o koltuğa oturur mu?
Emin olun oturur.
Kifayetsiz muhterisler topluluğu...
Böylece dün hiç yüzü kızarmadan ortalığa çıkıp konuşmasının sebebi de belli oldu. Amaç tekrardan muhalefeti kaybettirip iktidara gelememek. Tıpkı son 20 küsür yıldır olduğu gibi.
Fakat bu oyunu kuranlara diyeceğim, hiç ders almamışsınız. Siz bu yaptığınızla bırakın Özgür Özel’i desteklemeyen seçmeni, sandığa gitmeyecek seçmeni dahi ÖzgürÖzel’in arkasına taktınız.
Tıpkı 8 bin oy farkın 800 bine çıkması gibi. Diyeceğim, işte şimdi kaybetmeniz kesinleşti 👍🏼
Dün devletçilik oynanan videolu mesaj, bugün mutlak butlan kararı.
Siyasallaşan yargıda, kararları önceden bilen yalnızca iktidara yakın gazeteciler değil.
Bizim nesil şöyle büyüdü:
Annemizden çekinirdik, babamızdan korkardık.
İzin verilmezse istesek de bir yere gidemezdik.
Okul çıkışı bir an evvel eve gitmek zorundaydık.
Öğretmenlerimizin disiplininden gocunma lüksümüz yoktu; aileler de bunu desteklerdi.
“Kızım el evinde yatmasın, oğlum el ekmeği tatmadın” düsturu hakimdi.
Tercihlerimiz de bile aileler etkindi.
Peki, mutsuz mu olduk?
Çoğumuzun cevabı hayır. Çünkü o sınırlar, aslında bizi hayata hazırlayan görünmez çerçevelerdi.
Bugün ise “özgürlük” adı altında sınırsızlık, “özgüven” adı altında başıboşluk teşvik ediliyor. Oysa rehbersiz özgürlük savrulma üretir. Tam da o noktadayız.
Şimdi asıl soruyu sormalıyız:
Bağımlılıkların pençesinde kaybolan çocuklar mı istiyoruz; yoksa ailesine bağlı, kökleri sağlam bireyler mi?
Mesele tam da buradan başlıyor.
📌Mersin Mezitli Anayurt Köyü...
Köylüler zeytin ve Narenciye bahçelerinin yıkılmasına karşı iş makinelerinin önüne yatıyor.
Nasıl bir dönemden geçiyoruz?
Normalde devletin ormanları zeytinlikleri koruması gerekirken vatandaş doğayı devletten korumaya çalışıyor.
Yahu ne isteniyor köylüden, çiftçiden, emekçiden…
Mersin Anayurt’ta yıllar önce “orman arazisi” denilen bir alan var.Kağıt üzerinde kalmış öyle.Ancak o topraklar 50 yıldır köylünün emeğiyle işleniyor. Bahsedilen alan limonu, narı, narenciye ağaçlarıyla dolu…
Yani geçim, yani hayat.
Şimdi ise deniyor ki: “Ağaçları söküp çam dikeceğiz.”
Neden?
Yıllardır gözümüzün önünde gerçek ormanlar maden projelerine, inşaatlara açılırken; doğa talan edilirken ses çıkarmayanlar, konu köylünün emeği olunca mı “orman” hatırlıyor?
Narenciye ağacı da ağaçtır. Üstelik toprağa hayat verir, insana ekmek olur. Bu mudur doğayı korumak? Bu mudur adalet?
Bu topraklar yarım asırdır çiftçinin,köylünün alın teriyle yaşıyor.
Gerçekten ne isteniyor köylüden, çiftçiden, emekçiden?
Videolar @mersinobjektif
Dün Şanlıurfa’daki olaydan sonra arka arkaya görüntüler paylaşıldı. Bu sorumsuzcaydı. Bunu örnek alabilecek, bundan cesaret alabilecek yeni kişiler olabileceği aşikardı. Korkulan oldu, bugün Kahramanmaraş’ta 4 can kaybı. 1 öğretmen 3 öğrenci… 20 yaralı… İnsan “Nasıl?”, “Neden?” “Niçin?” diye soruyor. Cevap vermiyor. Nutku tutuluyor, nefesi kesiliyor, gözleri doluyor, elleri titriyor.
Elinde kalem ve kitap olması gereken bir 8. sınıf öğrencisi yapıyor bunu… Bu cesareti nereden alıyor? Kalbi neden sevgiyle beslenmiyor? Zihni neden kötülüğü planlıyor? Sahi ne oldu bize?
Rahmetli babam Mustafa Sabri Bey, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı yapacağı günlerde büyük bir huzursuzlığa kapılır, akşam yemeğinden sonra masanın üstüne yığdığı klasörlere gömülür, başı ağrımasına rağmen uzun saatler boyunca çalışırdı. Bizler, kendinizi bu kadar yormayın baba dediğimizde ise kulağımıza küpe olan şu sözleri söylerdi: Bunlar dosya değil evladım, hepsi bir insan hatta bir aile. Hatalı bir karara sebep olurum diye ürperiyorum ve kul hakkı yememek için titizlikle inceliyorum. Allah korusun bir yanlış karar bir insanı ve bir aileyi mahveder, ben de bu vebali iki cihanda taşıyamam.” Yargı mensuplarına örnek olması dileğiyle.