@umraniyebeltr burası aşağıdudullu mah Ferhat sokak girişi. 10-15 gün önce burda doğalgaz çalışması yaptınız yolu böyle bırakıp gittiniz. Yolu düzeltmek için seçim zamanını mı bekliyorsunuz?
⏱️54’
Barış’ın faulünün ardından VAR hakemi Erkan Engin anlamsız şekilde orta hakem Cihan Aydın’ı incelemeye çağırdı. Cihan Aydın pozisyonu izledikten sonra sarı kart kararında değişikliğe gitmedi.
#TSvGS
Mersin’de yaşamına son veren 3 çocuk babası genç adamın, mahalle muhtarından çocuklarına harçlık verebilmek 2 bin TL borç istediği mesajı ortaya çıktı.
Dun Karagumruge dogru duzgun sut cekemeyip kaybederek herseyi legallestirdik.
Ortada giden mac su pozisyon ile bitti.
Surekli ayni filmi izliyoruz.
Liverpool'u yenen takim Basaksehir'i zaten yenerdi denir kapanir.
Zaten dun kopus yasadik ama bir takimin surekli desteklenmesi bitmiyor. Puan vereceksen ver, ikinci yari baskili basladin atacaksan at ama her hafta her sene olmaz, olmamali.
Ebosele’nin 2. sarıdan kırmızı kart gördüğü pozisyona benzer bir pozisyon yaşandı ve Sallai Crespo’nun ayağının ucuna bastı ve hakem sadece faul verdi.
Burada 1. sarı kart bile çıkmazken diğerine 2. sarıdan kırmızı çıkınca bu standartsızlık problem yaratıyor.
#GSvBFK
Eray Yazgan, 2024 Galatasaray-Rizespor maçındaki yasadışı bahis reklamı (Meritking) nedeniyle "bahis teşviki" soruşturmasından yargılandı. 20 Ocak 2026'da 10 ay hapis + 2 bin TL para cezası aldı, hükmün açıklanması geri bırakıldı (HAGB).
İBB yolsuzluk iddianamesinde (402 sanıklı dava, Mart 2026'da başladı) dolandırıcılık ve zincirleme rüşvet suçlarından 16-52 yıl hapis istemiyle yargılanıyor; dava devam ediyor.
Başka ceza kaydı yok.
Eray Yazgan: “Bence Türkiye'de VAR'dan şikayet edecek en son takım Fenerbahçe. Maçlarında 14 kez VAR'a gidilmiş, 12 kere lehine karar çıkmış."
ℹ️ VAR, zaten sahada verilen yanlış kararı düzeltsin diye VAR.
#SponsorMezarlığı
Galatasaray’ın etrafında dönen sponsorluk ilişkileri, tartışmalı bağlantılar ve şaibeli para akışları… Bugüne kadar görmezden gelinen tüm şaibeler için bu hesabı takipte kalın!
TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"