İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını; vatanımız, bayrağımız ve mukaddesatımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
#30AğustosZaferBayramı
30 Ağustos: Şehitlerimizin Aziz Emaneti
30 Ağustos Zaferi; bir milletin istiklaline, istikbaline ve mukaddes değerlerine sahip çıkışının tarihe kazınmış mührüdür.
Bu zaferin ardında en başta; vatan uğruna canını ortaya koyan, geride sevdiklerini bırakarak cepheye koşan, “vatan sağ olsun” diyerek şehadete yürüyen kahramanlarımızın fedakârlığı vardır.
Bugün üzerinde huzurla yaşadığımız bu topraklar, o şehitlerimizin aziz hatırası ve mukaddes emanetiyle bize mirastır.
İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını; vatanımız, bayrağımız ve mukaddesatımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
#30AğustosZaferBayramı
Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.
Mevlid Kandili; âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (S.A. V.) dünyayı teşriflerinin hatırasıyla gönüllerimizin yeniden iman, merhamet ve kardeşlik iklimine yöneldiği müstesna bir gecedir.
Mevlid Kandili’ni idrak ederken başta Gazze olmak üzere zulüm, savaş ve işgal altında inleyen bütün mazlum coğrafyalar için felah diliyoruz. Rabbimiz, mazlumların imdadına yetişsin; akan kanı, yükselen feryadı ve gözyaşını dindirsin. Esareti özgürlüğe, zulmü adalete, acıyı huzura tebdil eylesin.
Bu mübarek gecenin; gönüllerimize rahmet, hayatımıza bereket, ümmet-i Muhammed’e vahdet ve insanlığa barış getirmesini diliyorum.
#MevlidKandili #KandilimizMübarekOlsun
Filistin’de işgalin ve şiddetin baş sorumlusunun da Netanyahu olduğunu herkes görmelidir.
Bu zulme ve pervasız hukuk tanımazlığa bütün dünya karşı durmalı ve buna dur demelidir.”
Ortak Açıklama-22.08.2026
OB]
“Bizler Türkiye’nin işçi, işveren, memur, esnaf, çiftçi, tüccar, sanayici ve üreticilerini temsil eden Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi Türkiye kanadını oluşturan sendikalar ve meslek örgütleriyiz.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hadsiz ifadelerini ve tehditlerini şiddetle kınıyoruz, mesnetsiz suçlamalarını da bütünüyle reddediyoruz.
Türkiye; barışın, istikrarın ve uluslararası hukukun hâkim olması için çaba gösteren, insani değerleri ve mazlumların haklarını kararlılıkla savunan güçlü bir ülkedir.
Netanyahu yönetiminin iç siyasi hesaplarla gerilimi tırmandırma çabası ve giderek artırdığı tehdit dili, bu coğrafyada barış ve istikrarın karşısındaki en büyük engel haline gelmiştir.
Bölgemizin ihtiyacı yeni gerilimler, tehditler ve çatışmalar değil; diyalog, iş birliği, barış ve istikrardır.
Netanyahu yönetimini, gerilimi daha da artıracak söylem ve eylemlerden kaçınmaya; uluslararası hukuka ve sorumlu devlet anlayışına uygun hareket etmeye davet ediyoruz.
Filistin’de işgalin ve şiddetin baş sorumlusunun da Netanyahu olduğunu herkes görmelidir.
Bu zulme ve pervasız hukuk tanımazlığa bütün dünya karşı durmalı ve buna dur demelidir.”
Ortak Açıklama-22.08.2026
▫️Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği [TOBB]
▫️Memur Sendikaları Konfederasyonu [MEMUR-SEN]
▫️Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu [TÜRK-İŞ]
▫️Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu [HAK-İŞ]
▫️Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu [TİSK]
▫️Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu [TESK]
▫️Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu [Türkiye KAMU-SEN]
▫️Türkiye Ziraat Odaları Birliği [TZOB]
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
#AblukayıKır#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
#AblukayıKır#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.Bir annenin feryadı bize uzak değildir.Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.#AblukayıKır#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
Ablukayı Kır ✊
Bir çocuğun açlığını düşünün; günlerce kursağından bir lokma geçmediğini…
Akşam olduğunda sofrasına ne koyacağını bilemeyen bir anneyi…
Ailesine bir parça ekmek bulabilmek için yıkıntıların arasında umarsızca dolaşan bir babayı düşünün.
Ne bir lokma yiyecek ne içilebilecek bir yudum temiz su…
Gazze, insanlığın vicdan terazisidir.
Bir halk yalnızca bombalarla değil; ekmeği, suyu, ilacı, elektriği ve geleceği kuşatılarak hayattan koparılmaya çalışılıyor. Evler yıkılıyor, yuvalar dağılıyor, temel ihtiyaçlara erişim kısıtlanıyor. Geriye yalnızca enkaz değil, büyük bir çaresizlik bırakılıyor.
Katil sürüsü Siyonist İsrail Gazze’de dünyanın gözleri önünde ablukanın duvarlarını yükseltirken bombalarla, yıkımla, açlıkla ve susuzlukla bir halkın yaşam alanını daraltıyor.
Silahlarla, bombalarla katledemedikleri masum insanları açlık ve susuzlukla hayattan koparmaya çalışıyorlar.
Evleri yıkıyor, yuvaları dağıtıyor, insanları alıkoyuyor; insan onurunu hiçe sayan muamelelerin yaşandığı hapishanelere gönderiyorlar.
Ve bütün bunlar olurken dünya hâlâ sessiz.
Gazze bize çok zor ama çok açık bir soru soruyor:
Bir insanın acısı bize ne kadar uzak olabilir?
Bir çocuğun gözyaşı bize uzak değildir.
Bir annenin feryadı bize uzak değildir.
Bir babanın çaresizliği bize uzak değildir.
Bir tutsağın çığlığı bize uzak değildir.
Vicdanın sınırı yoktur.
İşte bu yüzden #AblukayıKır ve #BreakTheSiege diyerek sesimizi yükseltiyoruz.
Belki tek başımıza bir ablukayı kaldıramayız.
Ama sessizliği kırabiliriz.
Dünyanın dört bir yanında aynı sözü söyleyebiliriz:
Gazze yalnız değildir.
Filistin yalnız değildir.
Vicdan sahibi insanlar sessiz değildir.
Ablukayı kırmak yalnızca duvarları aşmak değildir.
Bazen bir çocuğun açlığını dünyanın gündemine taşımaktır.
Bazen bir annenin feryadını duyurmaktır.
Bazen herkes sustuğunda, “Bu zulüm karşısında susmayacağım.” diyebilmektir.
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, mazlumun yalnızlığını büyütür.
Şimdi ses verme zamanı.
#AblukayıKır
#BreakTheSiege
YÖK tarafından başlatılan ve 21 Ağustos’ta sona erecek üniversiteler arası yer değişikliği başvuru sürecinde kolaylık sağlayacak Tercih Robotu uygulamasına üyelerimiz, https://t.co/0WGn2YtXKQ adresinden dijital platform şifreleriyle giriş yapabilecek.
ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİ ÜYELERİMİZ İÇİN “TERCİH ROBOTU” UYGULAMASINI KULLANIMA SUNDUK
Eğitim-Bir-Sen olarak verdiğimiz mücadele sonucunda toplu sözleşmede karara bağlanan ve Cumhurbaşkanlığının onayıyla hayata geçirilen üniversite idari personelinin yer değişikliği hakkının yeni dönem başvurularında kolaylık sağlamak amacıyla üyelerimiz için “Tercih Robotu” uygulamasını hizmete sunduk.
Tercih Robotu sayesinde üyelerimiz, karşılıklı eşleşen yer değişikliği taleplerini görebilecek, tercihlerini daha sağlıklı oluşturabilecek ve süreci anlık olarak takip edebilecek.
YÖK tarafından başlatılan ve 21 Ağustos’ta sona erecek üniversiteler arası yer değişikliği başvuru sürecinde kolaylık sağlayacak Tercih Robotu uygulamasına üyelerimiz, https://t.co/9lh8eSSHaY adresinden dijital platform şifreleriyle giriş yapabilecek.
Haber için: https://t.co/CjJdMfi88Y
@profdrfatihylmz Hakikati ifade erdemdir...
Önceliği her daim Tokat ve Üniversite Akademik/İdari Personeli olan Personelinin derdiyle dertlenen, her daim Personelinin yanında olan Sayın Rektörümüze duyarlı paylaşımından oturu teşekkür ediyorum
Hakikati ifade erdemdir
Önceliği her daim Tokat ve Üniversitesi olan Sayın Rektörümüze duyarlı yaklaşımı ve beraberinde YÖK Başkanımızı takdir, yetkili sendika olarak hakkımızı teslim eden paylaşımı için teşekkür ediyoruz.
Hakikati ifade erdemdir
GOP Rektörü Sn. Fatih Yılmaz; atılan adımın kıymetini belirten, hakikati dile getiren ifadeleri takdir edilmesi gerekirken, bazı bedavacıları, araklayıcıları rahatsız etmiş.
“8.Dönem Toplu Sözleşme Kararı” diye YÖK’ün yazısında da ifade edilmesine ve atıfta bulunulmasına rağmen bazı yapıların emeğimizi gölgeleyip, kazanımımızı kendilerine yontma yarışı kifayetsizliklerindendir.
Duyarlı yaklaşımı için YÖK Başkanımızı takdir, yetkili sendika olarak hakkımızı teslim eden paylaşımı için Rektör Sn.Yılmaz’a teşekkür ediyorum.
30 Haziran Emekliler Günü; emeklilerimizin haklarının teslim edildiği, insan onuruna yaraşır bir hayat standardına kavuştuğu günlerin başlangıcı olsun.
EMEKLİLER TÜKENİYOR, HAKKI OLANI İSTİYOR
Emeğiyle, alın teriyle ve birikimiyle kamu hizmeti sunarak ülkemizin kalkınmasında önemli rol üstlenen, çalışma hayatındaki aktif görevlerini tamamladıktan sonra da tecrübe, birikim ve irfanıyla topluma rehberlik etmeyi sürdüren tüm emeklilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Ne yazık ki emeklilerimiz, hak ettikleri refahtan ve itibardan uzak bir şekilde bu anlamlı güne buruk giriyor.
30 Haziran Emekliler Günü; emeklilerimizin haklarının teslim edildiği, insan onuruna yaraşır bir hayat standardına kavuştuğu günlerin başlangıcı olsun.
https://t.co/1mZOfLpapI
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek tüm gençlerimize başarılar diliyoruz.
Cenab-ı Allah emeklerini bereketlendirsin, yollarını ve bahtlarını açık eylesin.
#YKS2026#Başarılar
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek tüm gençlerimize başarılar diliyoruz.
Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından hayallerine bir adım daha yaklaşmak için sınav sıralarına oturacak öğrencilerimizin emeklerinin karşılığını almasını temenni ediyoruz.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin bilgi, azim ve gayretle çıktıkları bu yolculukta başarılı sonuçlar elde etmelerini diliyor; sınava katılacak tüm öğrencilerimize zihin açıklığı, gönül ferahlığı ve kolaylıklar temenni ediyoruz.
Cenab-ı Allah emeklerini bereketlendirsin, yollarını ve bahtlarını açık eylesin.
#YKS2026 #Başarılar
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
#Filistin#ILO#FreePalestine#JusticeForPalestine
Memur-Sen Heyeti Olarak Başlattığımız Protesto Genel Kurul’da Büyük Destek Gördü: İsrail Susturuldu
Katiller topluluğu İsrail’in, Filistin’in ILO’daki “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” statüsünü hedef alan ve Filistin’in uluslararası platformlardaki meşru temsilini zayıflatmayı amaçlayan girişimi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyuyla ezici bir çoğunlukla reddedildi. Böylece Filistin’in ILO bünyesinde elde ettiği temsil ve katılım hakları bir kez daha uluslararası toplum tarafından teyit edilmiş oldu.
Ancak İsrail bununla da yetinmedi. Genel Kurul’da bu kararı protesto etmek için söz alan İsrail temsilcisini, Memur-Sen/Türkiye heyeti olarak başlattığımız ve dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin güçlü destek verdiği protestolarla susturduk. Salonda masalara vurularak yükselen tepkiler, açılan Filistin bayrakları ve adalet çağrıları, insanlığın ortak vicdanının sesine dönüştü. İsrail temsilcisinin konuşması defalarca kesintiye uğradı.
Bu tablo, yalnızca bir oylamanın sonucu değil; yıllardır işgal, zulüm, katliam ve hak ihlalleriyle mücadele eden Filistin halkına verilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Filistin davası, sadece Filistinlilerin değil; adalete, insan haklarına, emeğe, özgürlüğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.
Uluslararası emek hareketi, hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını, mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir. Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin özgür olana, adalet yerini bulana kadar...
#Filistin #ILO #FreePalestine #JusticeForPalestine
Memur-Sen Heyeti Olarak Başlattığımız Protesto Genel Kurul’da Büyük Destek Gördü: İsrail Susturuldu
Katiller topluluğu İsrail’in, Filistin’in ILO’daki “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” statüsünü hedef alan ve Filistin’in uluslararası platformlardaki meşru temsilini zayıflatmayı amaçlayan girişimi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyuyla ezici bir çoğunlukla reddedildi. Böylece Filistin’in ILO bünyesinde elde ettiği temsil ve katılım hakları bir kez daha uluslararası toplum tarafından teyit edilmiş oldu.
Ancak İsrail bununla da yetinmedi. Genel Kurul’da bu kararı protesto etmek için söz alan İsrail temsilcisini, Memur-Sen/Türkiye heyeti olarak başlattığımız ve dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin güçlü destek verdiği protestolarla susturduk. Salonda masalara vurularak yükselen tepkiler, açılan Filistin bayrakları ve adalet çağrıları, insanlığın ortak vicdanının sesine dönüştü. İsrail temsilcisinin konuşması defalarca kesintiye uğradı.
Bu tablo, yalnızca bir oylamanın sonucu değil; yıllardır işgal, zulüm, katliam ve hak ihlalleriyle mücadele eden Filistin halkına verilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Filistin davası, sadece Filistinlilerin değil; adalete, insan haklarına, emeğe, özgürlüğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.
Uluslararası emek hareketi, hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını, mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir. Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin özgür olana, adalet yerini bulana kadar...
#Filistin #ILO #FreePalestine #JusticeForPalestine
Uluslararası emek hareketi,hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını,mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir.Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır. #ILO
Memur-Sen Heyeti Olarak Başlattığımız Protesto Genel Kurul’da Büyük Destek Gördü: İsrail Susturuldu
Katiller topluluğu İsrail’in, Filistin’in ILO’daki “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” statüsünü hedef alan ve Filistin’in uluslararası platformlardaki meşru temsilini zayıflatmayı amaçlayan girişimi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyuyla ezici bir çoğunlukla reddedildi. Böylece Filistin’in ILO bünyesinde elde ettiği temsil ve katılım hakları bir kez daha uluslararası toplum tarafından teyit edilmiş oldu.
Ancak İsrail bununla da yetinmedi. Genel Kurul’da bu kararı protesto etmek için söz alan İsrail temsilcisini, Memur-Sen/Türkiye heyeti olarak başlattığımız ve dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin güçlü destek verdiği protestolarla susturduk. Salonda masalara vurularak yükselen tepkiler, açılan Filistin bayrakları ve adalet çağrıları, insanlığın ortak vicdanının sesine dönüştü. İsrail temsilcisinin konuşması defalarca kesintiye uğradı.
Bu tablo, yalnızca bir oylamanın sonucu değil; yıllardır işgal, zulüm, katliam ve hak ihlalleriyle mücadele eden Filistin halkına verilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Filistin davası, sadece Filistinlilerin değil; adalete, insan haklarına, emeğe, özgürlüğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.
Uluslararası emek hareketi, hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını, mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir. Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin özgür olana, adalet yerini bulana kadar...
#Filistin #ILO #FreePalestine #JusticeForPalestine