5) Tartışmanın muhafazakar çevreye taşınmasına gerek kalmadı bile... Sektör kendi mahallesi içinde çoktan kutuplaştı. Bazı ünlü isimler kadın dayanışmasının altını çizerek Ayşe Barım’ın arkasında dururken, bazıları sektördeki birçok yetenekli kadın oyuncunun kariyerine zarar verdiğini söyleyerek iddiaları destekliyor. Yıllardır mağduriyet yaşayan isimsiz oyunculardan, yönetmen, senarist ve set çalışanlarından bahseden ise çok az.
Trol hesaplar ve iktidara yakın isimler ise, sosyal medyada “Gezi Protestoları”, “Epstein Adası”, “milli manevi değerler”, “şebeke” ve “siyasi ve istihbarati bağlantı” gibi söylemlerle tartışmayı köpürtmekle meşgul.
1) Rekabet Kurumu, 21 kast ajansı ve oyuncu menajerlik şirketine soruşturma başlattı.
Sosyal medyadaki paylaşımlar ve haberler ihbar kabul edilerek soruşturmaya dahil edilen ünlülerin menajeri Ayşe Barım ise, kendisine biat etmeyenleri piyasadan uzaklaştırdığı ve kendi oyuncularının önünü açtığı iddiası ile konunun odağı haline geldi.
Tartışmalar ise iktidara yakınlığa ile bilinen TV100’den Fuat Uğur’un geçtiğimiz yıl Eylül ayında kaleme aldığı bir yazının bugünlerde gündem olması ile başladı.
#AyseBarim
4) İktidara yakın isimlerin ve trol hesapların sosyal medya paylaşımlarını takip edip Fuat Uğur’un yazısına biraz yakından bakınca akıllarda iki başlık beliriyor: AKP’nin başarılı olamamaktan yakındığı “kültürel hegemonya kurma çabası” ve milyar liraların konuşulduğu sektörde kimin hakim güç olacağı.
Fuat Uğur’un, yazısında haksız rekabete dair bolca sözü olması ve dizilerde yarı çıplak gezen kızlardan, afili oğlanlardan, erotik abdest alma sahnelerinden, berbat senaryolardan yakınması bu iki amacı destekler nitelikte.
TRT’deki Osmanlı dizilerinin yapımcısı olan bir başka menajerin Ayşe Barım’dan pay kapmaya çalıştığı da iddialar arasında.
3) Ekonomik buhran, öğrencilerin omuzlarında ağır bir yük. Üniversite eğitimi, öğrencilerin kimliklerini bulmaları ve kariyer beklentilerini şekillendirmeleri için bir fırsat olması gerekirken; barınma, beslenme ve temel yaşam ihtiyaçları için mücadele ettikleri bir döneme dönüşmüş durumda...Birçok öğrenci, geçinebilmek için part-time ya da tam zamanlı işlerde çalışmak zorunda.
Fırsat eşitsizliği ve geleceğe dair umutsuzluk yaşayan binlercesi ise eğitimini tamamlayamadan eğitim hayatından kopuyor.
2) Üniversite öğrenimini donduran öğrenci sayısı 2019-2024 döneminde toplam 324 bin 821 olarak gerçekleşti.
Yükseköğretim Kalite Kurulunun verileri ise, 2023 yılında 149 bin 909, 2022 yılında 389 bin 564 öğrencinin üniversiteyi tamamen terk ettiğini gösteriyor.
2024 yılında, 428 kadın* erkekler tarafından katledildi ve bu sadece basına yansıyan haberlerden ve kadın örgütlerinden öğrendiklerimiz.
Gerçek rakam ise kuşkusuz çok daha fazla… Fakat kamuoyu ile 2009 yılından beri herhangi bir veri paylaşılmadığı için kadın cinayetlerinin boyutunu tam olarak bilmiyoruz.
Bildiğimiz bir şey var ki o da 2009’da bile her gün 5 kadının katledildiği…
*Anıt Sayaç
#kadincinayetleri
4) Cambridge Sözlük’te yılın kelimesi seçilen “manifest” ise ‘istenilen bir şeye ulaşmayı hayal etme ve gerçekleşme olasılığını artırma inancı ile olumlama’ anlamına geliyor.
Collins’te seçilen “brat (arsız çocuk)” kelimesi de asıl anlamından uzaklaşıyor. Haylaz yetişkin olarak Türkçeleştirilebilecek kelime, özgüveniyle sınırları aşan, cesur ama kuralları hiçe sayacak kadar pervasız tavır sergileyen kişiler için kullanılıyor.
https://t.co/FvWbqIM1su ise “demure (utangaç, çekingen)” kelimesini yılın kelimesi seçti. Sosyal medya etkisiyle modern bir yorum kazanan kelime, çevresine karşı nazik kişileri tanımlarken kullanılabiliyor. Aynı zamanda, utangaç veya geri planda kalmayı seçen kişiler için alaycı bir tonda da söylenebiliyor.
1) TDK’nın Ankara Üniversitesi ile düzenlediği “Yılın Kelimesi” oylamasında yılın kelimesi ve kavramı “kalabalık yalnızlık” seçildi. Oylamaya yaklaşık 1 milyon kişi katıldı.
Kalabalık yalnızlık, modern çağın paradokslarından biri. İnsanların fiziksel, sosyal veya dijital olarak yalnız olmamasına rağmen, manevi olarak yalnızlık çekmesi ve ilişkilerinde derinleşememesi anlamına gelebilir.
Oylanan diğer kelimeler, “merhamet, yabancılaşma, algoritma, yozlaşma, yapay zeka ve dijital yorgunluk” oldu.
3) Bu yıl dünya genelinde farklı sözlükler ve dil kurumları da yılın kelimesini oylamıştı.
Oxford, “brain rot (beyin çürümesi)” kelimesini seçmişti. Sosyal medyada aşırı miktarda düşük kaliteli çevrimiçi içeriğin tüketilmesiyle ilgili artan endişeler anlamına geliyor.
Macquarie Sözlük’ün yılın kelimesi ise enshittification (kalitesizleşme, değer kaybı). Bu kelime, bir hizmetin ya da ürünün kalitesinin zamanla düşmesi anlamına geliyor. Yeni kazandığı anlam, online platformların, kar artırma amacıyla sponsorlu içerikleri teşvik ederek hizmet kalitesini düşürmesi olarak düşünebilir.
Ne olmuştu?
6) 28 Haziran 2016’da Rus, Kırgız ve Özbek uyruklu IŞİD üyesi üç terörist, İstanbul Atatürk Havalimanını basmış, üç teröristten ikisi üzerindeki bombaları patlamıştı. Saldırının sorumlusunun, Çeçenistan uyruklu Ahmed Çatayev olduğu, terör eylemini gerçekleştiren grubun Suriye’nin Rakka şehrinden gönderildiği öne sürülmüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar İslam adına böyle bir şeyi yaptıklarını söylüyorlar. Bunların İslam ile falan alakası yok, bunların yeri cehennemdir” demişti.
Kapak
1) Gazeteci Alican Uludağ’ın haberine göre, Yargıtay, 2016’da Atatürk Havalimanında 45 kişiyi öldüren, 236 kişiyi yaralayan IŞİD üyesi 7 sanıktan 6’sını “fazla ceza verildiği” gerekçesiyle 12 Aralık’ta tahliye etti.
Davada bütün sanıklara 46 kez ömür boyu hapis cezası verilmişti, ancak yargıtay bu kararı “hakkaniyete uygun bulmayarak” bozdu.
5) Uludağ, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in yaptığı açıklamalarda HTŞ'nin artık terör örgütü olmadığını ve Türkiye'nin terör listesinden çıkarılacağını açıkladığını da hatırlattı. Bu kararın, tam da bu politika değişikliğine denk geldiği, IŞİD ve El Kaide davalarında da benzer ılımlı kararlar çıkabileceği yorumunda bulundu.
Yargıtay’ın kararı ardından Atatürk Havalimanı davasının yeniden görülmesi bekleniyor.