Hekim arkadaşımın anlattıklarını onun izniyle birebir aktarıyorum;
Tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydim.
Bizde sınıf geçme sistemi vardı.
Yani tek bir dersten kalsan bile bir yıl uzatıyordun.
Mikrobiyolojiden 59 aldım.
Geçme notu 60'tı.
Devlet yurdunda kalıyordum.
Kaldığım odada müzik bölümünde okuyan iki öğrenci vardı.
Onlar da ders çalışıyor, saatlerce keman çalıyorlardı.
Bu yüzden ders çalışmakta zorlanıyordum.
Kütüphane ise hınca hınç doluydu.
Bazen oturacak yer bile bulamıyorduk.
Babam yıllarca bir eczanede çalıştı.
Bizim için yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışıyordu.
Aslında derslerim iyiydi.
Ama mikrobiyoloji sınavında büyük bir talihsizlik yaşamıştım.
Ve 59 ile kaldım.
Hocalarımla konuştum.
Ama o 59, 60 olmadı.
Bir yıl uzattım.
O yıl babamla birlikte eczanede çalıştım.
Bir yıl uzattığım için çok üzülüyordum.
Babam ise her zamanki gibi vakurdu.
"Olmuş bir kere." dedi.
"Vazgeçmek yok. Bu okul bitecek. Sen doktor olacaksın."
Ben doktor oldum.
Mezuniyetimde annem, kardeşlerim ve yıllarca birlikte çalıştığı eczacı hanım vardı.
Babam yoktu.
Çünkü onu beşinci sınıfta kaybettim.
Bu haber var ya "babaları için açılan kapılar" ...
Benim babam için hiç açılmadı.
Bir puan için...
Bir yıl...
Babamın emeği...
Ben kendimi hiç affetmedim...
@aykamuallime@nebuhaber Allah razi olsun hocam kiymetlimdi benim. Her şeyi guzellikle tatlı dille ogretirdi. Merhamet insaniydi. Bu arada kız kardeşlerim yanlış anlamasın burada kişidegerli değersiz değil vücudun değerli değersiz parçaları demek istiyorum. Yoksa herkes kiymetli
@aykamuallime@nebuhaber Rahmetli babam kimse altınıni orta yere koymuyor hep saklıyor, evde bile ortalalikta olan hep değersiz seyler görüyor musun? demişti. O sözü aklımdan hiç cikmaz
@seffafpsikiyatr Çok bilirim hastası, bebeği ya da sınavı olduğu için evlenenlere lanet okuyanı. En güzel gününe birilerinden beddua alarak başlamamalı insan bence. Hem de 3 gün. Düğünde çıkacak aksilikleri dusunemiyorum