Yaşamı boyunca baskıya, sömürüye ve haksızlığa karşı kalemini halktan ve emekten yana kullanan; bedel ödeyen 68 kuşağının onurlu temsilcilerinden olan Ahmet Telli’yi saygıyla anıyoruz.
Mücadeleyle örülmüş yaşamı ve dizeleri halkların özgürlük yürüyüşünde yaşamaya devam edecek.
1995'te, tüm dünyanın gözleri önünde 8.000'den fazla insan Srebrenitsa'da katledildi.
Bosna Savaşı'ndan önce nüfusu 36.000 olduğu düşünülen Srebrenitsa, faşist Sırp askerlerinin Boşnak halkına yönelik başlattığı "temizleme" operasyonunun bir parçası olarak Sırp işgaline uğradı. Boşnaklar her şeye karşın direngen bir tavırla kasabayı Sırp işgalinden kurtardıysa da Srebrenitsa'yı da içine alan bölge faşist Sırplar tarafından kuşatılmıştı. Bu sınırlarda yer alan nüfusun da bir kısmının askerin baskısından kaçıp gelmesiyle Srebrenitsa'da nüfus 60.000'e dayandı. Gerçekleşen bu hızlı nüfus artışı, kıtlığı da beraberinde getirdi. Birleşmiş Milletler, 1993'te Srebrenitsa ve beraberindeki 2 yeri daha güvenli bölge ilan etmişti fakat Sırp askerlerinin çevredeki kuşatması o denli sıkıydı ki buralara yardımlar çok kısıtlı bir şekilde ulaşıyordu. Zamanla kentte açlıktan ölümler baş gösterdi.
Eli kanlı Sırp ordusu, 1995'te bölgeyi ele geçirme operasyonlarında silahları Birleşmiş Milletlerce "koruma" gerekçesiyle toplatıldığı için savunmasız kalmış Boşnaklara saldırdı. Türlü gıda ve sağlık imkânlarına erişimi kısıtlı halk, yeterli direnci gösteremedi. BM tarafından halkı korumakla görevlendirilen Hollandalı askerler ise bu zulme susmayı, işkenceyi izlemeyi tercih etti. Halk silahlarını geri isteme talebinde bulunduysa da karşılıksız kaldı. Yaklaşık 1 hafta boyunca en az 8.000 savunmasız insan katledildi.
Srebrenista katliamı, dönemin "Birleşmiş Milletler" adıyla emperyalist savaş politikalarını örtpas etmiş ülkelerce susturulmuş, savunmasız bırakılmış bir halkın yine kimsenin sesini çıkarmadan yok edilişinin adıdır. 8.000'den daha fazla insanın tespit edilememesi için faşist Sırp ordusu cesetleri parçalayıp toplu mezarlara gömdüyse bile tarihin her noktasının gösterdiği gibi faşistin döktüğü kanla büyüyen halk çekilen acıyı unutmaz, kanla sulanan topraklar gerçeği göstermekte geri durmaz. Nitekim bulunmasın diye üzeri insan eliyle yeşillendirilen toplu mezarların yerini mavi kelebekler gösterdi.
Srebrenitsa'da katledilenleri anıyoruz, bir kez daha dile getirmekten gocunmuyoruz: katliam unutulmaz, katillerden hesap sorulur!
Ali İsmail Korkmaz'ı 13 yıl önce bugün kaybettik.
Özgür bir dünya düşüyle çıktığı sokakta, polisin ve faşist çetelerin saldırısıyla öldüresiye darp edilen Ali İsmail'imiz, tedavi olmak için gittiği hastanede ancak 20 saat sonra ilk kez müdahale gördü. Beyin kanaması geçirdiği+
📍İzmir
07.07.2026
NATO'ya Hayır Koordinasyonu olarak Şirinyer İZBAN önünde bir araya gelinip NATO yerleşkesine yürüyüş yapıldı. NATO'nun "savaşın ve emperyalizmin aracı" olduğu belirtilirken, Türkiye'nin NATO'dan çıkması ve NATO yerleşkelerinin kapatılması çağrısı yapıldı.
📍İzmir
NATO'ya Hayır Koordinasyonu'nun çağrısıyla Şirinyer İZBAN önünde bir araya gelen kitle, NATO yerleşkesine yürüdü. Açıklamada, NATO'nun "savaşın ve emperyalizmin aracı" olduğu belirtilirken, Türkiye'nin NATO'dan çıkması ve NATO yerleşkelerinin kapatılması çağrısı yapıldı
#NATOsummit
Samsun’da NATO’ya karşı tek ses olduk!
Emperyalist savaş örgütü NATO halklara ölüm, yıkım ve sömürüden başka bir şey vaat etmiyor!
NATO dağıtılsın! Üsler kapatılsın!
Emperyalist savaş örgütü NATO’ya, savaş politikalarına ve baskılara karşı Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak basın açıklaması gerçekleştirdik!
NATO dağıtılsın!
Üsler kapatılsın!
Gözaltındaki ve tutuklu mücadele arkadaşlarımız serbest bırakılsın!
Emperyalist-kapitalist sistemin askeri aygıtı NATO’ya karşı Taksim AKM önündeydik!
ABD emperyalizmi ve işbirlikçileri; halklara yoksulluk, savaş ve yıkım dayatıyor. NATO, bu saldırıların örgütlü gücüdür.
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Kuyu tipi hapishanelerdeki ağır tecride karşı 266 gün açlık grevi yapan devrimci tutsak Gürkan Türkoğlu ölümsüzleşti.
Bu bir “doğal ölüm” değil; tecrit politikalarının sonucudur. Sorumlu AKP/MHP iktidarıdır.
Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın!
Gürkan Türkoğlu ölümsüzdür!
Gürkan Türkoğlu Zorla Müdahale Sonucu Katledildi!
İnsani koşullar için, kuyu tipi zindanlara karşı girdiği ölüm orucu direnişini zaferle kazanan Gürkan Türkoğlu, Antalya’da yapılan zorla müdahale sonucu dün bitkisel hayata girdi ve bugün ölümsüzleşti. Bu ülkede insanlık onurunu savunmanın bedeli ölüm, işkence ve sürgün.
Kızıldere’den Kuyu Tipleri’ne uzanan bu onurlu mücadeleyi selamlıyoruz, direnenler kazanacak!
Halk Cephesi’ne, yoldaşlarına ve ailesine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.
GÜRKAN TÜRKOĞLU ÖLÜMSÜZDÜR!
Gürkan Türkoğlu ölümsüzdür!
Kuyu tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit koşullarına karşı sevk talebiyle 266 gün boyunca açlık grevi yapan devrimci tutsak Gürkan Türkoğlu, yaklaşık üç aydır tutulduğu yoğun bakımda yaşamını yitirdi.
Altınoluk’ta NATO karşıtı eylem!
SMF Altınoluk Örgütlülüğü emperyalist savaş politikalarına, NATO’ya, faşizme ve sömürü düzenine karşı alandaydı!
Emperyalist savaşa hayır!
NATO’ya hayır!
Faşizme ve sömürüye karşı birleşelim!
Sivas'ın Işığı Sönmeyecek!
Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz!
Sivas başta olmak üzere tüm katliamların hesabını sormak ve yeni katliamları engellemek için birleşelim, örgütlenelim!
NATO toplantısı bahanesiyle devrimcilere dönük başlatılan gözaltı ve tutuklama furyasının ardından, SMF dahil birçok sosyalist-devrimci kurumların X hesapları erişime engellenmişti.
Bugün SMF resmi X hesabımıza yeniden erişim engeli getirildi!
Yeni X hesabımız:
@SMFederasyonu2
Sivas'ta yitirdiğimiz canların anısı önünde saygıyla eğiliyor; Alevi halkına yönelik gerçekleştirilen bu katliamı bir kez daha lanetliyoruz. 2 Temmuz'u unutmayacak, unutturmayacak; adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
2 Temmuz
19.00
Alsancak
2 Temmuz Sivas Katliamı'nın 33. Yılında Unutmadık, Unutturmayacağız!
33 yıl önce, 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta gerçekleştirilen katliamda; başta Alevi aydınlar, sanatçılar ve yazarlar olmak üzere Madımak Oteli'nde bulunan 33 can ile 2 otel emekçisi gerici bir saldırının hedefi oldu. Alevilere yönelik gerçekleştirilen bu katliam, yalnızca canlarımızı bizden koparmamış; halkların bir arada yaşama iradesine, inanç özgürlüğüne ve ortak yaşam umuduna yönelmiş karanlık bir saldırı olarak tarihe geçmiştir.
Aradan geçen 33 yıla rağmen Sivas Katliamı'yla gerçek anlamda hesaplaşılmamış, katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi sağlanmamıştır. Cezasızlık politikaları ve katliamın siyasal arka planının açığa çıkarılmaması, toplumsal vicdanda derin yaralar bırakmaya devam etmektedir. Sivas'ı anmak; yalnızca geçmişi hatırlamak değil, aynı zamanda benzer katliamların bir daha yaşanmaması için mücadeleyi büyütmektir.
Bugün gençliğin görevi; inançlar, kimlikler ve halklar arasında düşmanlık üretmeye çalışan gerici, şoven ve ayrımcı politikalara karşı eşitliği, özgürlüğü ve halkların kardeşliğini savunmaktır. Gençliğin örgütlü mücadelesi; baskıya, sömürüye ve her türlü ayrımcılığa karşı ortak bir gelecek kurmanın en önemli güvencesidir.
Sivas'ta yitirdiğimiz canların anısı önünde saygıyla eğiliyor; Alevi halkına yönelik gerçekleştirilen bu katliamı bir kez daha lanetliyoruz. 2 Temmuz'u unutmayacak, unutturmayacak; adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
Unutmadık, affetmedik, unutturmayacağız!
Dönem Sözcümüz Oya Nur, ANF’ye verdiği röportajda Türkiye’nin emperyalist sistem içerisindeki konumunu, bölgesel gelişmeleri, savaş politikalarını ve halkların mücadelesini değerlendirdi.
Röportajın tamamını okuyabilirsiniz🔻
🔗 https://t.co/9m1dp6u4F7
Bugün İstanbul’un dört bir yanında emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı sokaklara çıkan, aralarında 2 yoldaşımızın da bulunduğu 100’e yakın kişi hukuksuzca gözaltına alındı.
Emperyalizme, savaş politikalarına ve halkların sömürülmesine karşı ses çıkarmak meşru hakkımız. NATO'ya da, onun savaş çığırtkanlığına da geçit vermeyeceğiz!
Başta yoldaşlarımız olmak üzere, gözaltına alınan tüm devrimciler derhal serbest bırakılsın!
Gözaltılar, tutuklamalar ve baskılar bizleri yıldıramaz!